Dünya genelinde değişen ekonomik düzen ve artan geçim sıkıntısı, Sivas’ın yerel iş gücü piyasasını da derinden sarsıyor. Bir yanda hayallerindeki işi bulamayan binlerce üniversite mezunu genç, diğer yanda ise kapısına "eleman aranıyor" ilanı asmaktan yorulan işletme sahipleri... Sivas sokaklarında bugünlerde en çok bu sessiz ama derin kriz konuşuluyor. İş dünyasının şekil değiştirdiği bu dönemde, iki tarafın beklentileri arasındaki uçurum her geçen gün daha da büyüyor.
"Birikimini Yapan Haber Vermeden Gidiyor"

Sivas’ta uzun yıllardır işletme sahipliği yapan Ercan Boyraz, yaşadıkları personel sıkıntısını çarpıcı sözlerle özetliyor. Uzun vadeli çalışacak yol arkadaşı bulmanın artık imkansız hale geldiğini belirten Boyraz, "Gelenler ya asgari ücretin çok üzerinde taleplerde bulunuyor ya da asgari ücretle işe girip üç-beş ay para biriktirdikten sonra bir anda kayboluyorlar. En kötüsü de, artık işten ayrıldığını bile söyleme gereği duymadan, ertesi sabah doğrudan işe gelmemeyi tercih ediyorlar," diyerek Sivas genelindeki birçok esnafın ortak dert ortağı oluyor.
Diplomalı Gençlerin "Alan Dışı" Mücadelesi

Genç neslin bu tutumu bir "hedef şaşması" olarak görülse de, madalyonun diğer yüzünde üniversite eğitiminin ardından gelen büyük bir hayal kırıklığı yatıyor. Türkiye genelinde olduğu gibi Sivas’ta da binlerce genç, yıllarca eğitimini aldığı mesleği yapamıyor. Kendi potansiyellerine uygun iş kolu bulamayan gençler, geçici işlerde çalışırken motivasyonlarını hızla kaybediyor. Bu durum, gençleri "ilk fırsatta kaçmaya" iterken, işverenlerin makul sayılabilecek süreklilik taleplerini de karşılıksız bırakıyor.
İstihdamda Beklentiler Çarpışıyor
Sivas’ta iş hayatının bu yeni normali, her iki tarafı da haklı bir sitemin içine sürüklüyor. İşverenler işlerin yürümesi için sadakat ve süreklilik beklerken; gençler, ekonomik dar boğazda geleceklerini garanti altına alacak daha iyi şartların peşinden koşuyor. Sabahın ilk ışıklarında karanlıkta yola düşen çalışan ile ay sonunu getirmeye çalışan patron arasındaki bu denge, Sivas’ın sosyal ve ekonomik yapısını yeniden düşünmemiz gerektiğini bir kez daha kanıtlıyor.




