Sivas’ın dağlarında yetişiyor, sofralarda yıllardır yer alıyor
Sivas denildiğinde akla gelen yöresel ürünler arasında kuşburnunun da önemli bir yeri bulunuyor.
Dağlık ve yabani alanlarda kendiliğinden yetişen kuşburnu, özellikle sonbahar aylarında Sivas’ın kırsal bölgelerinde vatandaşlar tarafından toplanıyor. Suşehri ve Gemerek gibi ilçelerde doğadan toplanan kuşburnuları kış hazırlıkları için değerlendiren ailelerin sayısı da az değil.
Kırmızı rengi, kendine özgü ekşi-tatlı aroması ve yoğun kokusuyla dikkat çeken kuşburnu; yıllardır evlerde reçel, marmelat ve çay yapımında kullanılıyor.
Aslında burada gözden kaçırılmaması gereken önemli bir nokta var:
Sivas, hazırda bulunan bir ürüne sahip.
Üstelik bu ürünün nasıl değerlendirileceğine ilişkin yöresel bilgi de yıllardır kuşaktan kuşağa aktarılıyor.
Bir kavanoz kuşburnu marmeladı bile neden markaya dönüşmesin?
Kuşburnu marmeladını bilenler bilir.
Kendine has rengi, kıvamı ve ekşi-tatlı lezzetiyle kahvaltı sofralarında farklı bir tat sunuyor. Ev yapımı kuşburnu marmeladı ve reçeli, Sivas’ta birçok ailenin geçmişten bugüne taşıdığı lezzetlerden biri.
Peki bu lezzet neden Sivas’ın dışına daha güçlü şekilde taşınamıyor?
Neden Sivas adıyla raflarda yer alan, internet üzerinden Türkiye’nin dört bir yanına gönderilen, ambalajında Sivas’ın hikâyesini anlatan güçlü bir “Sivas Kuşburnusu” markası olmasın?
Kuşburnu yalnızca toplanıp tüketilecek bir yabani meyve olarak görülmek yerine; reçelinden marmeladına, çayından meyve suyuna kadar farklı ürünlere dönüştürülebilir.
Üstelik bu yalnızca bir gıda ürünü meselesi de değil.
Doğrudan kırsalda yaşayan vatandaşların ekonomisine katkı sağlayabilecek bir üretim modeli de ortaya çıkabilir.
Gümüşhane örneği dikkat çekiyor: Kuşburnu şişeye girdi
Tam da burada Gümüşhane örneği dikkat çekiyor.
Gümüşhane merkezli Gümüşsu markası bugün %100 kuşburnu suyu ve kuşburnu marmeladı gibi ürünleri satışa sunuyor. Markanın internet sitesinde 250 mililitrelik ve 1 litrelik kuşburnu suyu ürünleri bulunurken, kuşburnu marmeladı da ürün gamında yer alıyor.
Ürünler yalnızca yörede tüketilen bir lezzet olarak kalmıyor; internet üzerinden Türkiye'nin farklı noktalarındaki tüketicilere de ulaştırılıyor. Gümüşsu’nun hikâyesinde kuşburnundan bir marka değeri oluşturma fikrinin ve köylerdeki üretimin önemli bir yeri olduğu görülüyor.
Hatta Gümüşhane’nin kuşburnuyla olan bağı eğitim materyallerine dahi yansımış durumda. Gümüşhane İl Milli Eğitim Müdürlüğünün hazırladığı şehir tanıtım materyalinde kuşburnunun il açısından önemli tarım ürünlerinden biri olduğu ve marmelat, reçel, çay ve meyve suyu olarak değerlendirildiği belirtiliyor.
Buradaki mesele Gümüşhane ile Sivas’ı yarıştırmak değil.
Asıl mesele şu: Sivas neden kendi kuşburnusunun hikâyesini yazmasın?
Sivas’ın kuşburnusu neden Türkiye’ye açılmasın?
Belki de Sivas’ın önünde duran fırsatlardan biri tam olarak burada.
Dağlarda kendiliğinden yetişen, yıllardır yöre insanı tarafından toplanan ve mutfak kültüründe karşılığı bulunan bir ürün var.
Fakat bu ürünün;
- Sivas markasıyla paketlenmesi,
- standart ve hijyenik koşullarda işlenmesi,
- reçel ve marmelat olarak satışa sunulması,
- kuşburnu çayına dönüştürülmesi,
- meyve suyu olarak şişelenmesi,
- e-ticaret yoluyla Türkiye geneline gönderilmesi,
- Sivas’ın yöresel ürünleri arasında güçlü bir marka haline getirilmesi
neden mümkün olmasın?
Bugün bir turist Sivas’tan ayrılırken yanında Sivas kuşburnu marmeladı götürebilse, başka bir şehirde yaşayan vatandaş internetten “Sivas Kuşburnu” aratarak bu ürünü satın alabilse, bunun hem yöresel kültüre hem de şehir ekonomisine katkısı olabilir.
Belki de Sivas’ın yeni yöresel markası kuşburnu olabilir
Sivas’ın elinde yalnızca tarihi ve doğal güzellikler yok.
Kentin kırsalında yetişen ve yıllardır sofralarda bulunan birçok yöresel ürün de bulunuyor. Kuşburnu ise bunlardan belki de en dikkat çekici olanlarından biri.
Çünkü burada sıfırdan bir ürün ortaya çıkarmaktan söz etmiyoruz.
Ürün zaten var.
Toplayan insan var.
Ürünü işleme konusunda yıllardır devam eden gelenek var.
Reçelini, marmeladını yapan var.
Çayını tüketen var.
Eksik olan ise belki de bu yerel lezzeti tek bir çatı altında toplayacak, standartlaştıracak, paketleyecek ve Sivas adıyla Türkiye’ye sunacak güçlü bir marka hikâyesi.
Bu nedenle soruyu bir kez daha sormak gerekiyor:
Gümüşhane kendi kuşburnusundan Türkiye’ye ulaşan bir marka çıkarabiliyorsa, Sivas neden çıkaramasın?
Belki de Sivas’ın dağlarında her sonbahar toplanan o kırmızı meyve, yalnızca evlerin kış hazırlığı değil, gelecekte şehrin önemli yöresel markalarından birinin de hammaddesi olabilir.
Sivas’ın kuşburnusu doğada var. Lezzeti zaten biliniyor. Şimdi mesele, bu değeri markaya dönüştürebilmekte.





