Şeytan insandan ne ister? Ve insan tabiatına aykırı bu davetlerde şeytana niçin uyar? İnsan geçmişe bakıp hiç ders çıkarmaz mı? Şeytanın oyuncağı olduğunu göremez mi? Kendisini bekleyen acı hakikati bilemez mi? Yalan, kin, nefret, iftira, haset, gıybet, zan, riya, kibir, gurur... Kırmak, dökmek, çalmak.. Yaralamak, kan kusturmak, öldürmek? Hak yemek, insanlık hukukunu çiğnemek, rüşvet, gasp? Haramdan sakınmamak, zina, küfür, inkar? Terör, hainlik, ihanet, isyan, kargaşa, kumpas? Müslüman kardeşinin yahut Müslüman devletlerin yanında değil kafirlerin veya kafir devletlerin yanında olmak? (Hangisini sayalım, örneği oldukça fazla...) Bedenen ve ruhen bir esaretin ardından peş peşe gelen şeytani eylemler bunlar? Peki neden insan bu esaretten kurtulamaz da şeytanın ağına kolayca düşer.Oynanan oyunun farkına varamaz da kendisini dipsiz kuyulara atar. Cevabı çok açık: İnandığı gibi yaşamamak? İnandığı gibi yaşamayınca inandığı değerlerin insanın hayatında hiçbir ehemmiyeti kalmıyor. Her şey sıradanlaşıyordu artık. Ve pusuda bekleyen şeytan harekete geçiyor sinsice ve ansızın. Çalınıyor kapılar. Yaşanmayan değerlerin yerine yenileri giriyor bir bir. Nefse hoş geliyor bunlar. Başlangıçta zorlansa da insan yavaş yavaş alışıyor. Bir bakmışsın hayatının olmazsa olmazları oluyor bütün bu şeytani eylemler. Ve hatta şeytanın kendisi oluyor insan yahut sistemler, devletler? İşte Ramazan-ı Şerif şeytanın ağına düşmüş bu insanları veya devletleri düştükleri çukurlardan kurtarmak için heyecanla kapıları çalıyor her sene bıkıp usanmadan. Çalınan kapıyı açıp Ramazan-ı Şerif´in davetine icabet edenlere ve geçmiş günahlarından arınarak Yüce Allah´a el açanlara ne mutlu? Bu mübarek ayda şeytan zincire vurulduğu halde kalbini daha da karartarak küfründe inat edenlere ne acı? Ramazan-ı Şerif öze dönüşlere vesile olsun inşallah. Dua...