Sivas´ın devleti temsil liyakati yüksek bir valisinin oluşu elbette çok güzel? Hemen her şehrimizde olduğu gibi, bu temsil liyakati; rical ve eşraf tarafından düşünce, atılım ve yatırımlarla destek gördüğünde yukarı kademelere doğru sinerji yaratır. Bu noktada gözüken ise okumuşundan, cahiline, akademisyeninden, alt düzey memuruna kadar ?ağalık kültürü? içerisinde kendini pazarlama yoluna gittiğini; ?ketişketenden? seçilmiş ve atanmış zümreye intikal için çır çırçırpındığını müşahede etmekteyiz. Az sayıda insana nasip olan bu ?devletlû-kapıkulu? zaviyesinde ikbal için, çırpınanların hali ise belli bir noktadan sonra şaklabanlık haline dönüşmektedir. Bunun böyle bir manzara oluşturduğunu anlamaları için mezkûr ve mahut zümreye, nefs muhasebesi tavsiye ederim. Bu nefs muhasebesi anında, kendilerini özellikle tören, şölen, seçim, kulis gibi siyasî ve kültürel etkinlikler içerisinde seyretmelerini tavsiye ederim. Şöyle olabilir: çantacılarına ?akıllı telefon? vasıtasıyla gizli çekim yaptırıp, düştükleri aşağılık kompleksinin tezahürlerini ayn-el yakîn ve tekmili birden görebilirler. Şebeke halinde seyrederek mütalaada ve müzakere edebilirler. Buradan Kemal Sunal´ın hakkıyla canlandırdığı ?Zübük? filmine benzer birkaç senaryo birden çıkar.
Kültürel etkinlikler artık tam anlamıyla piyasalaşmış ve piyasa toplumundan şenlikli topluma doğru bir geçiş gerçekleşmiştir. Okuyucuya Ata Demirer´in başrol oynadığı ?Eyvah Eyvah? filmlerini tavsiye ederim. Serinin birinci filmindeki festival hikâyesi muhteşemdir.Kültürel etkinlikler, ülke genelinde kaçınılmaz olarak şirketleşme kurbanıdır.İhale yoluyla, kültür anonim şirketi kuran bir işportacı bile, bırakın ufacık şehirleri, İstanbul´a kültür pazarı kurabilmektedir. Kaçınılmaz olana teslim olmak zorunluluk değildir; daha iyisini yapabilmek kesinlikle elimizdedir. İsyan ve itiraz edebiliriz ama bu durum tespiti: yeni dönemlerde sosyolojik açılımlar kazandırmaya müsait ?kurumcu iktisat? teorisi çerçevesinde fikir inşasına da imkân verir. İçinde bulunulan en son durum veri olarak alınıp üzerine daha sahih şeyler yapabilme yolu her zaman açıktır.
Sivas´ta düzenlenen son fiestanın arka sıralardan en iyi seyircisi de bendenizdim; tebdil-i kıyafet oradaydım. Bir ara gözüm bir panel sonrası yaşananlara takıldı. Protokol üyeleri, hatıra fotoğrafı için davet edildi; vesikalı kültür adamları adeta tombalak aşarak sahneye fırladı; protokole karede yer kalmadı? Belli ki muhteremler, gösterdikleri ihtirama rağmen, fiesta şirketinden ağırlıklarına mütenasip rol koparamamışlar. Hoş, dünyanın bütün mikrofonlarını uzatsanız, kameralarını çevirseniz tatmin edilmeleri gayr-i kabildir."Kavalalı´nın kulları" ile türdeş ve şebeke haline dönüşmüş buçeşit cehl-i mürekkep oluşumlar,ülkemizde ve şehirlerimizde hiç bir temiz kültür varlığına ve kültürleşme hareketine imkân vermez. Neo-kentli ve şehri tarumar eden her çirkinliğe ortak, her yalana yalancı şahit okuryazar ayak takımına tahammül etmek, cinayettir.
Sözüm bitti, ben de şu zaman kıtlığında fiestaya dakikalarımı harcadım, fazlasına zaten kavurucu çöl sıcağını aratmayan fizikî ortam ve gürültü yüzünden katlanmak zordur. Bu mevsim koyaklarda gezmenin, tenha dereler kenarında, söğüde sırt vererek demlenmenin zamanıdır; müthiştir.
İltifat hastası siyasi cenaha, çoğu icabında islamcı takılan STK´lara söylenecek söz elbette çok ama değmez. Üstelik gazetemize ve şahsıma mevcut ve okunaksız düşmanlık ve lakaytlıklarına yenilerini eklemiş oluruz. Daha kötüsü, hafazanallah ilgi beklediğimize yorabilirler; Hakk´tan özgesine rağbetoynaş sevmektir.
Şah-ı devran, hükm-ü ferman ne derse desin; bu şehir hâlâ güzeldir ve yeraltı nehri gibidir. Bugün söylenen hakikatli bir söz, gün gelir fidana durur.
*Ketişketen: Sivaslıca bir kelimedir. Hak etmediği ve planlamadığı halde bir adamın beklemediği bir lütuf görmesi hâli? Sivas´a mahsus pek çok kelime üzerine olduğu gibi, bunun üzerine de bazı notlarım vardır. Örnek: Takoz Recep, orta sahadan topu taca yollamak istedi, ketişketenden gol oldu?