Koşuşturmanı, işini gücünü aldı korona. Şimdi bir bak bakalım, işin yokken sen kimsin? Yaşanılır biri misin? Eskilerin güzel bir sözü vardır, iyi huylu insanlar için söylenmiş ''çok geçim ehli'' derler. Bakalım biz geçim ehli bir insan mıyız? Bu süreci nasıl geçireceğiz en çok hangi cümleyi kullanacağız. Hasbel kader sıkça ''canım sıkıldı'' diyorsak bu sıkılan can bize ait bu kadar sıkıcı mıyız? Halbuki sosyal yaşantıda oldukça eğlenceli biri iken tek başımıza suratımızı asıp oturuyor muyuz?
Hayat bir süreliğine kendini sessize aldı. Bizde kendimizi dinlemek için iyi zaman dilimi olabilir. Bir bakalım nelere dertlenmiş, nelere kızmış, nelere küsmüş, biraz merhem olalım kendimize. İç sesimizden  yerli yersiz kuruntulardan sebepsizce geçmiş ve gelecek arasındaki mekik dokumaktan ancak sosyalleştiği vakit uzaklaşır insan. Şimdi ise çoğunlukla ''ben'' var hayatımızda o ''beni'' dinleme zamanı, ''benden'' kaçmadan zaaflarım ne ise o konuda iyileşmeye gitme zamanı. Enerjimizin çoğunu sosyal yaşamda harcarken posası sıkılmış limon gibi eve dönüyoruz. Şimdi içi bol sulu limon gibiyiz kendimizle ilgilenmenin tam zamanı!
Sosyal yaşam kısıtlandı bir süreliğine. Hepimiz ''Evde kal!'' sloganı ile muhatabız. İş hayatı, akraba ilişkileri, arkadaşlıklar, dostluklar hepsi emek ister. Lakin iç dünyamızda sandığımızdan daha çok emek istiyor. ''Gönül bin bir odalı bir han'' hepsi ile yeterince ilgilendik mi? Tozlarını alıp dayayıp döşedik mi? Doldurduk mu içlerini? Bakın yalnız kaldık kim bilir belki yaşlılık provasıdır. Mutlu muyuz kendimizle? Tahammül ediyor muyuz bir dolu iç sesimize. Evdeyiz anlaşılan şu ki süresi de belli değil, ümidimiz en kısa zamanda tüm insanlık bu endişeli durumdan kurtulsun. Madem evdeyiz birkaç öneri!
Bol bol kendimizi dinlemek, dünya ve ahiret arsındaki arafımız dan sıyrılıp her ikisi içinde eksiklerimizi fark edip o doğrultuda hareket etmek için kararlar alsak. Dip kıyı ne varsa hepsini düzeltsek bu kez hiç acele etmeden koşturarak değil, çekmecelere yeni bir nizam intizam getirsek. Kullanmadığımız eşyaları yolcu etsek. Ev halkı için daha bir özenle sofralar kursak, onlarla da ortak planlarla evde eğlenceyi ve huzuru yakalasak. Kitap okuma saatlerimizi artırsak, balkona çıkıp gök yüzünü izlesek, kahve içsek, çay demlesek. Çocuklarla komedi filimi izleyip gülsek, onların anı defterine de bu olay kaydolurken bizimle ilgili iyi dipnotlar düşsün belleklerine. “Virüs nedeni ile bazı kısıtlamalar olmuştu, okula gidememiştik ama şunu hiç unutmuyorum” diye gülümseyerek anlatsınlar.
Hızlıca takıp çıktığımız yüzük ve kolyeleri   ayrıştıralım her şeyi yerli yerine koyalım. Bize iyi gelen insanlarla iyi gelmeyenleri ayrıştıralım. Kimine hoş geldin. Kimine güle güle diyelim.
Dostlarımızı arayalım, ben mesela bugün dostum Meliha ablayı aradım, evde kalmanın sıkıcı oluşundan değil huzur verişinden  bahsettik, sonra bir söz söyleyecekti unuttu. Aklına gelince mesaj at dedim. Tam yazıyı yazarken geldi ise bu yazıda belliki  nasibi var.
''İçinde bulunduğunuz durumu gafletten gayrete çevirme niyeti ile'' âmin diyerek bir sonraki yazıda buluşmak duası ile.
Bu da geçer ya hu.