"Ey oğullarım! Gidin, Yusuf´u ve kardeşini araştırın. Allah´ın rahmetinden ümit kesmeyin; zira, kâfir kavimden başkası ,Allah´ın rahmetinden ümit kesmez." Kur´an-ı kadimden bir ayetle başlıyalım.
İçine düştüğümüzde ikaz aldığımız, bir hadise « yeis » yani « ümitsizlik » yakup peygamberin oğullarına yaptığı ikazın sonundaki ifade çok keskin ! Çok çarpıcı eğer böyle bir durumun içindeysek derhal sıyrılmamız lazım ! Kendimize gelmemiz lazım !
Şu an, psikologların, yaşam koçlarının, kişisel gelişim uzmanlarının söylediği bu değilmi ? İçinde bulunduğun durumdan sıyrıl, olumsuz giden yolunda gitmeyen her şeyi karşına al ve onlara de ki «düzelecek ! ».
Bakın kur´an-ı kadimde bunu söylüyor « ümit et ». Demek ki biz ümit etmekle emrolunmuşuz, yelkenleri indirmek bizim işimiz değil. Ve biz emrolunduğu üzere,  ümit var olursak enerjimiz bakış açımız değişecek, olumlu düşünceler de olumluyu çekecek. Bazen bir arkadaşımızı düşündüğümüz anda telefon çalar ve kimi zaman bu hadiseye şaşırırız, halbuki biz enerjiden oluştuk  rabbimizin ?´HU ?´ ismiyle hayat bulduk. Biz enerjimizi hangi yöne akıtırsak oranın  kapısı daha çabuk açılacak , tabi ki hiçbir kapı çalmadan açılmaz, muhakak  çalmak lazım. Bazen kapıda beklerken yoruluruz, bazen « bu kapı açılmayacak mı acaba ? » deriz. Ama bilmemiz gereken şu ki biz beklerken, teslim olmuş bir halde bekliyorsak, o kapı erinde veya gecinde açılacak. Diyelim ki istediğimiz arzu ettiğimiz « o » iş bizim için hayırlı değil ama  bunu bilmiyoruz, elbetteki « gaybı  Allah bilir »,  belki bizim için hayırlı değil, ama biz tüm kalbimizle ümit ettiğimiz için bile doğrusunu yapmış oluyoruz. Ve bazen beklemek zor gelir insana. Biz teslim olmuş bir kalple bekliyorsak « HÜKÜM ALLAHIN »dır fısıldıyacak  bize usulca. Ve bekleme süresinde « depresif » duygular  aklımızı karıştıramayacak. Çağın hastalığı olan çığ gibi büyüdüğü söylenen, « depresyona » girme olasılığımız ciddi. Tabiki bazen de bu anlamda destek almamız gereke bilir, o zaman da bu durumumuzu ötelemeden yardım almamız lazım , bu defada  iyleşeceğimize  şifanın ALLAH dan geldiğini bilerek  ümit var olacağız !
Diğer taraftan da anonim bir söz, var ki « İnsanların umutları ile oynama, belki tek sahip oldukları şey budur !» Bu sözü şöyle genişlete biliriz : insanlara alt yapısı oluşmadan bir vaat de bulunma, belki hayal eder, bu asılsız hayellere sürükleyen kişi sen olursun. Unutma ki para, kariyer statü bu « yalan » diye ifade edilen dünya için önemlidir sadece. Gerçek diye nitelendiren dünya için başka şeyler ön plana geçer, elinden geldiği ölçüde bekletme süresini kısalt.
Madem Yusuf peygambere itaf edilen bir ayetle başladık ,bir yıl önce kaleme aldığım naçizane bir şiirle de bitirelim inşallah, teslimiyetin mükâfatı bazen kölelikten sultanlığa uzanır. Ama her zorluğun karşısında Yusuf asaleti damlasın yüreğimize o kuyuda da, zindanda da, sarayda da aynı Yusuf du, biz direk saraya sultanlığı hayal edince hem kuyuya hem zindana haksızlık ediyoruz, halbuki hepsinin hakkını versek, ne kuyu ne zindan bizden şikâyetçi olur bizde hepsinden öğrenmiş olarak çıkarız tıpkı Yusuf gibi ?. 
Kuyuya düşen iki hece, YU-SUF.
Kuyu latif, Yusuf latif, kuyu berrak, Yusuf berrak,
Ne Yusuf kuyuyu kirletiyor, ne kuyu Yusuf´u.
Ne kuyudan zarar gelir Yusuf´a, ne Yusuf´tan zarar gelir kuyuya
Kuyu mahcup, Yusuf utangaç
Kuyu biçare, çare arayan Yusuf´u sarmalamakta,
Yusuf kuyudan şikâyetçi olmasa da felaha çıkma duasında,
Kuyu Yusuf´un duasına bin bir kez âmin demekte,
Yusuf kuyuyu imtihan bilmekte.
Yusuf varlık sahasından hiçlik makamına geçişte
Yusuf için sabır makamını bekleyişte,
Yusuf iki hece, durup durup kuyuya düşmekte,
Kuyu iki hece Yusuf´a ev sahipliği yapmakta,
Sabır iki hece Yusuf´un tertemiz gönlüne binlerce kez düşmekte.
Yusuf kimi zaman kırgın,
Kimi zaman üzgün,
Kimi zaman?
Yusuf iki hece, durup durup yüreğime düşüp beni şereflendirmekte.