Havalar ısınmaya başladı hocam. Bugünlerde dersler hiç çekilmiyor yani. Lakin sabretmek lazımdır. Ne de olsa sabrın sonu selamettir' demişler.
Haklısın çocuk. Aynı zamanda sabır direniştir.
Hocam, bugün çok değişken, gelişken ve önemli fikirlerle geldim size. Duyunca çok şaşıracaksınız, ama görüşlerime katılır mısınız, orasını bilemem işte.
Neymiş bu fikirlerin çocuk. Söyle de bilelim bakalım. Ya gerçekten katılırız ya da gülmekten katılırız. Hemen önyargılı hareket etme. Biliyorsun önyargı kötü bir davranıştır.
Hocam, ben diyorum ki şu talebelik gerçekten zor iş. Kar, kış, yağmur, sel, gece, gündüz demeden senelerce uğraşıp didiniyorsun. Her an, her saniye derslerin sıcak nefesini ensende hissediyorsun. Altı yaşında yola bir giriyorsun ve ilk soluğu tam sekiz yıl sonra alabiliyorsun. Biraz nefeslenmeye niyetleniyorsun ki yeniden yola koyuluyorsun. Bu yeni yolculuk da tam dört yıl devam ediyor. Etti mi sana on iki yıl.
Hesabın kuvvetliymiş çocuk. Senin matematiğin kaç?
Hiç sormayın hocam. Bu hesapları yaptığıma bakmayın. Matematiği zar zor geçiyorum desem yalan olmaz. Ama onunla ilgili de orijinal fikirlerim var.
Devam et bakalım çocuk, şu orijinal fikirlerine. Garson, şu çayları tazele!
Tamam hocam. Şimdi lise bittikten sonra içinde hâlâ okuma azmi varsa -ki belli bir bilgi birikimin de gerekiyor, çünkü sadece istemekle olmuyor- üniversite sevdasına tutuluyorsun. Okudun mu orada da dört, beş yıl. Al sana kocaman bir on yedi yıl. Dile kolay hocam. Az buz zaman değil. On yedi yıl eğitim alan bir insan neler yapmaz ki.
Neler yaparmış çocuk?
Çok iş yapar hocam. Mesela parklarda, çay bahçelerinde çekirdek satar, simit satar, maçlarda bilet satar, manavlarda domates satar, dağlarda koyun yayar, kaldırımları sayar falan filan yani.
Bunlar nasıl meslek çocuk. On yedi yıllık eğitime bu işler reva mıdır? Bu kadar sene eğitim alan insan dünyayı yerinden oynatsa yeridir.
Belki olması gereken budur hocam. Normal şartlarda dünyada söz sahibi olan mühendisler, bilim adamları, doktorlar çıkması lazım, ama nedense olmuyor işte.
O zaman biraz değişiklikler yapmak gerek çocuk.
Tamam, işte hocam! Ben de bu fikirlerimi söyleyecektim size.
Söyle bakalım çocuk.
Madem bu şekilde olmuyor hocam, şu eğitim işlerinde biraz değişiklikler yapalım.
Ne gibi değişiklikler çocuk.
Yapacak çok şey var hocam. Mesela diyorum ki ders saatleri haftada en fazla yirmi olsun. Bu yirmi saatin on saatini müzik, resim, beden eğitimi gibi derslerle doldurmalı, kalan on saati ise tarih, coğrafya, Türkçe gibi derslerle takviye etmeli. Matematik ve fen bilgisini müfredattan atmalı.
Hımım! Devam et çocuk.
Yazılılar, sözlüler ortadan kalksın. Öğrenciler öğretmenleri yazılı yapsın. Öğretmen derse geç kalmasın, öğrenciler derse hiç girmesin. Öğretmen derse zamanında girip sınıfın penceresinden bahçede top oynayan öğrencileri saysın. Ama yanlış saymasın. Yanlış sayıp yoklama fişine gelmeyen öğrenci numarası yazarsa bütün maaşı kesilsin.
Başka?
Öğrenciler karnelerini kendileri doldursun, kılık kıyafet serbest olsun, şubat tatili iki aya çıksın, yaz tatili dört aya çıksın, cumhurbaşkanını talebeler seçsin
Bu dediklerin yapılırsa okullar ne kadar kolay idare edilir değil mi çocuk.
Tabii, hocam bu hususta söylenmiş laf bile var. Neydi, unuttum şimdi. Okullarla, maarifle alakalı bir şeydi işte.
Tamam, tamam. Anladım çocuk. Lakin şöyle bir durum var çocuk. Normal şartlarda on yedi yıllık bir eğitim ile bu durumlara düşüyorsak, senin dediklerin yapılınca memleketin hâli ne olur acep?
Ne olur acep hocam?
Tarih kitaplarını karıştır çocuk!
Karıştırmaz olur muyum hocam. İşin aslı ben bugün sizin gibi konuşayım dediydim. Hani siz de bazen böyle konuşuyorsunuz ya. Ne de olsa sizin talebenizim ve sizin yolunuzdan gitmeye çalışıyorum hocam. Kızdınız mı yoksa?
Anlamıştım zaten çocuk, ama benim yolumdan gitme çocuk. Yoksa ömrün kitap yığınları arasında, klavye başında geçer.
Memlekete bir faydamız dokunacaksa varsın öyle olsun hocam. Allah, talebelerimize talep eden bilinci; memleketimize birlik, beraberlik, huzur ve mutluluk versin
Aferin çocuk.
Ellerinizden öperim hocam
Şu Talebelik Zor İş!
İbrahim Kaya
Yorumlar