Eski başbakan Sn. Davutoğlu üzerinden yürütülen bir acayip gündem var. Önce ima edilirdi ama artık ima değil eşiyle beraber Feto´yu ziyaret ettiği konusu işlenmektedir. Çapraz savaş işte böyle sürdürülür. Bu gündemi oluşturanlar görünüşte, Sn. Ahmet Davutoğlu´nu Sn. Cumhurbaşkanı´na ihbar ederek vatanî bir görev(!) yerine getirmiş oluyorlar. Hukuk delil arar, bu gündemi oluşturanların bence soruşturulması gerekir. Resmî bir yetkim yok ama ?Bunlar gerçek Fetöcüdür!? diyerek, kendi kara defterime geçirir ve unutmam. Paranoya, tevekkül ile bağdaşmaz; ?Esen rüzgârlardan hile sezerek yaşamak!? ise, ata sanatımız olmalıdır.
Pensilvanya ile illegal görüşmeler yapanların etekleri tutuştu. Kendilerini "Ak"lamak için meşruiyet arıyorlar. Davutoğlu konusu bu iş için en ideal malzemedir. Ak Parti içinde FETO ile içli dışlı yaşamış çok sayıda parlamenter, iş adamı, bürokrat, akademisyen; Davutoğlu da görüşmüştü diyerek, en azından kamuoyu önünde kendilerini töhmetten kurtaracaklarını düşünüyorlar. Bunlar Ak Parti´nin Fetöcüleridir, hadi eski Fetöcü diyelim?
Ahmet Davutoğlu kamuoyunun tanıdığı bir hoca ve entelektüeldir, Fetullahçılığı kara sakızla sarsan sırtına yapışmaz. Çünkü ilişkileri açıktır ve PDY ile her hangi bir çıkar ilişkisi, akçeli işi olamaz. FG ile devlet görevlisi olarak görüşmüş ve bu devlet adına son nokta da orada konulmuştur. Bundan sonra devlet için PDY, FETÖ´dür. Bunu bizzat Sn. Cumhurbaşkanımızın, ?Ahmet Bey´in Pensilvanya´ya gitmesinden benim bilgim var. Benim iznim ve bilgim dâhilinde gerçekleşmiştir. Ve oraya gitmiştir. Hatta Zafer Çağlayan Bey de gitmiştir. Bunlar benim bilgim dâhilinde gerçekleşti. Ahmet Bey ziyaret sonrası görüşmenin içeriğini anlattı. İyi niyetli girişimimiz bir karşılık bulmadı. Görüşmenin içeriğini söyleyemem. O tarihten sonra da arkadaşlarımıza ?Pensilvanya´ya gitmeyeceksiniz!´ demeye başladım.? ifadesinden anlıyoruz.
Ak Parti içinde Fetöcü var mıdır bilemeyiz, varsa tespiti devletin işidir. Hiçbir bakanı, milletvekilini, bürokratı Fetöcülükle de itham edemeyiz, tehlikeli de bir iştir zaten. Bu saydığım zevat hukukun üstünlüğüne değil, üstünlerin hukukuna tabidir. Fetö ile işbirliklerini ise daima öne sürdüm ve sürmeye devam edeceğim. Fetöcü iş adamlarına devlet imkânlarını peşkeş çekenler, Fetöcü bürokratları kadrolara yerleştirenler ve destekleyenler bizzat bu iş birlikçilerdir. ?Aldandık!? demeleri, bu gerçeği değiştirmez. Hukukun bunlara verebileceği bir ceza olamayabilir ama sütten çıkmış ak kaşık gibi gezmeleri asla içime sinmez. Çünkü bunların tercihen göreve aldıkları bürokratlar, başkalarını elemek suretiyle gerçekleşmiştir. Elenenler ise ?The Cemaat?ten referansı olmayan gariban takımıdır. Bunların adamları çarkın hâlâ içindedirler ve 15 Temmuz´da saf değiştirmeleri, nedametlerinden değil, çaresizliklerindendir. ?Cadı Avı? istemeyiz ama ?cadı kazanı?na odun taşıyanların da hâlâ iktidar çarkı içerisinde ve hâlâ adamlık taslayarak dolaşmaları da doğru değildir.
Bürokrasi ayağı tamamen Ak Parti içindeki sempatizanlar tarafından beslenmiştir. Bunların sempatizanlık düzeylerinin nerde başlayıp bittiği bize ayan değildir.
Fetö´nün iki boyutundan birisi insan devşirme sistemi, diğeri ise finans kaynağı teminidir. Fetö, 15 Temmuz öncesinde ?iş adamı? kılıklı, sıcak para akışından beslenen bir finans ağına sahiptir. Himmet, daimi sıcak para aktarırken; iş adamları bu paraların aklayıcısı ve ortağı pozisyonundadır. PKK´nın yıllık geliri elli milyon dolar, mal varlığı ve legal görünümlü ilişkilerinin çoğu karanlıktadır; yönettiği sıcak para ise 1 milyar dolardır. FETÖ´nün mali gücü ve hükmettiği sıcak para : Ankara Başsavcılığı´nın hazırladığı ´çatı iddianame´de detaylarıyla anlatıldı. Savcılık, himmet adı altında toplanan ´cemaat vergisi´nin, ´kilise aşarı´nın kopyası olduğunu vurguladı. İddianameye göre, örgütün ekonomik hacmi toplam 150 milyar dolar.
FETÖ legal görünümlü eğitim faaliyetleriyle adam devşirirken, aynı yolla para devşirmeyi de ileri derece beceren bir örgüttür. Kısa zamanda büyük bir başarı gösterilmesi beklenemez ama önemli olan istikrarlı ve kararlı mücadeledir.