Ertelemek konusu hakkında yazabilmem için tabi uzunca bir araştırma yaptım. Önce kendimden yola çıktım, elimdeki veriler kendimle ilgiliydi ama herkesin karşılaştığı şeylerdi. Sanki içimde iki insan var gibi hissederdim çoğu zaman. Birisi anlık geçici bir haz konfor peşinde, diğeri ise daha akılcı uzun vade de başarı odaklı. İkisi de güçlü, ikisi de bize fısıldıyor her an. Tabi hangisine daha çok kulak kabartırsak, o galip gelecek. Tabi bu çekişmenin biyolojik olarak bir adı var, araştırmalar dan aldığım sonuçlar bunu gösterdi:  Limbik Sistem ile Frontal Lob!

Limbik Sistem beynin ilk gelişen kısmı, korku, heyecan, hayatta kalma, yemek yeme, haz alma merkezi.

Frontal Lob beynin sonradan gelişen kısmı muhakeme, karar verme, farkındalık yeridir hazzı erteler ve akabinde başarıya götürür.

Akşam yatarken Frontal Lop devredeydi, bir sürü kararlar aldınız, güne güzel başlamak için geleceğe yönelik başarı için planlar yaptınız.   Sabah uyandınız Limbik Sistem devreye girdi, ona kulak verdiniz. Hiçbir işe elinizi sürmeden her şeyi üstünkörü halledip battaniye kumanda ve siz harika bir üçlü oldunuz.  “ Hadi bırakın hayat bu kadar uzun mu?” falan demeyeceğim. Hayat bu kadar küçük, geçici hazlar için bu denli anlamsız mı?  İbadetlerimize bakılırsa hepsi bir nizam intizam içinde. Niyet etmeden oruç tutmazsınız. Abdest almadan namaz kılamazsınız hiçbiri gelişi güzel değil. Hepsi Frontal Lobu kabul göreceği şekilde . O yüzden bu lobu dinleyenler namazlarını itinayla kılıyor. Erteleyenler , anlık hazlar peşine düşerek, Limbik Listem dinliyor , ödülü hemen almak istiyor o yüzden haz odaklı bir yaşam sunuyor. Frontal Lop ise uzun vadedeki ödüllere talip.

İşin biyolojik kısmını öğrenmek bana da iyi geldi. Şimdi bu biyolojik öğretinin karşında ne yaparsak nasıl hareket edersek hazza yatkın yönümüzü törpüleyip muhakeme yönümüzü geliştirebiliriz. Frontal Lob beynin CEO'su, Limbik Sistem beynin maymunu. Bunu anladığımıza göre bu bir savaş! O zaman Limbik Sistemi biraz oyalamamız lazım , Nasıl mı? Zor zahmetli işleri öne alarak. Ertelemek kendine yalan söylemenin adıdır! “Yarın yaparsın!” Hiç arkası gelmeyen yarınlar.

Ömer SEVİNÇGÜL derki; İbadet diyorum sonra diyorsun ey nefsim yarınla randevun mu var?

Ne de güzel özetler tüm yarına kalmış işleri. Mükemmel iyinin düşmanıdır. Daha iyisini yapmak adına öteleyip neler kaçtı elimizden . Bir işi iyi yapmak için mükemmel şartlar mükemmel zemin aramak baştan yanlıştır. Elimizde bu var bununla ne yaparız diye bilmektir başarının  ancak böyle gelir . Bir sonraki yazıda ertelemeden planlı bir şekilde nasıl hayatımıza yön veririz bunu öğrenelim hep birlikte.

Bir sonraki yazıda buluşmak duası ile.