Hayat yaşadıklarınız ile fark ettiklerinizden oluşur. Yaşarken fark etmediğiniz meseleleri, kenara çekilip izlediğiniz an daha iyi analiz edersiniz. Kendi zaafların ile köşe kapmaca oynadığın bir yaşam, bazen Allah kullarına fırsat kendi benliği ile yüzleşme fırsatı. Mekanlar ve zamanlar vardır, mistik bir havası olan. Kimsenin olmadığı bir mekân düşünün, siz ve sizi yaratan bu kadar. Böyle bir yüzleşme için Mekke ve Medine sanki “biçilmiş kaftan”, yaşamın size pay ettiği rolden uzak sadece yalın bir şekilde ''siz'' olmayı başardığınız bir an. ''Yalın bir şekilde ben olmak!'' Kulağa oldukça rahatlatıcı geliyor. “Ben” olmak yalnızca “ben”, zaaflarımla yüzleşmekten korkmadan, sosyal hiçbir maskeye ihtiyaç duymadan “ben” olmak. Mekanlardan çok şey beklenir, tüm ahlakı düzeltsin, “beni bir başka ben yapsın”: bu bir hayalden öte değil.
Mekanlar insanın içine ilaç olmaz, mizacında yolunda gitmeyen meseleleri temizlemez. Hatta bu mekân Mekke ve Medine gibi mübarek beldelerse, tüm olumsuzluklarınla gün yüzüne çıkarır ki temizlen diye. Bir yunus deyişi ile:
Beni bende demem bende değilim
Bir ben vardır bende benden içeri
Süleyman kuş dilin bilir dediler
Süleyman Süleyman'dan içeri
Geçer iken Yunus şeş oldu dosta
Kim kaldı kapıda andan içeri
Süleyman var, Süleyman’dan içeri ne de güzel ne de nazik ne de latif anlatmış! İşte tamda gelmeye çalıştığım konu sizden içeri yeni bir siz var. Sosyal yaşamda istediğiniz kimlikle yaşamınızı sürdürürken. Kâbe yüzleşme yeri, tüm zaaflar gün yüzünde, mahşeri bir kalabalık, mahşer provası edasında bir savruluş. Her tavaf yeni bir doğuş, tüm günahlar avuçlarda yüreğinde bir mahcubiyet “affet!” nidasıyla. Merve ile sefa arası ayrı bir sevda, sanki Hacer hep orada bu sefer içinizdeki sizi Hacer’in ardı katma zamanı, tüm zaaflar eteklerinizden dökülüyor. Enaniyet, kin kibir ne varsa, sizi cennetten uzaklaştıracak hangi duygular varsa. Temizlenmek için niyet alınmışsa Kâbe şifadır insana lakin niyetini tam alamadıysan, yazık ettin onca emeğe. Ben var benden içeri. İnsan en çok kendini savunur, kendini müdafaa eder. Tüm insanlık haksız bir tek kendi doğru olduğu hususunda inanmıştır bir kere. Ama öyle bir mekandasınız ki kendinizi müdafaa etseniz ne olacak, karşınızda Kâbe, şah damarınızdan daha yakın olan Allah ilesiniz.
Tıpkı mahşer gibi tüm hatalar mizanda,
Bir biz var bizden içeri!
Mekke Medine bizi değiştirmez, sadece bize tövbe fırsatı verir, oradaki tövbeyi layıkıyla yapıp, yaşantımızda da bunu yansıtmak da bir tercih meselesi. Ya da tüm kötü huyları sürdürmekte bizim tercihimiz. Yunus deyişiyle içimizdeki bizi terbiye etme duası ve niyazı ile. Bir ben var benden içeri.