Türk edebiyatının usta kalemlerinden Peyami Safa'nın babası, şair İsmail Safa'nın mezarı Sivas'ta bulunuyor. Yıllar önce Ali Ağa Camii haziresine nakledilen mezarın varlığından birçok vatandaşın haberdar olmadığını belirten Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Halkbilimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süheyla Yüksel, İsmail Safa'nın hayatının son dönemini Sivas'ta geçirdiğini söyledi.
Sivas'ta bu mezar tarihiyle dikkat çekiyor#sivasaliağacami #sivaspeyamisafa #sivasmezarhttps://t.co/9Xeggt5pzX pic.twitter.com/kLFKjy0lCp
— Bizim Sivas Gazetesi (@bizimsivascomtr) July 14, 2026
Türk edebiyatının önde gelen romancılarından Peyami Safa'nın babası, şair ve yazar İsmail Safa'nın mezarı Sivas'ta bulunuyor. Türk edebiyatı açısından önemli isimlerden biri olan İsmail Safa'nın Ali Ağa Camii haziresindeki mezarını ise çok az kişi biliyor. "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu", "Fatih-Harbiye" ve "Matmazel Noraliya'nın Koltuğu" gibi eserleriyle Türk edebiyatına damga vuran Peyami Safa'nın babası olan İsmail Safa, döneminin tanınmış şair ve edipleri arasında yer alıyordu.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Halkbilimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süheyla Yüksel, İsmail Safa'nın 1900 yılında Dahiliye Nezareti tarafından posta kâtibi olarak Sivas'a tayin edildiğini ve dönemin şartlarında sürgün niteliği taşıyan bu görevlendirmenin ardından Sivas'a gelen Safa'nın, sağlık sorunlarına rağmen görevini sürdürdüğünü söyleyerek, hastalığının ilerlemesi üzerine 24 Mart 1901'de Sivas'ta hayatını kaybettiğini ifade etti. Süheyla Yüksel, ilk olarak dönemin Garipler Mezarlığı'na defnedilen İsmail Safa'nın naaşının, daha sonra Kongre Binası yanındaki İzzet Paşa Camii haziresine nakledildiğini ve son olarak ise Ali Ağa Camii haziresine taşındığını ifade etti.

"Sivas'a sürgün ediliyor"
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yüksel, İsmail Safa'nın mezarını Sivas'ta olduğunu söyleyerek, "Peyami Safa Türk edebiyatının önde gelen roman yazarlarından. Ama sadece romanlarıyla bilmiyoruz. Onun köşe yazıları da önemli bir noktada. Hem o dönem ki güncel siyasi olaylar hem de ideolojik açıdan görüşler öne sürmüştür. Peyami Safa romancı kişiliğinden öte İsmail Safa'nın çocuğu olması açısından önem taşıyor. İsmail Safa vefat ettikten sonra Sivas'ta defnedilmiştir. Kendisi Sivas'a sürgün ediliyor ve cenazesi burada defnediliyor. İsmail Safa ve arkadaşları İngiliz büyükelçiliği önünde bir gösteri yapıyorlar. O yıllarda İngilizlerin Afrika'da hakimiyet kurmaya çalışması ve başarılı olması üzerine bu gösteri gerçekleşiyor. Dönemin baskılı bir devir olması ve zaman zaman zaptiye nezaretiyle yaşanılan bir takım problemlerden dolayı İsmail Safa devamlı takip ediliyor. Bu gösteriler sebebiyle İsmail Safa Sivas'a sürgün ediliyor. Sivas aslında bir sürgün diyarı değil. Osmanlı'da İstanbul dışındaki her yer sürgün olarak sayılıyordu. Ve 2 bin 500 kuruş maaşla sürgün ediliyor. Yani tamamı ile buraya gönderilip kendi başına bir geçim sorunuyla karşı karşıya kalmıyor. İsmail Safa Sivas'a gelmeden bir kızını kaybediyor, diğer kızını da Sivas'ta kaybediyor. İsmail Safa ve ailesi devamlı sıkıntılar yaşıyorlar. İsmail Safa'nın Sivas'ta postanede görev yaptığını biliyoruz" dedi.
"Mezar taşı kırılıyor"
Yüksel, İsmail Safa'nın uzun süre isimsiz bir mezarda yattığını belirterek, "İsmail Safa öldükten sonra bugün halin bulunduğu garipler mezarlığına defnediliyor. Daha sonra mezarlık kaldırılınca, hükümet meydanındaki İzzet Paşa Camii'nin haziresine defnediliyor. O zamanlar lise olarak kullanılan kongre binasındaki öğrenciler de edebiyat sınavları öncesinde İsmail Safa'nın mezarı başında dua ediyorlar. Hükümet meydanı açılacağı zaman o cami de kaldırılıyor. Mezarlar kaldırılırken şairin mezar taşı kırılıyor. Bugünkü Ali Ağa Camii'ne defnedildikten sonra İsmail Safa uzun bir süre isimsiz bir şekilde yatıyor. Herkes ona ait olabileceğini düşünse de onun mezarı olduğunu kanıtlayan bir belge yoktu. Sonra amcam Peyami Safa'ya bir mektup yazıyor. Babasının mezarının fotoğrafını göndererek mezarın babasına ait olduğu haberini veriyor. Peyami Safa da bir mektup yazarak amcama teşekkür ediyor. Öldükten sonra ailesi cenazeyi o zamanki şartlardan dolayı götüremiyor. Gurbette olması açısından hem üzücü hem de düşündürücü bir durum. İsmail Safa'yı madem ki bizim topraklarımızda misafir ediyoruz, onu da hatırlamalıyız ve anmalıyız" diye konuştu.





