?Derdi olan insan okur, derdi olmayan da okuyarak dert sahibi olur.? diyen Rasim Özdenören ne kadar güzel söylemiş. Var oluş gayesinin sırrına erip hak ve hakikat yolunda dert sahibi olmayan insan ne işe yarar ki. Cemil Meriç ise ?Kitaplar bir limandı benim için. Kitaplarla yaşadım. Ve kitaplardaki insanları sokaklardaki insanlardan daha çok sevdim.? derken aslında bize de bir hakikati göstermiş oluyor. Bir de ?Kitapsız yaşamak kör, sağır, dilsiz yaşamaktır.? diye bir atasözümüz vardır bizim, hatırlayanlara. Hâl böyle iken kitap okumaya ilgimiz ne kadar da az değil mi? Oysa ne kadar da ihtiyacımız vardı kitaba ve okumaya.
Okumuyoruz vesselam... Kim ne derse desin okumuyoruz. Kendi kendimizi kandırıyoruz sadece. Boş boş konuşmakta üstümüze yok ama. İş icraata gelince ortalıkta yokuz. Çünkü o işi yapacak ehliyetimiz, liyakatimiz yok. Ne yapacağımızı, nasıl yapacağımızı bilmiyoruz ayrıca. Hep birilerinin ağzıyla konuşuyor, hep birilerinin ağzıyla hareket ediyoruz. Aklımızı, fikrimizi kiraya vermişiz sanki. Kendimiz olamıyoruz hiçbir zaman. Ne geldiyse başımıza kitapsızlıktan geldi.
Genel olarak ne bir kütüphanenin yolunu biliriz, ne de bir kitap alıp okumuşluğumuz vardır. Kütüphaneler, kitap fuarları ve dolayısıyla kitaplar gereken ilgiyi görmüyor maalesef. Oysa biz eskiden okurduk. Hem de çok okurduk. Kadim kültürümüzün temelinde okumak vardı. Güzel insanlar yetiştirdik bu vesileyle. Gül dağıttık bütün dünyaya?
Hasan Ali Yücel ?Okumaya alışmamış, onun tadını almamış olanlara acıyorum. Onlar, ıssız bir âlemde, yapayalnız yaşayan mahkûmlardır.? diyor. Haklı değil mi? Akvaryumdaki balık ne kadar özgürse kitap okumayan insan da o kadar özgürdür kanımca. Kim denizlere, okyanuslara açılmak istemez ki?
Kitaba değer vermeyen, okumayan milletler hiçbir şey üretemez. Bu böyledir. Aksini iddia etmek abes ile iştigaldir. Hayatları taklitten öteye geçmez böyle toplumların. Geçmişte okuyanlar ölümsüz medeniyetler kurmuşlar, başka milletler de bu medeniyetin kalıcı eseri olan kütüphanelerinden istifade etmişlerdir, etmektedirler.
Bir milletin yemek-içmek gibi kitaba ve kütüphanelere de fazlasıyla ihtiyacı vardır. İster ki adını duyuracak bir âlimi, bilim adamı yahut düşünürü olsun. Bunlar ancak kitaplar ve kütüphaneler ile gelecek nesillere aktarılır. Ve her daim yaşarlar.
Kültür ve medeniyetimizin temelinde kitap çok mühim bir yer tutmaktadır. Bunu herkes kabul ediyor artık. Biz millet olarak bu vesile ile asalet sahibi olduk ve yüzyıllarca zirvede kaldık. Karanlık ve esaretten uzak yaşamak istiyorsak kitaba geri dönmeliyiz. Yani ki özümüze? Kendimizi başkası sanma hastalığından bir an önce kurtulmalıyız.
Ne demişti Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan; ?Oku, düşün, uygula, neticelendir.? O zaman ne duruyoruz. Kitaplar, dergiler, kütüphaneler, kitapçılar, kitap fuarları bizi bekliyor.
Bunları niye mi yazdım? Malumunuz Sivas kitap günleri başladı. 8-14 Eylül 2017 tarihleri arasında Sivas Kent Meydanında sizleri bekliyor da ondan.
Ve son söz Mustafa Kutlu´dan: ?Çocuğunuzu seviyorsanız ona bir kitap alın. Eğer çok seviyorsanız iki kitap alın.?