Baba fotoğrafları renkli de olsa siyah beyazdır. Baba; gülmeyen yüz, ağlamayan göz, tükenmeyen söz sahibidir. Eğer annenizi mutlu etmek istiyorsanız ?Babam senin kadri kıymetini bilmedi.? cümlesini kullanın ve annenizin yüzüne bir bakın nasıl güller açıyor, etrafa gülücükler saçıyor. ?Bana bir babalık yapar mısın?? cümlesi, cümle babaların fedakâr, vefakâr, cefakeş yönünü serer yüreğimize. Darda, yolda, sıkıntıda kaldığımızda imdadımıza yetişen bu ifade ne kadar naiftir. Bu adam bir de gerçekten babamızsa ?kimseler bilmeden ve duymadan- yapmıştır babalığını. Babamız yüce bir dağ olur taşır bizi omuzlarında, güçlü bir çınar olur alır bizi gölgesinin altına. Kucak açar bizlere ömrünün yazında, baharında. Kahramanımızdır en onulmaz zamanımızda. Varlıkları güçtür gönül dünyamızda. Güldüler mi güller kıskanır, kükrediklerinde aslan kesilir babalar. Bizi adam olmamızdır bütün gayret ve çabaları. Sert bakışlı, keskin sözlü sanıp göz ardı etmeyin babaları, onların içinde her daim bir çocuk saklıdır, görmesini bilene. Onlar bizden dik durmamızı, karakter bulmamızı, istikamet üzere bir hayat kurmamızı isterler. Ademoğlu Habil ve Kabil bir yol ayrımıdır. Babalık bir sarkaç gibi ?baba mı bile tanımam? diyen Kabil, ?baba candır? diyen Kabil arasında gider gelir. Ömür takvimi kâh sararır, kâh kararır. Yapraklar düştüğü günden beri bütün takvimler ucundan yanmış mum gibi zaman kulesini eritir. Beni muhabbette nice evlatlar ateşten gemilerini mumdan denizlerden yürütür. Baba ne etsin bir oğul gelir ?Nuh? der, peygamber demez. Bir baba gelir Mısır´a sultan olacak Yusuf´una göz verip gönül alır. Yusuf olan babasını er geç bulur. Bir İsmail gelir babasına can verir. Asıl azmaz, bal kokmaz demiş atalar. Dedem korkut ne yapsın. Kurttan kuzu doğar mı? Baba sözü dinlese tufan evlat boğar mı? İnsanoğlu azmasa gökten hiç taş yağar mı? Hz. Lokman, öğüt dinlese evladını kapıdan kovar mı? Babamız gündüzlere hâkimdir, gecelere hükümran. Beş para etmezlerin ağız kokularını çektilerse inan ki bizim içindir; yoruldukça çalışmaları, çalıştıkça huzur duymaları da. Babalar fark edilmiyorlar, fark edildiklerinde de sırra kadem basıyorlar. Ardından nice körpe yürekler şiirler diziyor, türkü yakıyorlar. Bir de dönüp arkalarına bakıyorlar. Bir arpa boyu yol. Dün, bugün? Yarını söyleyemiyorlar. Yarın onları imtihanların çetiniyle sınıyor. Sağlığında bilmedikleri kadri kıymetlere yanıyorlar. Babasızlık çok zor, zemheride yanıp ağustosta donuyorlar. Bizim yunus diye adlandırdığımız kadim dostumuz Yunus Keskin babaları dizelerle bakın nasıl resmetmiş:
?Çınar ağacı gibi babalar Oldukları yerde kalakalıyorlar Kuruyorlar, içten içe Yine de dimdik Sarılabilmek için belki de Yaslanabilmek için Telaşa vermesin kimseler Fark edilmeden ölüyorlar...?