Sivasspor'un bugün içinde bulunduğu borç batağına neden olanlar, camiaya hesap vermeden o koltuğu tekrar tekrar oturmamalılar.
Son yıllarda yapılan “yanlış” yönetim anlayışlarının bir açıklaması olmalı.
Camia, yapılacak olan açıklamayla ikna edilmeli.
Ben yaptım oldu, borç bu kadar demekle olmaz!
Artık kimsenin süslü cümlelerle, pembe tablolarla gerçekleri örtme lüksü yok.
Borçsuz, mali disipliniyle örnek gösterilen Sivasspor'u bu hale kim getirdi?
Bana sorarsanız, bu sorunun cevabı verilmeden ne bağış kampanyalarının ne de destek çağrılarının vicdani bir karşılığı olmamalıdır.
Önce hesap verilecek, sonra destek istenecek.
Özellikle küme düşülen sezon ve sonrasında yapılan yanlış transfer politikasının cezasını taraftarlar değil, başkanlar ve yöneticileri çekmelidir.
Kulübün parasını har vurup harman savuranlar, şimdi çıkıp taraftarlardan destek ve fedakarlık beklemesinler.
Gelecek sezon sonunda da şu kadar borcumuz var, demeyeceklerinin garantisi var mı?
Yıllardır, alınan kararların ve harcanan paraların hesabı verilmelidir.
Hangi futbolculara ne kadar para ödendi?
Kimlerin onayıyla kulüp gelirlerinin çok üzerinde harcamalar yapıldı?
Bu transferlerden kim ne kazandı, Sivasspor ne kazandı?
Cevap istemek hakkımız!
Üyelerin “ibra” etmesi yetmemeli, onların görevlerinin sadece ellerini kaldırıp indirmekten ibaret olduğunu gördük.
Başkanlık koltuğuna oturmak sadece yetki almak değil, aynı zamanda hesap verme sorumluluğunu da üstlenmektir.
Bugün "yardım edin" demeden önce çıkıp açık açık anlatın, borcun nasıl olduğunu ve her sezon nasıl arttığını…
Bu borç “sportif başarı” için yapıldıysa, ortada başarı nerede?
Gelirinin kat kat üzerinde harcama yapan bir kulübün sonu bellidir.
Bunun adı vizyon değil, sorumsuzluktur!
Taraftarlarımız artık “gelecek sezon masallarını” dinlemek istemiyor. Önce bugünün hesabını istiyor.
Hiç kimse Sivasspor sevgisini kendi hatalarının kalkanı olarak kullanamaz. Taraftar bu kulübün gerçek sahibidir. Gerçek sahiplerine düşen ise alkışlamak değil, hesap sormaktır.
Sivasspor'u bu hale getirenler, önce bu şehre ve bu “üç yıldızlı armaya” hesap vermelidir.
Ondan sonra, camiayı “ikna ederseniz” herkes elini taşın altına koyar.
Kalın sağlıcakla…