Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte çocukların okula uyum süreci de ailelerin gündemindeki önemli konular arasında yer alıyor. Pedagog Rukiye Doğan, özellikle okula yeni başlayan çocukların yaşayabileceği kaygı ve korkuların doğal karşılanması gerektiğini belirterek, ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulundu.
Okula başlamanın çocuklar için hayatlarındaki ilk büyük adımlardan biri olduğuna dikkat çeken Doğan, yeni eğitim döneminin yalnızca yeni bir sınıf, öğretmen ve arkadaş çevresi anlamına gelmediğini ifade etti. Çocukların bu süreçte alışkanlıklarının değiştiğini, sorumluluklarının arttığını, yeni kurallarla karşılaştığını ve ebeveynlerinden ayrılık yaşadığını belirten Doğan, tüm bunların önemli bir geçiş süreci olduğunu vurguladı.
“Her çocuğun uyum süreci farklıdır”
Bazı çocukların okula büyük bir heyecanla başlarken bazılarının ağlayabildiğini, annesinden veya babasından ayrılmak istemeyebildiğini dile getiren Doğan, karın ağrısı ve baş ağrısı gibi fiziksel yakınmaların da görülebileceğini söyledi.
Bu tepkilerin hemen “Çocuğum okulu sevmiyor” şeklinde yorumlanmaması gerektiğini belirten Doğan, “Çocukların okula uyum hızları birbirinden farklıdır. Kimi birkaç günde alışır, kimi için bu süreç haftalar sürebilir. Asıl ihtiyaç, çocuğun bu yeni dönemde kendisini güvende hissetmesidir” dedi.
“Çocuğu başka çocuklarla kıyaslamayın”
Okula uyum sürecinde ebeveynlerin bazı tutumlarının çocukların kaygısını artırabileceğine dikkat çeken Doğan, çocukları başka çocuklarla kıyaslamanın doğru olmadığını belirtti.
“Bak herkes okula gidiyor, sen neden ağlıyorsun?” gibi ifadelerin çocuğun yaşadığı duygunun küçümsenmesine yol açabileceğini ifade eden Doğan, çocuk korktuğunda veya ebeveynini özlediğinde öncelikle anlaşılmaya ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Doğan, “Ağlarsan seni bırakır giderim” gibi terk edilme tehdidi içeren sözlerin de kullanılmaması gerektiğini vurgulayarak, bu tür ifadelerin çocuğun kaygısını artırabileceğini ve okulun güvenli bir alan olarak algılanmasını zorlaştırabileceğini kaydetti.
Gizlice ayrılmak güven duygusunu zedeleyebilir
Ebeveynlerin çocuk fark etmeden okuldan ayrılmasının da doğru bir yöntem olmadığını belirten Doğan, bunun kısa vadede vedalaşma krizini önlüyor gibi görünse de uzun vadede çocuğun güven duygusunu olumsuz etkileyebileceğini söyledi.
Doğan, “Çocuk, ebeveyninin ne zaman ortadan kaybolacağını bilemez hale gelebilir” diyerek vedalaşmaların açık, kısa ve güven verici şekilde yapılması gerektiğini ifade etti.
Çocuğun ağlamasını engellemeye çalışmak yerine duygularını yaşamasına izin verilmesinin daha sağlıklı olduğunu belirten Doğan, ebeveynlerin çocuklarına “Ağlayabilirsin, seni anlıyorum. Zor geliyor olabilir” şeklinde yaklaşabileceğini söyledi.
“Tutarlı ve öngörülebilir olun”
Okula uyum sürecinde her gün farklı bir yöntem uygulanmasının da çocuk açısından kafa karıştırıcı olabileceğine dikkat çeken Doğan, bir gün uzun uzun vedalaşıp başka bir gün çocuğu zorla bırakmanın, daha sonra ise tekrar eve götürmenin süreci zorlaştırabileceğini belirtti.
Doğan, “Uyum sürecinde sakin, öngörülebilir, net ve tutarlı bir yaklaşım önemlidir” dedi.
“Ebeveynin kaygısı çocuğa geçebilir”
Okula uyum sürecinde ebeveynlerin kendi kaygılarını da yönetmesi gerektiğini vurgulayan Doğan, çocuğun sınıfa girmesinin ardından sürekli arkasından bakmanın, öğretmenden sık sık bilgi istemenin veya “Acaba ağlıyor mu?” şeklindeki endişelerin çocuğa farkında olmadan olumsuz mesaj verebileceğini ifade etti.
Doğan, ebeveynin yoğun kaygısının çocuk tarafından “Demek ki burada gerçekten korkulacak bir şey var” şeklinde algılanabileceğini belirterek, bu nedenle anne ve babaların da kendi duygularını düzenlemesinin önemli olduğunu söyledi.
“Vedalaşmaları kısa, net ve güven verici tutun”
Okula uyum sürecinde ailelere önerilerde bulunan Doğan, çocuklara okul hakkında gerçekçi bilgiler verilmesi, mümkün olduğunca günlük bir rutin oluşturulması ve vedalaşmaların kısa, net ve güven verici tutulması gerektiğini söyledi.
Ebeveynlerin çocuklarına, “Sen okuldayken ben işlerimi yapacağım. Derslerin bittikten sonra seni almaya geleceğim” gibi somut ve anlaşılır cümlelerle yaklaşabileceğini belirten Doğan, çocuğun ne zaman ve nasıl alınacağını bilmesinin kendisini daha güvende hissetmesine yardımcı olacağını ifade etti.
“Çocuğun ağlaması kötü giden bir şey olduğu anlamına gelmez”
Çocuğun ağlamasının mutlaka okulda kötü giden bir durum olduğu anlamına gelmediğini vurgulayan Doğan, “Çocuk özleyebilir, ağlayabilir ve yine de okula alışabilir. Bazen çocuk yalnızca ‘Burası benim için yeni ve ben biraz korkuyorum’ demektedir” ifadelerini kullandı.
Çocukların okula yalnızca akademik açıdan değil, duygusal olarak da hazırlanması gerektiğini belirten Doğan, çocuklara güven duygusunun verilmesinin önemine dikkat çekti.
Doğan, çocuklara verilmesi gereken temel mesajı ise şöyle özetledi:
“Yeni bir yere gidiyorsun ama yalnız değilsin. Zorlandığında yanında olan yetişkinler var ve sen bunu başarabilecek güçtesin.”
“Uyum, hiç ağlamamak değildir”
Okula uyumun çocuğun hiç ağlamaması anlamına gelmediğini ifade eden Doğan, uyum sürecinin çocuğun zorlandığı, korktuğu veya ailesini özlediği halde kendisini güvende hissederek zaman içerisinde günlük yaşamına devam edebilmeyi öğrenmesi olduğunu söyledi.
Her çocuğun kendi hızında ve kendi duygularıyla bu süreci tamamladığını belirten Doğan, çocukların öğretmenleriyle sağlıklı bağlar kurmasının ve öğrenme heyecanını yaşayabilmesinin önemine dikkat çekti.
Pedagog Rukiye Doğan, açıklamasının sonunda tüm çocukların okula güvenle uyum sağlamasını temenni ederek, “Her çocuğun kendi hızında, kendi duygusuyla ve kendine özgü yolculuğunda okula güvenle uyum sağlamasını; öğretmenleriyle güzel bağlar kurmasını ve öğrenmenin heyecanını yaşayabilmesini temenni ediyorum. Yeni eğitim-öğretim yılının çocuklarımıza, öğretmenlerimize ve tüm ailelerimize sağlık, huzur ve başarı getirmesi dileğiyle” ifadelerini kullandı.





