15 Temmuz´da darbeyi başarsalardı Fetö tarafından rektör, vali, kaymakam, müdür filan yapılabilecek kumaşa sahip adamlar, yine ve hızla terfi ettirildiler. Bizim gibi açıktan yürüyenlere ise adeta nanik yapıyorlar. Bunlar Ak Parti´nin altına yerleşen ve oyan "hacı yatmaz"lardır. Merhum Süleyman Nazif, hazzetmediği biri için "O kadar namussuz bir adamdı ki, hiç düşmanı yoktu!" demiş. Bahsettiğim kişiler de öyledir: Oturmadıkları sofra, iş birliği yapmadıkları kesim, yakın durmadıkları devlet görevlisi yoktur. Bu vasıflar, onları Fetöcü yapmasa bile, güvenilmez, vahşi ve ahlaksız kılmaz mı?
Bahsettiğim tipler şu an Fetöyle mücadele kapsamında, önlerine mecburen gelen bazı kararlara zorunluluktan dolayı imza atmanın dışında, bir şey yapmadıkları gibi; soruşturulması gereken konuları da örtmeye çalışıyorlar. Bunun nedeni: hâlâ Fetöden umut kesmemeleri olabilir. Allah korusun öyle bir şey olsa, meydanda takıyye icabı salladıkları bayrakları, "Kâinatın Zübüğü"nü karşılamak için sallarlar. Kendileri de birer ?zübük?türler zaten.
Fetönün dayandığı zihnî sefalet, müşahhas sefaletten nemalanmıştır. Aç ama potansiyel tüketici ve kurnaz nice genç kendindeki cevheri keşfeden bir mücahit kapısına(!) mitil atmıştır. Kökeninde, elbette duruma göre renk alan bir din ve kıvırmaya meşruluk kazandırılmış bir iman vardır. Ama bu arsızlığı beslemede devletin, maarifin, ailelerin birinci derecede sorumluluğu vardır ve sorunludurlar. Fetö´nün derin analizine sıra gelmesi için, önümüzdeki tehlikeyi en aza indirmek şart.
Yetersizlik ve yanlış yönlendirme olduğu gibi; cemaatçiklerin dünyevî nimetlerden pay kapma yarışları zirve yapmıştır. Belki ikinci bir Fetö çıkmaz ama aynı ahlakî zemine sahip şu beşeri kadrodan da hayırlı bir gelecek umulmaz.
Ben ?muasır medeniyet? değil, ?başka bir şey? istediğim için yanılgıya düşen biriyim. Tedavim de mümkün değildir.