Uygulamada her zaman mülkün temeli olmayabilir ama muaşeretin esası daima adalettir...
Bu ince çizgi, insanlık derecemizi belirler. En aşağısından en yukarısına kadar, iniş ve yokuşlarla doludur bu çizgi.İstikrarlı olarak ?adil? olan terfi eder, istikrarlı olarak zulmeden zillete düşer. ?Kişilik? dediğimiz şey, hakk katında bundan ibarettir.
Kendine isimler öğretilen, hilafetle şereflendirilen insanın başka insanlar ve diğer kullarla geliştirdiği her şey muaşeret cümlesindendir. Değil insana, bir bardak suya bile haksızlık yapmaya mezun değiliz.
Şartlar öyle gerektiriyor yahut ne yapalım düzen böyle diyen adama şu sorulur: Sen şartların ve düzenin mi, Allah´ın mı kulusun.
Kanun kitabına uydurarak adaletsizlik yapmak, zulümden bile başka bir şeydir. Zalim en azından zulümle müsemmadır; kanunu maske yapmak ise zulüm ile namertliğin en ağır terkibidir. Çünkü suret-i hakk, siyreti nifaktır.