Sivasspor ekonomik ve oyunsal çöküş süreci, yalnızca sahadaki kötü sonuçlarla sınırlı kalmadı; kulübün mali yapısından oyun kimliğine kadar uzanan derin bir krize dönüştü. Süper Lig’de mücadele ettiği dönemde yapılan transferler ve alınan yönetimsel kararlar, kırmızı-beyazlı kulübü hem TFF hem de UEFA nezdinde zor bir tabloyla karşı karşıya bıraktı.
HATALI TRANSFERLER KRİZİ DERİNLEŞTİRDİ
Sivasspor’un son yıllarda izlediği transfer politikası, kulüp tarihinin en çok tartışılan süreçlerinden biri oldu. Fode Koita, Poungras, Azizbek, Garry Rodrigues, Sonko ve Bieganski gibi isimlerin transferleri, sportif katkıdan çok ekonomik riskleri beraberinde getirdi. Özellikle Sonko ve Bieganski’nin bonservislerine ilişkin ödemelerin yapılamaması, kulübü transfer yasağıyla karşı karşıya bıraktı.
Bu süreçte yapılan hamleler, taraftarlar ve futbol kamuoyu tarafından “plansız” ve “kulübün gerçeklerinden kopuk” olarak değerlendirildi. Kısa vadeli başarı hedefiyle atılan adımlar, uzun vadede Sivasspor’un mali dengesini ciddi şekilde sarstı.
TEKNİK KADRO VE YÖNETİMİN PAYI
Yaşanan bu tablonun sorumluluğu, teknik direktör Bülent Uygun ve kulüp başkanı Bahaattin Eken üzerinde yoğunlaştı. Uygun’un talebiyle kadroya dahil edilen oyuncuların büyük bölümü, beklenen performansı sahaya yansıtamadı. Birçok futbolcunun 10 maç dahi forma giyemeden gözden çıkarılması, kulübün kaynaklarının boşa harcandığı eleştirilerini güçlendirdi.
Sportif başarısızlıkla birlikte ekonomik yükün artması, Sivasspor’u içinden çıkılması zor bir döngüye soktu.
OYUN KİMLİĞİ NEDEN KAYBOLDU?
Sivasspor, yaklaşık 20 yıl boyunca 4-2-3-1 sistemiyle istikrarlı bir oyun kimliği oluşturmuştu. Sert savunma hattı, hücuma destek veren bekler ve mücadeleci orta saha yapısı kulübün alametifarikası haline gelmişti. Ancak Bülent Uygun’un tercih ettiği 5’li savunma sistemi, kısa süreli başarılar dışında uzun vadede takıma uyum sağlamadı.
Galatasaray karşısında alınan ilk haftadaki olumlu sonuç, bu sistemin sürdürülebilir olduğu izlenimini yaratsa da devam eden haftalarda oyun disiplini tamamen bozuldu. Kadro yapısına uymayan bu değişim, takım içi uyumu zayıflattı ve performans düşüşünü hızlandırdı.
TARAFTAR TEPKİLİ, GELECEK BELİRSİZ
Bugün gelinen noktada Sivasspor, hem oyunsal kimliğini kaybetmiş hem de ciddi bir ekonomik darboğazın içine girmiş durumda. Taraftarlar, nostalji duygusuyla göreve getirilen teknik kadronun ve yönetimin bu tablodaki sorumluluğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini savunuyor.
Kulübün yeniden ayağa kalkabilmesi için, kadro planlamasından mali yönetime kadar köklü ve gerçekçi adımlar atması gerektiği artık net biçimde görülüyor. Sivasspor ekonomik ve oyunsal çöküş sürecinden çıkmak istiyorsa, geçmiş alışkanlıklardan çok geleceği merkeze alan bir anlayışı benimsemek zorunda.