Sivas’ta yüzyıllardır sürdürülen hedik kaynatma geleneği, harman sonunun gelmesiyle birlikte yeniden yaşatılıyor. Genellikle ağustos sonu ve eylül aylarında gerçekleştirilen gelenekte, şahman buğdayları büyük kazanlarda kaynatılarak hedik elde ediliyor.
Buğdayın elenip ayıklanmasının ardından taneler suyla iyice yıkanıyor. Sabahın erken saatlerinde kazanlara alınan buğdaylar, tandırlarda yaklaşık 1-2 saat boyunca kaynatılıyor. Pişme sırasında şişerek yumuşayan buğday taneleri, “hedik” adını alıyor.

Kaynatılan hedik, ilk aşamada çerez olarak da tüketiliyor. Genellikle büyük tepsiler veya sahanlarda toplu olarak ikram edilen hedik, üzerine tuz ve haşlanmış nohut eklenerek yeniliyor. Böylece hem sofraların hem de komşuluk ilişkilerinin önemli bir parçası haline geliyor.
Hedikten kışlık yiyeceklere
Hedik kaynatmak yalnızca bir tüketim geleneği değil, aynı zamanda kış hazırlığının da önemli bir aşamasını oluşturuyor. Kaynatılan buğdaylar süzek, kevgir ve eleklerden geçirilerek suyundan ayrılıyor. Ardından güneş gören açık alanlarda, damlarda, kilim, çarşaf veya büyük naylon sergiler üzerinde kurumaya bırakılıyor.

Kurutulan hedikler daha sonra değirmenlerde öğütülerek kabuklarından ayrılıyor. Bu işlemin ardından buğday; yarma bulgur, düğülcük, ince bulgur ve köftelik bulgur gibi farklı ürünlere dönüştürülüyor. Böylece yaz sonunda yapılan hazırlık, kış boyunca sofralarda kullanılacak çeşitli yiyeceklere dönüşüyor.
Eskiden mahallelerde bulunan sokularda yapılan bu işlemler, günümüzde daha modern yöntemlerle sürdürülse de geleneğin özü korunmaya çalışılıyor.
Diş hediği geleneğinin de vazgeçilmezi
Hedik, yalnızca kışlık yiyecek hazırlığında değil, Anadolu'nun önemli geleneklerinden biri olan diş hediğinde de kendine yer buluyor. Çocuğun ilk dişini çıkarması dolayısıyla hazırlanan hedik, komşulara dağıtılıyor ve birlikte tüketiliyor.
Sivas'ta harman sonunun ardından kazanlarda kaynatılan hedik, geçmişten günümüze uzanan üretim ve paylaşma kültürünün önemli örneklerinden biri olmayı sürdürüyor.
Haşlanmış buğdayın yolculuğu ise hedik olmakla bitmiyor. Kurutulup öğütülen buğday, ilerleyen dönemde bulgur pilavından düğ çorbasına kadar pek çok geleneksel yemeğin temel malzemesi olarak sofralara dönüyor.
Sivas'ta her yıl yeniden kurulan kazanlar, yalnızca buğdayı değil, geçmişten bugüne taşınan bir kültürü de kaynatıyor.





