Değişim rüzgârları estiğine dair bir kanaat var. Değişim denince de herkes genel başkana yöneliyor ve onun ağzına bakıyor. Bazıları, acayip umutlular ve sanki başkanın ne düşündüğünü ve kime, ne mesajlar verdiğini bilirmiş gibi hava atıyor. Yazılı ve görüntülü medyada iddialı sözler söyleyenlere baktığımda ciddiye alınacak bir taraf göremiyorum. Gerçekten bu zevatın ?bir bildiği? varsa, Ak Parti genel başkanı adına üzülmek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü mevcut, yani şikâyet edilen konuların sorumlusu da bu şahıslardır. Bunların çoğunu da atayanlar bellidir, seçenler bellidir; kimsenin kimseden fazlası noksanı olduğunu zannetmiyorum.
Diyelim ki, halka tepeden bakan bir genel müdür, milletvekili yahut yöneticiden gariban takımı şekvacı olmuş. Başka neye gücü yetebilir ki, bu insanların? Şikâyet sözlü ise söylendiği yerde kalır, yazılı ise şikâyet edene kuvvetli(!) bir düşman kazandırır. Devlet kurumlarının ne hale geldiğinin en iyi göstergesi, bürokratların yüksek dayanışmasıdır. Kurumperestler birbiriyle öyle dayanışma içindedirler ki, bab-ı devlete haklı olarak varanı, suçlu olarak yargılarlar. Şuracığa şahit olduğum, çevreden ve başka şehirlerden duyduğum vakaları yazacak olsam Ankara´ya yol olur.
Mevcut değişim sözlerini neye işaret ettiğini anladım diyen yalan söyler; anlamadığı halde anlıyormuş gibi yapanlar ise ya algı yönetimi işinde profesyoneldirler yahut bize malum olmayan değişim sonuçlarına şimdiden şapka çıkarmaya zemin hazırlıyorlardır. Bence ikincisidir, çünkü ?davası olmayan adam? demek, tek davası para olan, paraya kavuşmak için her kılığa girebilen adam demektir. Değişim nasıl olursa olsun, iktidardan yüksek düzeyde nemalananların havası yerindeyse halka bakmaya, ahlaktan ve davadan bahsetmeye mahal yoktur.
Ak Parti kadroları değişince, kolayca değişebilecek bir parti değildir, çünkü iktidar sayesinde menfaate dayalı zümreler her tarafı ele geçirmiş/elden geçirmiştir. Meselâ, şu şe meşhur ?Sivil toplum kuruluşlarına sorduk!? biçiminde, iktidarın kendine dayanak olarak kullandığı sözün dolayına bir bakalım. Şu vakıflar, dernekler vs. içinde para, ihale, inşaatçılık işleriyle bağı olmayan var mı? İçlerinde Reis´e yakınlığına vurgu yapılan öyle STK´lar var ki, Allah kimseyi muhtaç etmesin. Her vilayette böyle teşekküllerin açık gizli örgütlenmeleri, belli bir azınlığı kalkındırırken, büyük çoğunluğu ?adalete muhtaç? hale getirmiştir. Bir de FETÖ ile mücadele adı altında, menfaatperest güruhların yetki genişliğine kavuşmaları yok mu, istismar konusunda derslere konu olacaktır.
Sayın RTE, biz yalnızlar takımı artık size söz söyleyebilecek konumda olmadığımızı anladık; ortak konuları da hemen hemen kaybettik. ?Dava? diye bir şey var, onun da ne olduğu açık değil. ?Reis? desem, ?Bu ne samimiyet!? derler. ?Cumhurbaşkanım!? desem, yağcılık ettiğime hükmederler. En iyisi, bir marka gibi Sayın RTE diyelim. Sayın RTE, bu değişim dediğiniz şeyin tabanda bir heyecan yaratmadığını takip ediyor musunuz bilmem. Yalnızlıktan şikâyet etmiştiniz, sizi yalnız bırakanlar bizzat kendi adamlarınız, pek çoğunu bizzat siz seçtiniz. Bunlar millete yukarıdan bakanlardır, davası olan her kişiyi siyasetten, bürokrasiden uzak tutmak için elli türlü dalavere çeviren de aynı adamlardır. Sizi millet yalnız bırakmaz ama milleti yalnız bırakanları siz nasıl ayıklayacaksınız billahi bilmiyorum. Ayıklayacak mısınız, öyle bir derdiniz var mı, ondan da emin değilim.