Efendimizin duası hiç bir zaman insandan ümit kesmemeyi öğretiyor.Lakin hidayetin sadece mevladan olduğunu bilirsek kalbimiz hüzünlenmez.Bu haftaki yazımda hz Ömer'in hidayetine şahitlik edelim.Bilenler için tekrar bilmeyenler için bir bilgi niteliğinde olsun inşallah.
- Ya Rabbi! Şu iki kişiden hangisi sana sevgili ise din-i İslam'ı O'nun ile aziz eyle. Ömer bin Hattab veya Amr bin Hişam.
Ertesi gün, Kureyşin büyükleri Harem'de toplandılar.
- İşbu Ebu Talib'in yetimi Muhammed Mustafa (sav) zuhur edip, aba ve ecdadımızın dinini iptal etti. Putlarımız için, fayda ve zarar vermez diye kötüledi. Gayretine dokunmuyor mu ki, ya Ömer, bu denli kudret ve heybetin, izzet ve servetin var iken, putlara yardım etmeyi, onu öldürmeyi düşünmüyor musun, diye tahrik ettiler.
Hazret-i Ömer'in cahiliyye damarı kalktı. Sonu kötü olan bir gayretle, kılıcını takındı. Resulullah (sav) hazretlerini öldürmeye giderken, Beni ZühredenNu'aym (ra) hazretlerine rastladı.
- Ya Ömer, nereye gidersin dedi?
- Şu Kureyşin büyüklerine ahmak diyen ve putlarımıza batıl diyen, Muhammedikatl etmeye gidiyorum, dedi.
Nu'aym (ra) dedi ki,
- Ya Ömer! Hayret edilecek bir işe yeltenirsin. Başa çıkamayacağın sevdaya düşmüşsün. Eğer bu işi başarırsan, Beni Haşim ve Beni Zühre seni sağ koyacaklarını mı sanıyorsun. Yürü var, işine git, deyince,
Ömer (ra) dedi ki,
- Ya Nu'aym! Yoksa sende mi, Muhammedin dinine girdin. Eğer öyle ise, evvela seni katl edeyim.
Nu'aym hazretleri dedi:
- Muhammedin dinine sadece ben mi girdim, sanırsın. Kız kardeşin ve enişten de girmişlerdir.
Ömer, bu haberi işitince, gadabı daha fazla olup, nereden ma'lum onların müslüman oldukları, dedi.
Nu'aym dedi:
- Eğer inanmaz isen, kız kardeşinin evine var. Bir koyunu kendi elin ile boğazla, pişirsinler. Onlar senin boğazladığın koyunu yemezler ise, o zaman bilmiş olasın ki, onlar İslam dinine girmişlerdir.
Hazret-i Ömer (ra) o tehevvür ile gidip, kapılarına vardı. İçeriden kulağına bir ses geldi. Dikkat ile dinledi. Anladı ki, okudukları kelam, hiç insan sözüne benzemez. Meğer o vakit Taha suresi nazil olup; hazret-i Fahr-i kainat aleyhi efdalüstahiyyat, muhacirinden Habbabı 'radıyallahüanh' onlara göndermişti.
Onlara, o surenin ayetlerini ta'lim ediyordu. O vakit, bunlar Hazret-i Ömer'in korkusundan, kapıyı bağlamışlardı. Ta'lim ile meşgul iken, Hazret-i Ömer kapı ardından dinledi. Dinledikçe, istidatlı kalplerine, ezeli olan kelamın rahmani nurları gelmeğe başlayıp, şeytani küfr zulmeti mahv olmaya başladı. Sabır etmeye mecali kalmayıp, kapıya eli ile vurdu. Kapı bağlanmış idi. Dikkat kesildikleri gibi, içeride olanlar, korkularından sustular. Habbabı 'radıyallahüanh' gizlediler. Sure-i kerimeyi saklayıp, kapıya baktılar ki, gelen Hazret-i Ömer'dir (ra). Kılıncı yanında, heybetle ve satvetinle gelmiş ki, yüzlerine bakmaz. Kız kardeşi,
- Hoş geldiniz diyerek, içeri alıp, oturdular.
Gelmelerinden dolayı, yiyecek tedarik edip, koyun getirdiler. Hazret-i Ömer (ra) kalkıp, kendi boğazladı. Pişirdiler. Hazret-i Ömer, ezeli kelamın tesirinden mest olmuş, ne konuşmaya mecali ve ne oturmaya sabrı ve kararı var idi. Ne hal ise, taamı pişirip, ortaya getirdiler. Hazret-i Ömer dedi, gelin beraber yiyelim. Her biri bir özür bahane edip, yemediler. Kendileri de birkaç lokma aldılar. Din-i İslama girdiklerini tahkik edip, hayreti de çoğaldı. Taamı [yiyeceği] kaldırdıkdan sonra, sual buyurdular ki;
- Okuduğunuz ne idi?
Onlar okuduklarını inkar ettiler. Korkularından konuşmaya başladılar.
Hazret-i Ömer (ra) buyurdular ki;
- Bilmiş olunuz ki, ben Kureyş arasında kılınç bağlayıp, o da'va ile geldim ki, varıp, Muhammedikatl edeyim. Yolda gelirken, sizin de Muhammedül-emin'in dinine girdiğini işittim.. Geldim ki, evvela sizi katl edeyim. Sonra Muhammedikatl edeyim. Lakin, kapıya geldim. Kulağıma bir ses geldi. Dinledikçe o kelamın lezzeti bir hal verdi ki, o kötü fikir benden gidip, kalbime şevk ve muhabbet dolup, beni tedirgin eyledi. Elbette inkara mecal vermeyip, getirin okuduğunuzu, dinleyelim, dedi.
Kız kardeşi ve eniştesi, bu sözü işittiklerinde sevindiler. Kalbi İslam tarafına meyl etmiştir diyerek, dediler ki,
- Okuduğumuz, Allah teala'nın ezeli olan kelamıdır. Hak Sübhanehu ve teala, hazreti Cebrail aleyhisselam vasıtası ile, Resul-i ekrem (sav) hazretlerine inzal eylemişdir [indirmişdir]. İşitmek muradın ise [dinlemek istersen], evvela gusül eyle. Ondan sonra okuyalım, göresin.
Hazret-i ömer (ra) kalkıp, huzur-ı kalb ile, gusül edip, gelip, kıbleye dönüp oturdu. Kız kardeşi kalkıp, tazim ve tekrim ile, sure-i şerifi eline alıp, (Bismillahirrahmanirrahim). (Taha ...) diye okumaya başladı. Nazm-ı şerifin fesahat ve belagatından , kalbi çok yumuşadı. (Ben o Allahım ki, benden başka ibadete müstehak ilah yoktur. O halde yalnız bana ibadet et ve beni hatırlaman için namaz kıl) mealindeki Taha suresinin 14.cüz ayetine gelince, Kur'an-ı Kerim'in nuru kalbine nuraniyyet verip, Kur'anın eseri açığa çıkıp, küfür ve şekavet zulmeti gitmeye başladı. Dedi ki, beni, iki cihanın fahri, Muhammed Mustafa (sav) hazretlerinin huzuruna ulaştırın. O sırada Habbab bin Erat, perde arasından dışarı çıkıp, dedi ki, DEVAM EDECEK