Milli Yol Partisi Sivas İl Başkanı Zeki Haral Muhsin Yazıcıoğlu davası hakkında Bizim Sivas Haber Sitesi muhabiri Selim Çetinkaya'ya özel açıklamalarda bulundu.
Milli Yol Partisi Sivas İl Başkanı Zeki Haral, Bizim Sivas Haber Sitesi'ne yaptığı özel açıklamada Muhsin Yazıcıoğlu davası, yeniden başlatılan soruşturma ve yıllardır mahkeme dosyalarında yer aldığını söylediği deliller hakkında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.… pic.twitter.com/aflgaDdo8K
— Bizim Sivas Gazetesi (@bizimsivascomtr) July 22, 2026
2009 yılında yaşanan suikast olayında 3 gün boyunca arama kurtarma çalışmalarında bulunan Haral, olayın ardından görülen davaların yüzde 90'ına katıldığını belirterek, "orada yaşanan adalet katliamını görmüş, o acziyeti yaşamış kişilerdenim. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in 25 kişi hakkında yeniden başlattığı soruşturma ve yapılan operasyon sonucunda 19 kişi tutuklandı. Bu güne kadar bu olaya suikast diyemeyenler, sanki aynı yerden düğmeye basılmış gibi, 'bu olay suikast' demeye başladı. Mahkemelerde görünmeyenler, bugün 'bu işin takipçisiyiz' demeye başladılar" dedi.
"Bu gün konuşulan delillerin tamamı mahkeme dosyalarında var. Bazı şeyler basına yeniymiş gibi aksettiriliyor" diyen Milli Yol Partisi Sivas İl Başkanı Zeki Haral, "Yıllardır görülen davaları takip eden bizler, aileler, davanın avukatları, bizler yeniymiş gibi lanse edilen; 2 tane F - 16'nın helikopter üzerinde uçuş yaparak türbülans yaptığını, oluşan türbülans nedeniyle helikopterin oryantasyonunun bozulduğunu ve bundan dolayı helikopterin sert iniş yaptığını biliyoruz. Bu delilleri mahkemenin avukatları görülen davalarda devamlı dile getiriyor" ifadelerine yer verdi.
BBP'nin Merhum Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte Kahramanmaraş yakınlarında düşen helikopterde yaşamını yitiren Gazeteci İsmail Güneş ile dönemin BBP İl Başkanı Erhan Üstündağ, İl Başkan Yardımcısı Yüksel Yancı ve Belediye Meclis Üyesi adayı Murat Çetinkaya'nın hayatını kaybetti olayın arama kurtarma çalışmaları hakkında konuşan Haral, "Helikopterin düşmesinden sonra yapılan ihbarların hiçbiri o dönemki arama kurtarma ekiplerine aktarılmadı. Olaydan 2 saat sonra helikopterin yerinin tespit edildiği, arama kurtarma çalışmalarının olay yerinin tam zıttı bir bölgede yaptırıldığı, bütün bunlar bir şüphe değil delildir. Davanın avukatları bütün bu bilgileri mahkemelere delilleriyle sundu. Aslında her şey net, 17 yıldır görülen davaların tamamı görevi kötüye kullanmayla ilgiliydi. Bizim ana soruşturma davası dediğimiz dosya Kahramanmaraş 2. Cumhuriyet Başsavcılığı'nda 17 yıldır bekletiliyordu. Biz bu ana soruşturma dosyasının açılmasını bekliyorduk. Bu süreç içerisinde davaya sahip çıkmayanlar, bu olaya kaza diyenler, suikast diyemeyenler Adalet Bakanı Akın Gürlek'in başlattığı soruşturma sonrasında davayı sahiplenmeye çalışıyor. Bizler Muhsin Yazıcıoğlu davası için mücadele ederken bu insanların hiçbiri ortada yoktu, aileler gerçeğin ortaya çıkması için mücadele ederken ortada yoklardı. 'Biz bu davanın takipçisi olacağız' demekten başka bir şey yaptıkları yoktu ve olayın aydınlatılması için gereğini yapmıyorlardı. Yıllardır Cumhur İttifakı'nın ortaklarılar. 17 yıldır kaçta Adalet Bakanı değişti, hangisi ile gidip bu olay için görüşebilmişler? Ana soruşturma davası 17 yıl boyunca neden bekletildi, bunu hangi bakana sorabilmişler? Bu kişilerin, son gelişmelerin yaşanmasının ardından sürecin takipçisi gibi davranmaları tabii ki bir rahatsızlık yarattı, Genel Başkanımız Remzi Çayır da bu konu ile ilgili açıklamalarda bulundu" dedi.
Muhsin Yazıcıoğlu'nun İsmail Güneş'in, Erhan Üstündağ'ın Yüksel Yancı ve Murat Çetinkaya'nın hayatını kaybettiği olay hakkında açılan 2 davaya takipsizlik kararı verildiğini ifade eden Milli Yol Partisi Sivas İl Başkanı Zeki Haral, "takipsizlik kararı verilen davalardaki bu takipsizlik kararını bozan hakimleri başka yerlere sürdüler, takipsizlik kararı verenleri daha üst makamlara atadılar" sözlerinin ardından, "Türkiye'de adalet olmadığı yönünde yaygın bir kanaat var fakat son dönemde Gülistan Doku davası ve devamında Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının şehit edildiği suikast olayının üzerine gidiliyor. Yaşanan olaydaki hava radar kayıtlarına yıllarca ulaşılamadı. Radar kayıtlarına ulaşıldığında da verilerin üzerinde oynandığı şüphesi doğdu. Devamında ise Diyarbakır'da bulunan radar verilerinin bulunduğu harddiskin imha edildiği ortaya çıktı. Evet bu süreç içerisinde sahada FETÖ elemanları var ama onlara bu emri kim verdi? O zamanki hükümet bu olayı engelleyebilir miydi? Neden engellemedi? Veya sorumlulara gereken yaptırımlar neden uygulanmadı ve bu dava 17 yıl Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı'nda bekletildikten sonra birden yetkisizlik kararı ile Ankara'ya alındı? Kahramanmara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yetkisiz olduğu 17 yıl sonra mı akıllarına geldi?" ifadelerine yer verdi.
2009 yılında yaşanan olayla ilgili, sadece sahada operasyona katılanların değil, bu olayın arkasında kim varsa hepsinin aydınlatılmasını istediklerini ifade eden Zeki Haral, "İnşallah suçlular cezasını bulur" ifadeleriyle sözlerini noktaladı.




