Ahmet ÖZDEMİR Atatürk, Ankara'nın hava koşullarında hastalanan annesini, tedavi olması ve ileride gelini olacak Latife Hanım'ı görmesi için İzmir'e göndermişti. Karşıyaka’da Latife Hanım’ın köşküne geldiğinde Zübeyde Hanım felç ve gözü görmüyordu. Gelişinin 28. gününde burada vefat etti. Atatürk, annesinin cenazesine gelemedi. Görkemli bir mezar yapılması önerisine "İzmir'in bir taşı yeter" diyerek karşı çıktığı söylenmekte. Mustafa Kemal, ancak 13 gün sonra İzmir’e geldi ve annesinin mezarını ziyaret etti. Burada annesinin yaşadığı sıkıntıları anlatırken şöyle demişti: "Annem çok çekti. Erkanı harp yüzbaşısı olarak çıkmıştım. Beni önce zindana sonra sürgüne gönderdiler. Sürgüne giderken annem gözyaşları içinde Sirkeci Rıhtımı'nda kalakaldı. Mütareke yıllarında padişahın verdiği idam fermanının yerine getirildiğini sanan annem felç oldu. Oturduğu evler ikide bir basıldı, arandı. Onu İstanbul'dan kurtarıp yanıma aldığımda ise o artık yalnız hisleriyle yaşıyordu. Annemi kaybettiğim için üzgünüm. Tek tesellim anavatanı yoksulluğa, yokluğa sürükleyen idarenin artık bir daha geri gelmemek üzere yokluğun mezarına gömülmüş olduğunu görerek ölmüş olmasıdır." Size Zübeyde Hanım’ın hayatından kısa kısa satırbaşları açmak istiyorum: 1857 yılında Selanik yakınlarındaki Langaza'da doğdu. Babası Sofuzade Feyzullah Ağa, annesi Ayşe Hanım'dı. Adını Zübeyde koymuşlardı. Zebeyde, Arapçada öz, asıl, cevher, her şeyin iyisi, kemalin en ileri derecesi, akça pakça doğmuş gibi anlamlara geliyordu. Farsçada ise "kasımpatı" çiçeğinin adıydı. Kasımpatı, Atatürk’ün sevdiği çiçekti. Ölüm yıldönümlerinde İzmir’deki Zübeyde Hanım’ın mezarından kasımpatılar getirilip, Atatürk’ün mozolesine konurdu. Zübeyde Hanım’ın ailesinin kökeni Karaman’ın Yörük Türkmenlerindendi. Küçük yaşta Selanik'te Gümrük Muhafaza Teşkilatında memur Ali Rıza Efendi ile evlendirildi. Fatma, Ömer ve Ahmet isimleri verilen çocukları dünyaya geldi. Önce Fatma'yı, Ali Rıza Efendi'nin Yunanistan sınırındaki Çayağzı adlı bölgeye tayininden sonra da Ömer ile Ahmet'i kaybetti. Mustafa 1881 yılında doğduktan sonra ailenin Makbule ve Naciye isimleri verilen çocukları dünyaya geldi. Naciye de küçük yaşta verem nedeniyle hayata veda etti. Ali Rıza Efendi, bazı kaynaklara göre 1886, bazı kaynaklara göre de 1888 yılında vefat etti. Genç yaşta küçük çocuklarla dul kalan Zübeyde Hanım, büyük zorluklar yaşadı. Başka gelir kaynağı yoktu. Evini kiraya verdikten sonra çocuklarını alarak bir süre için Langaza bölgesindeki Sarıyer köyünde oturan ağabeyi Hüseyin Efendi'nin yanına taşındı. Mustafa Kemal ile kardeşi Makbule Hanım köyde yaşadıkları sürede tarla işlerinde çalıştı. Zübeyde Hanım, daha sonra oğlunu eğitimini sürdürmesi için annesi Ayşe Hanım'ın yanına gönderdi. Ağabeyi Hüseyin Efendi'ye yük olmak istemeyen Zübeyde Hanım, ikinci evliliğini Selanik Gümrükler Başmüdürü Ragıp Bey ile yaptı. Zübeyde Hanım, Balkan Savaşı'ndan sonra Ragıp Bey'den ayrıldı, Osmanlı toprağı olmaktan çıkan Selanik'i terk edip kızı Makbule ile İstanbul'a geldi. Millî Mücadele yıllarında Ankara'ya yerleşti. 