Ecdad bir çok meseleye o kadar hassas, nazenim bir dokunuş ile dokunmuş ki hayran olmamak mümkün değil .Bu hayranlıkla birlikte bir ayna tutup geçmişe kendi hayatımıza aksetmesi için  elimizden gelen çabayı göstermemiz lazım . .

Hiç şüphesiz nezaketli davranış insanın insana yapacağı en büyük iyilik !

''Osmanlı’da sadaka taşları varmış, ihtiyacı olan sadaka taşının üzerindeki keseden, yabancı elçilerin de şaşkının şehadetleriyle, sadece ihtiyacı kadarını alırmış .Aynı şey yolların üzerinde vakıflar tarafından kurulan konaklarda da uygulanır, yolcu eğer ihtiyacı varsa yatağının başucundaki keseden alabilirmiş. Bineğine ücretsiz bakılır, ücretsiz üç gün yemek verilirmiş
Eskiden “Kapıyı kapat!” denilmezmiş Allah (cc) kimsenin kapısını kapatmasın diye düşünülürmüş“Kapıyı ört, ya da sırla” denilirmiş.Kapının kapanmadan yavaşça örtülmesi edebdenmiş
“Lambayı söndür” demezlermiş.Allah (cc) kimsenin ışığını söndürmesin, “Lambayı dinlerdir” derlermiş.Lamba yakılmaz, uyandırılırmış.Uyuyan birisi uyandırılmak için sarsılmaz veya adı ile çağırilmazmış“Agah ol erenler” derlermiş.Nezaket, incelik, edep her işin başı imiş de ondan… Ona eren uyanık olurmuş.İnsanların sözü kesilmez, işaret ve işmar edilmez, fısıltılar, gizli konuşmalar hoş karşılanmazmış
Hanımlar “Efendi” derlermiş beylerine, “siz” derlermiş.Hanımefendiliklerini gösterirlermiş.Gezerken yere yumuşak basılır, ses çıkarmamaya çalışılırmış.Yerdeki haşerata basmamaya özen gösterdiği için, adı “Karınca basmaz Efendiye” çıkan insanlar varmış
Kapıdan çıkarken arkasını dönmemek, geri geri çıkmak edebmiş.Kapı eşiğindeki ayakkabılar, dışarıya doğru değil, içeriye doğru çevrilirmiş“Git bir daha gelme!” der gibi değil de, “gitsen de ayağının yönü buraya dönük olsun” der gibi dizilirmiş

Eskiler hayatı o kadar nurani, o kadar temiz, o kadar manâlı yaşarmış
“Komşuya hatır soran sıra sıra terlikler, Ölçülü uzaklıkta yakın beraberlikler” diye tarif eder Üstad Necip Fazıl bu hali…
Eskiler “Edeb Ya Hu!” derler, Onu görüyor gibi yaşamaya çalışırlarmış O varken b aşk asına bakmaz, Onu unutmuş gibi hallere girmezlermişEzel ve Ebed Sultanı’nın huzurunda nasıl hareket edilmesi gerekiyorsa öyle hareket etmek isterlermiş “Bizi takip eden, her halimizi perdesiz, engelsiz gören, şu anda bizim durumumuza bakan Allah var!” der gibi, o mânâyı hatırlatmak için her yere “Edeb Ya Hu!” yazarlarmış“Allah’ın huzurunda edeb” demekmiş bu…
İnsan nerede olursa olsun Allah’ın huzurunda değil midir?

Bir yazıda buluşmak üzere .