Diz ekleminden gelen sesler, son dönemde hastaların en sık sorduğu şikayetler arasında yer alıyor. Ancak her "çıtırtı" bir hastalık anlamına gelmiyor. Seslerin sadece eklem içinden gelmediğini belirten uzmanlar, eklem çevresindeki kasların, tendonların veya bağların kemik çıkıntılar üzerindeki hareketlerinin de bu seslere neden olabileceğini ifade ediyor. Dolayısıyla, dizden ses gelmesi tek başına her zaman endişe edilecek bir durum teşkil etmiyor.
Hangi Belirtiler Kırmızı Alarm Veriyor?
Dizden gelen tıkırtı seslerine eşlik eden bazı kritik belirtiler, durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. Eğer sesle birlikte ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı ortaya çıkıyorsa, vakit kaybetmeden bir hekim değerlendirmesi gerekiyor. Bu tablo; osteoartrit (kireçlenme), kıkırdak aşınması, menisküs lezyonu ya da bağ lezyonu gibi önemli ortopedik problemlerle ilişkili olabiliyor. Eklemin içinde takılan veya sıkışan bir doku olup olmadığının araştırılması, erken teşhis açısından hayati önem taşıyor.
Kireçlenmeye Yol Açan Üç Büyük Risk

Diz ekleminde kireçlenme gelişimi üzerinde etkili olan üç temel faktör bulunuyor: Genetik yatkınlık, fazla kilo ve yaş alma. Özellikle kilo kontrolünün diz sağlığı için vazgeçilmez olduğu vurgulanırken, "birkaç kilodan bir şey olmaz" düşüncesinin yanlışlığına dikkat çekiliyor. Dizin taşıdığı yükün büyüklüğü düşünüldüğünde, ideal kiloyu korumak eklem ömrünü doğrudan etkiliyor.
İleri Evrelerde Robotik Teknoloji Dönemi
İleri düzey diz kireçlenmesinde son aşama tedavilerden biri olarak diz protezi öne çıkıyor. Bu noktada robotik uygulamalar, ameliyat öncesi hatasız bir planlama yapılmasına imkan tanıyor. Robotik cerrahi, eklemde daha iyi bir bağ dengesi kurulmasına yardımcı olsa da günümüz şartlarında en önemli dezavantajı ekonomik yükü olarak görülüyor. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, erken evrede alınan önlemler diz sağlığını korumanın en etkili yolu olmaya devam ediyor.