1919 yılında Anadolu'ya çıkan oğlunu aylarca göremedi. Ancak 14 Haziran 1922'de Adapazarı'nda kavuşabildi. O’nun yanına Ankara'ya yerleşti. Zübeyde Hanım'ın hayatı endişe içinde geçti. Oğlu boynunda idam fermanıyla geziyordu. Zübeyde Hanım'ın çok marifetli bir kadındı. Çocuklarını düşünen bir anneydi. Yalnız kendi öz evlatlarını değil, manevi evlatlarını da. Size pek bilinmeyen bir bağışın öyküsünü yazmak istedim: Mustafa Kemal Atatürk’ün anneleri, manevi annemiz Zübeyde hanımın, 28 Kasım 1921 tarihinde Darüşşafaka’ya yaptığı bağışın üzerinden tam yüz iki yıl geçti. Darüşşafakalı öğrencilerin eğitimine destek olanlar arasında Zübeyde Hanım da bulunuyor. Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu Başkanı M. Tayfun Öktem, bu bağışla ilgili şu bilgiyi veriyor: “28 Kasım, Zübeyde Hanım’ın 1921’de yaptığı bağışın 100. yıl dönümü. Biz Darüşşafakalılar bunun için çok fazla heyecanlı ve duygu doluyuz. Atamızın annesinin Darüşşafaka’yı güvenilir bir kurum olarak görmesi, eğitimde fırsat eşitliğini kaygı edinmesi, o günün savaş koşullarında böyle bir desteği yavrularımıza uygun görmesi çok kıymetli. Zübeyde Annemizin bize gösterdiği bu güven çok değerli. Biz, Darüşşafakalılar da o güvene ve değere hep mazhar olmaya çalışan bir camiayız.” Sevgili dostlarım, bu bağışın öyküsü şöyle: Zübeyde Hanım, Kurtuluş Savaşı günlerinde bağış yapmak için Darüşşafaka’yı tercih etmiş. Bağış için düzenlenen “ilmühaber” belgede “Ankara Hükümeti Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Anadolu Kuvayı Milliye Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin annesi” olarak tanımlanmış. “İlmühaber”i imzalayan diğer kişi o tarihte Darüşşafaka Müdürü olan Ali Kami (Akyüz) olmuş. Şimdi bağışçı Zübeyde Hanım’ın iki özel isteğini belirteyim: “Darüşşafaka’da eğitim gören çocuklara anne şefkatiyle kalbini açan Zübeyde Hanım, bu bağışı sırasında Darüşşafaka’dan iki istekte bulunuyor: Biri Darüşşafaka’da okuyan çocuklara o zorlu savaş döneminde yılda bir kez mevsim meyvelerinden birinin dağıtılması… Diğeri ise her yıl Kadir Gecesi’nde bağış belgesinde belirtilen isimlerin ruhlarına Kuran-ı Kerim okutulması….” " Darüşşafaka Cemiyeti Müzesinde bulunan belgenin fotoğrafını yazımın ekinde sizlere sunuyorum. Zübeyde Hanım'ın bağışının gereklerini özenle yerine getiren Darüşşafaka Cemiyeti, her yıl Kadir Gecesi'ne denk gelen gün, Ulu Önderimiz Aziz Atatürk ve silah arkadaşları, Darüşşafaka’nın kurucuları, kuruluşunda madden ve manen destekleyen ve onaylayan Sultan Abdülaziz Han ve Zübeyde Hanım başta olmak üzere vefat eden tüm bağışçılarının, Darüşşafaka'ya hizmeti geçenlerin ve bütün şehitlerimizin aziz ruhları için Kur’an-ı Kerim ve Mevlid-i Şerif okutuyor ve indirilen Hatm-i Şerif’in duası yapılıyor. Okul koridorlarında bulunan sepetler, Darüşşafakalı öğrencilere diledikleri zaman meyve yeme olanağı sunuyor. Darüşşafaka Cemiyeti Müzesi’nin en değerli varlıkları arasında bulunan Zübeyde Hanım’ın 28 Kasım 1921 tarihli ve 20 bin kuruşluk bağışına ilişkin belge bulunuyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım, her yıl 14 Ocak'ta İzmir’de mezarının başında anılıyor.