Yemeklerin ardından hazımsızlık ve şişkinlik hissini hafifletmek amacıyla tüketilen maden suyu, günlük yaşamda sıkça tercih edilen içecekler arasında yer alıyor. Ancak maden suyunun magnezyum ihtiyacını karşıladığı, sindirimi hızlandırdığı ve böbrek taşı oluşumuna etkisi gibi konularda bilinenlerin tamamı doğru olmayabiliyor. Maden suyunun mineral içeriği ve tüketim miktarı kadar, ürün etiketindeki değerler de önem taşıyor.
Maden suyu magnezyum ihtiyacını ne kadar karşılıyor?
Maden suyu denildiğinde akla gelen ilk özelliklerden biri, magnezyum bakımından zengin olduğu düşüncesi. Ancak bir şişedeki magnezyum miktarı, günlük ihtiyacın tamamını karşılamaktan oldukça uzak kalabiliyor. Bir şişe maden suyunda ortalama 10 ila 20 miligram magnezyum bulunurken yetişkinlerin günlük ihtiyacı yaklaşık 300 ila 400 miligram arasında değişiyor.
Bu nedenle magnezyum ihtiyacını yalnızca maden suyu tüketerek karşılamak mümkün görünmüyor. Örneğin birkaç avuç kabak çekirdeğinden alınabilecek yaklaşık 150 miligram magnezyum miktarına ulaşmak için çok sayıda şişe maden suyu tüketmek gerekiyor. Maden suyu mineral alımına katkı sağlayabilse de tek başına yeterli bir kaynak olarak değerlendirilmemeli.
Yemek sonrası rahatlama hissinin nedeni ne?
Özellikle ağır yemeklerin ardından içilen maden suyu, bazı kişilerde mideyi rahatlatabiliyor. Bu durum, içeceğin içeriğindeki bikarbonatla ilişkilendiriliyor. Bikarbonat, mide asidinin etkisini nötralize etmeye yardımcı olarak yanma hissinin hafiflemesini sağlayabiliyor.
Maden suyundaki karbondioksit gazı da sindirim sistemi üzerinde etkili olabiliyor. Ancak gazlı yapısı herkes için aynı sonucu vermeyebilir. Bu nedenle yemek sonrasında maden suyu içmenin her kişide hazımsızlığı gidereceği ya da sindirimi mutlaka hızlandıracağı düşünülmemeli.
Maden suyu böbrek taşı riskini artırıyor mu?
Maden suyu tüketimiyle ilgili merak edilen konulardan biri de böbrek taşı oluşumu. Özellikle fazla miktarda tüketildiğinde taş oluşumuna yol açtığı yönündeki endişeler gündeme geliyor. Ancak günde bir veya iki şişe maden suyu tüketiminin kalsiyum oksalat taşı oluşumuna neden olduğuna ilişkin genel bir kabul bulunmuyor.
Bununla birlikte tüketim miktarı ve maden suyunun mineral içeriği göz ardı edilmemeli. Böbrek taşı riski konusunda yalnızca içilen maden suyu miktarına bakarak kesin bir sonuca varmak doğru değil. Özellikle böbrek taşı öyküsü bulunan kişilerin tüketim tercihlerini bireysel sağlık durumlarına göre değerlendirmeleri önem taşıyor.
Maden suyu alırken etiketteki hangi değerlere bakılmalı?
Maden suyu seçerken yalnızca markaya veya mineral bakımından zengin olduğu yönündeki ifadelere odaklanmak yerine ürünün içeriğini incelemek gerekiyor. Özellikle sodyum miktarı, dikkat edilmesi gereken değerlerin başında geliyor. Sodyum alımını sınırlandırması gereken kişilerin bu değeri göz önünde bulundurarak tercih yapması önem taşıyor.
Ürünün içeriğindeki tatlandırıcı ve renklendiriciler de seçim sırasında incelenebilecek unsurlar arasında bulunuyor. Ayrıca doğal maden suyu ile sonradan mineral ilave edilmiş içme sularının aynı ürün olmadığı unutulmamalı. Doğal maden suları, yer altındaki kaynaklardan elde edilirken mineralli içme sularının üretiminde suya sonradan mineral eklenebiliyor.
Maden suyu tüketiminde miktar kadar ürünün içeriğini bilmek de önem taşıyor. Mineral katkısı sağlayabilen bu içeceğin, tek başına günlük mineral ihtiyacını karşılayan bir kaynak veya her türlü sindirim sorununun çözümü olarak görülmemesi gerekiyor.




