(7)
-Oğlum, bunu da üçler, beşler, yediler, kırklar aşkına iç. Şehzade Mahmut:
-Üçler, beşler, yediler, kırkların aşkına... diyerek içti.
Aklına geldi ki; “Ben anamdan doğalı hayatım boyunca solar, şerbetler, şuruplar içtim, böyle tatlı su dudağıma değmedi. Şu adam verse de şu sudan bir daha içsem.”
İhtiyar, kadehi bir daha doldurdu.
-Al oğlum. dedi. Az geldiyse bunu da iç.
Onu da Mahmut ağzına götürüyordu ki, ihtiyar sağ eliyle bileğinden yavaşça tuttu.
-Bunun şartı, kanununu da söyle oğlum, dedi.
-Bunun şartı, kanununu da ben bilmem, veren derviş baba bilir, dedi.
-Oğlum, bunu da Mısır’da Eset Paşa’nın kızı Telli Nigâr Hanım’ın aşkına... diyerek iç bakayım, dedi.
Mahmut:
-Mısır’da Eset Paşa’nm kızı Telli Nigâr Hanım’ın aşkına... diyerek onu da içti.
-Bir şey gördün mü oğlum?
-Hayır baba, dedi. Seni görüyorum, bir de elindeki bardağı bana verirken görüyorum. Sen alırken görmüyorum.
-Peki, dedi iki parmağımı açacağım. Arasından, dikkat et bak. Son verdiğim badenin sahibini, yani Telli Nigâr Hanım’ı sana canlı olarak göstereceğim, iki parmağımın arasından bak. Görünce gözlerin kamaşırsa veyahut o yana bu yana çabalayıp bocalarsan, kavuşmanız mahşere kalır, imdadınıza gelemem, dedi.
İki parmağını açtı. Mahmut, iki parmağın arasından bakıp da Mısır’da Nigâr Hanım’ı kırk tane cariyesinin arasında köşkü eyvanında, cariyeleri sağında solun¬da giderken görünce, aklı başından gidip hayran oldu. “Ulan, bunun yeri uzak veyahut çarpaşık dolaşık herhalde ki, bu adam imdadınıza gelirim, gelemem diyor. Yanıma gelirken eğilir tutarsam, buna hiç minnetim kalmaz daha” diyor. Nigâr Hanım’ı ihtiyarın elinden alayım gayesiyle kendini öyle bir attı ki, sedirin üstüne arkasının üstüne düştü. Odanın ortalık yerinde yatıyordu, sedirin üstüne düştü, ihtiyar çekip gitti.
Mahmut içmiş olduğu üç bardak suyun hararetiyle orada sekiz gün kaldı. Kimsenin haberi yoktu. Annesi biliyordu ki: çocuk yaslı da vezirler çocuğun yasını gamını almak için davet edip o yana bu yana gezdirip götürüyorlar, onun için eve gelmiyor belliyor. Vezirlerde -çocuğun perşembe günleri babasının mezarına gidip ağladığını biliyordu- “Herhalde çocuk babasının yasım tuttuğu için makamına gelmiyor” diye araştırmıyorlardı. Uzatmayalım, bu minval üzere yedi gün geçti. Sekizinci gün vezirler çocuğu divanda göremeyince dediler ki:
■ -Yahu, bunda bir hal var. Bu kadar olmaz. Hiç olmazsa üç beş gün sonra gelirdi. Bunu bir yoklamak lâzım. Hasta mı oldu, sayrı mı oldu? Yoksa bir derde mi tebelleş oldu?
Birinci vezire dediler ki:
-Orası hükümdar evidir, git yokla da gel.
Birinci vezir geldi, kapıyı vurdu. İçerden, “Gel” sesini duyunca kapıyı açtı, içeri girdi. Gördü ki, kocakarı oturmuş -Hurşit Bey’in hanımı, yani Mahmud’un annesi- üç beş cariye yanında hizmetçilik ediyor, o da o zamanın keyfi neyse işte, kahveyle, çayla keyfedip duruyordu. Vezir;
-Selamünaleyküm hükümdar annesi, dedi.
-Aleykümselam vezir oğlum, gel bakayım, dedi. Otur, gel, buyur.
-Yok oturmayacağım nine, dedi. -Ne has geldin?
-Hükümdarımız Mahmut, bugün sekiz gündür makamına gelmiyor. Onu yoklamak için geldim. Arkadaşlar da beni münasip gördüler. Bu, neden gelmiyor, bir yoklayayım dedim.
-Kaç gündür gelmiyor, dedi kocakarı.
-Sekiz gün oldu.
-Eyvah! Ben de vezirler çocuğun yasını gamım, alıyorlar diye araştırmadım. Demek ki çocuğa zarar ettiler, kayıp ettiler de ben ortalıkta kaldım desene, deyip ağlayıp feryat etmeye başladı.
Bunu gören vezir, usulca çıkıp gelip vezir arkadaşlarına keyfiyeti anlattı. Adamlar çağırttılar. Sordular, soruşturdular, hiç “Gördük” diyen yoktu. Kocakarıya, “Mahmud’un bulunmadı haberi gelince, annesi ağlayıp feryat ederek ken-dini dışarı attı, içeride duramadı. Cariyeler peşine düştüler. Tutuyorlar, baş edemiyorlar. Ağlıyor feryat ediyor, çekip yakalarını koparıyor, saçını başını yoluyor. Bütün halk başına yığıldı. Mahmud’u okutan Hoca Cihan, bastonuyla dürtünerek ona aşağı geliyordu. Gördü ki, hükümdarın annesi, ağlayıp feryat ediyor. Çekmiş yakasını bağrını koparmış, saçım başını yolmaya çalışıyor.
Beri geldi hoca:
-Aman ninem, ne yapıyorsun? Sen bir koca hükümdar hanımısın. Aynı za¬manda hükümdar annesisin. Bu millete karşı ne yapıyorsun böyle?
DEVAMI YARIN