Köyün köklü geçmişi incelendiğinde, asırların derin izlerine rastlanıyor. Ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin meşhur Seyahatname adlı eserinde "150 haneli, bağlı-bahçeli, mamur bir köy" sözleriyle övgüyle bahsettiği bu kadim bölge, yaklaşık 800 yılı aşan tarihiyle adeta günümüze meydan okuyan görkemli bir açık hava müzesini andırıyor.
Sivas'taki 8 Asırlık Bu Köyü Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Yazmıştı! pic.twitter.com/qUIYTxc9yy
— Bizim Sivas Gazetesi (@bizimsivascomtr) May 15, 2026
Kayalardan Yükselen Eşsiz Taş Mimari

Köyün en dikkat çeken yanı, tamamen zemindeki yerel kayaların sökülmesiyle ve sal taşlarıyla inşa edilen özgün evleri oluyor. Bitişik nizamda yapılan, aralarında tüneller ve köprüler bulunan bu yapılar, görsel açıdan ünlü Mardin evlerini anımsatıyor. Genellikle iki veya üç katlı tasarlanan evlerin alt katındaki ahır ve ocak sistemi, odaların kışın sıcak, yazın ise serin kalmasını sağlıyor.
Sığınaklı Evlerde Zamana Karşı Direniş

Geçmişte olası tehlikelere karşı savunma amacıyla korunaklı sığınakların da inşa edildiği bu tarihi köy, kısa süre önce resmen ‘Sit Alanı' ilan edilerek koruma altına alındı. Ancak köylülerin göç etmesiyle evlerin boş kalması ve bölgedeki yoğun yağışlar nedeniyle, zamana yenik düşen bu asırlık taş binaların bazıları ne yazık ki yıkılmaya başladı.
Baba Ocağına Dönüş ve Turizm Beklentisi

Genç yaşta iş bulmak için İstanbul’a göç eden yerel halk, şimdilerde emeklilik sonrası yeniden doğup büyüdükleri baba ocağına geri dönüyor. Yaz aylarında tatil amacıyla gelen gurbetçilerle şenlenen ve son dönemde tarih meraklısı gezginlerin uğrak noktası haline gelen bu şirin köy, tamamen yok olup gitmeden önce turizme kazandırılmayı bekliyor.




