(13) Çoban bakıyor ki Tahir gelmiyor: -Gelsene Tahir, dedi. -Kardaşım, sen sürüyü bırakıp nereye gidiyorsun? Bir kurt gelse sürüyü kırsa, seni arayıp bulmazlar mı? ?Tahir´i getirmiş de şöyle oldu, böyle oldu? demezler mi? Senin de boynun gider, benim de. Çoban diyor ki: -Bre oğlum! Ben onu öyle birine emanet ettim ki; kendi bir, ismi bin! Gel orasını düşünme. Keçeyi değneğe takıyor, oraya dikiyor. Tahir anlıyor ki, çoban gerçek sıtkı bütünlerden. Yola revan oluyorlar. Çobanın deve dudaklı, muşmula suratlı, suratsız bir anası varmış. Şehrin kenarındaki mahallede oturuyorlardı. Bunlar eve gelip içeri giriyorlar. Anası kirmen eğiriyor. -Ana, bak bunu tanıdın mı? -Ne bileyim ben kim olduğunu oğlum. -Ana bu Tahir, Ahmet Vezir´in oğlu. -Haaa!.. -Ana! Bunu bu gece Zühre´nin yanına götüreceksin. Deniz kenarında kırk tane kızla kalıyor. -Ulan, sen aklını mı oynattın? Katil Şah, benim de kafamı vurdurur. Ben götürmem. Kadının sözleri Tahir´in canını sıktı. Çoban değneğini yağlamaya başladı ki, anasını dövecek. Dövdü mü de karı bir hafta yatarmış. Bunun üzerine çobanın anası gitmeyi kabul ediyor. Çoban sürülerinin başına gidiyor. Kocakarı kendi kendine sokurdanıp ötüyor. Uzatmayalım, akşam karanlık kavuşuyor. Tahir´e bir elbise giydiriyor kadın. Diyor ki; -Bak, ben götürüp seni oraya bırakırım, ötesine karışmam. Yalnız ayaklarım yürürken seyrek atma, kız gibi yürü. -Peki. Efendi bunu götürüyor, köşkün kömürlüğüne iteliyor. Kimse oraya kadar şüphe etmiyor. Elbiseyi soyundurup gerisine bile bakmadan oradan kaçıyor. Haberi verelim köşktekilerden... Akşam yemek saati geliyor, karanlık kavuştu. Herkes grup grup yemeğini yiyor. Zühre de arkadaşı Melek Suna ile. Melek Suna: -Sobayı bir ateşleyelim de ısınalım, diyor. Kalkıp kömürlüğü gidiyor, odun kömür getirecek. Orada Tahir´i görüyor. Oradan çıkıp Zühre´nin yanına geliyor. Diyor ki: -Zühre! Kömürlükte bir delikanlı yatıyor ama, gözleri tam Tahir´in gözü. Zühre, Tahir´in adını duyunca, rahatsızlanıyordu, başına ağrı giriyordu. Yine öyle oluyor. Elini kaldırıp Melek Suna´ya bir sille vuruyor. -Kız, benimle eğleniyor musun, ne Tahir´i? Gelip bakıyorlar ki, hakikaten Tahir. Hemen oradan Tahir´i alıp Zühre´nin yanına getiriyorlar. Zühre başına ağrı girmiş, yerde yatıyordu. Sedirden alıp, divanın üzerine koyuyorlar. Orada, Melek Suna alıyor sazı eline, bakalım neler geliyor diline: Sana kurban Melek Suna Uyur gözün yuma yuma Mevlâ´m hasret ile koma Uyan Zühre Tahir geldi Zühre; ?Benimle eğleniyorlar? diye aldırış etmiyor. Bu sefer Tahir sazı eline alıyor, -Ben onu uyandırırım, diyor. Alıyor sazı destine, koyuyor dertli sinesinin üstüne. Bakalım Zühre´ye ne diyor: Yar yaslandım yastığının yanını Satın m´aldın çöl uykunun kârını Hak sakladı bu Tahir´in canım Uyan gözlerine kurban olduğum Arayıp da Kahraman´da bulduğum Zühre yine; ?Benimle dalga geçiyorlar? diye düşünüyor, bir sille daha vuruyor. O zamana kadar Melek Suna: -Yeter ettin sen, diyor. Bunu kucaklar kucaklamaz sedire çarptı. Zühre uyanıyor ki, gerçekten Tahir gelmiş. -Vay Tahir´im! Sana Allah kavuşturdu, diyor. Bunlar sarım-dürüm oluyorlar. Melek Suna´ya diyor ki: DEVAMI YARIN