Bir insanın milletini, dinini, kültürünü sevmesi tabii bir şeydir. Bu değerlerin, teröre katma değer olarak kullanılması namussuzluktur ve bu namussuzluk beynelmilel terörizmin derin taktiğidir. Terörün aslî sebebinin kültürel kimlikler olduğunu savunmak: taktiğe işlerlik kazandıran bir ferasetsizlik yahut hainliktir. Katliamların etnisite ve din üzerinden yürütülmesi aklı ortadan kaldırmayı, kan davası ilkelliğiyle taraftar toplamayı kolaylaştırmak içindir.
Aydın namıyla anılanların çoğu, gerçekte kültürün içini boşaltmak ve bazı değerleri simgeleştirmek suretiyle insanların düşünmesini engellemektedirler. Legal platformlarda, cehaletten terörist devşirilmesine zemin hazırlayan tiplerin elleri güneydoğuda; ayakları kandilde, başları ülke dışındadır . Kürtler: önce kültürlerini sahte tarihçilerin, dilcilerinin tasallutundan kurtararak dürüstçe keşfetmeli; sonra da ırkçılıktan beslenen aydın ve politikacılardan kurtarılmalılar. Teröre Kürtleri sermaye yapanlar, doğrudan dağdakiler değil; yurtdışında ve yurt içindeki destekçi aydın ve politikacı kılıklı ajanlardır. 
Önce terör üretilmekte, teşkilatlandırılmakta ve uygun bir hat üzerine konuşlandırılmakta, ardından teröriste kültürel kimlik üzerinden, siyasi bir rol biçilmektedir. Terörist, aradan zaman geçtikçe dağda bir nevi meşrulaştırılmakta, terörden doğan zincirleme reaksiyon bütün coğrafyamız üzerine karabasan gibi çökmektedir. Şiddet ve korkunun dünyadaki iktisadi, siyasi, kültürel manevra alanlarını genişlettiğini hesap eden patronlar, ?Terör yoluyla kontrollü yönetim? uygulamalarını sağlamaya yetecek teröristi veya örgütü el altında bulundurmaktadırlar.
Terörle mücadelenin fayda ve maliyet analizi çok derin hesap değil, feraset gerektirmektedir. Terörle mücadelede geçmiş zamanlarda ders alınması gereken, olumlu olumsuz tecrübelerimiz olmuştur. Unutulacak bir şeymiş gibi, terör kurbanlarının sayısının arada bir hatırlatılması, sadece terörün sürdüğünün göstergesidir. Terör yurtdışı mahreçlidir ve yurtdışında bitirilmelidir. Suriye, bugün değil; ta başından beri terörün yapılandığı yerdir. Bekaa vadisinden, Kandil´e kaydırılan PKK´yı besleyen batılı devletler ve İran birinci derecede terörizmi Türkiye´ye karşı bir baskı unsuru olarak kullanmaktadırlar.
Artık terörün işleyişi, destekçileri ve taktikleri üzerine söylenecek tek kelime kalmamıştır. Aktif üç terör örgütünün de tek hedefi Türkiye´dir. Meşru müdafaa hakkımızı sonuna kadar ve tavizsiz bir biçimde kullanmak zorundayız. Terörü bitirmek için bugün ödeyeceğimiz maliyet, geleceğimizi kurtarmak için yatırım olabilir.
Tam anlamıyla bir savaşın içindeyiz ve savaş şartlarının gerektirdiği her çeşit teknik ve yasal düzenleme anında yerine getirilmelidir. İçeride polis vazife ve salahiyet kanununda bazı muğlâklıkların giderilmesi; dışarıda ise askerî her türlü müdahalenin tavizsizce gerçekleştirilmesi şarttır.
Son katliamla kandilimizi kana bulayanların irili ufaklı bütün kandillerini söndürmedikçe bize rahat yok.