-Sen git, filân mahallede ki hamamı aile hamamı olarak icarla. İçeriyi sil süpür. Kapının ardına gizlen, hamamın kapısına da bir levha yaz, "Burası aile hamamı, erkeklere yasak" de. Ben Esmehan´ı çığırıp hamama eletirim, dedi.
-İyi bir akıl.
Molla geldi ki; hamamcı, sabahleyin açmış hamamı, alnını güneşe vermiş, oturmuş güz günü çebici gibi orda oturmuş, gelen yok, giden yok.
-Selâmünaleyküm!
-Aleykümselâm.
-Kardaş senin günlük kazancın kaç para., dedi.
-Valla, bazen hiç gelen yok. Gelen olursa elli kuruş bir lira oluyor.
-Al sana beş lira, bugün hamam benim.
Hamamcı parayı aldı sevinerek gitti. Molla girdi içeri. Sildi süpürdü, her tarafı temizledi. Bir levha yazdı astı. Kapının arkasına gizlendi.
Karı vardı, şimdi Esmehan´ın kapısına:
-Hanım kızım, benim kızım, gül kızım, bal kızım, vay benim Esmehan´ım.
Esmehan, pencereyi açtı. Baktı ki; babasının odasında yaşadığı zaman gelip, hergün babasıyla anasıyla sohbet eden karı.
-Buyur ana! Ne diyorsun, bir şey mi topluyorsun?
-Hayır kızım, paran yoksa para vereyim. Bir şey toplamıyorum. Bugün Hasan Ağa´nın, Mehmet Ağa´nın kızları filan yerde ki hamamı icarladılar, aile hamamı olarak. Seni de çok özlemişler, "Esmehan´da arkadaş olarak içimize gelse de, bir hamam yapsa diyorlar." Bana söylediler. "Ancak sana güvenir Esmehan, git onu al getir, dediler" dedi karı. Kırma beni yavrum, gidelim.
-Ee!... Babam, anam, kardaşım duyarsa buradan çıktığımı?
-Hayır, kızım. Sen söylemezsen, ben söylemem. Kim söyleyecek buradan çıktığını?
-Oldu, söz mü?
-Söz.
Esmehan, anahtarı pencereden karıya verdi;
-Aç, dedi.
Esmehan kendine lâyık elbiselerden bir bohça yaptı taktı koluna, sür ettiler hamama.
Hamama yaklaştıkları zaman;
-Hani ya karı, gelen giden görükmüyor, dedi.
-Aman yavrum! Onlar senin gibi asil mi? İçerde likir likir gülüşüyorlar. Senin kulakların kapanmış duymuyorsun onları, dedi.
Esmehan, hamamın içine ilk adım attığı zaman kapı "küt" diye kapandı. Esmehan baktı ki; Molla´dan başka Allah kulu yok.
Dedi ki;
-Ulan Molla, kardeşim olmadığını ben de biliyordum.
Artık kurtulma çaresi arıyor, Esmehan orda.
-Ama ben sana o evde yüz vermedim, bakalım dara düştüğü zaman kurtuluş yolları biliyor musun, diye. Ama sen gerçekten yetişkin bir delikanlı olmuşsun. Her şeyden kurtulabilirsin. Sen soyun, otur şu taşa, seni bir banyo yaptırayım. Ondan sonra da, sen beni. Varak odamıza bir hoca bulak, nikâhımızı olak, babam hiç bir şey demez, dedi.
Molla, saf adamdı. Akıl çekirdeklerinden biri pısmış, biri pırtmış, biri de yan köskelmiş. Onlara eski deyişe göre; "Hopal akıllı" derlerdi. İnandı Molla. Soyundu, vardı oturdu göbek taşına. Esmehan ne kadar sıcak su varsa hepsini açtı. İçereyi bir alev aldı. Sabunluyor sabunluyor, döküyor sıcak suyu kafasına.
-Yandım, diye bağırıyor, Molla.
-Korkma, iyileşirsin. Bazen gözünü de açıver. Sabunun acı suyu gözüne gittiği zaman gözüyün mikrobu ölür, diyor Esmehan.
Molla gözünü ağzını açtıkça, ağzına iki yüz elli gram köpük doluyor. Ağız, göz, yüz kalmadı Molla´da. Bir saat ufaladıktan sonra bırakıverdi ki; zaten Esmehan´ın desteğiyle dururmuş adam, motor tapanı gibi yattı oraya Molla. Esmehan bakıverdi ki, acemi bir adam yapmış, kabataslak bir çınar tokacı var. Aldı eline yanaştı şimdi Molla´ya.
-Alın beni ha!
Vurduğu zaman inliyor hamam. Sanki hamamın kubbesi inip inip kalkıyor. Molla´yı bir adama benzetti. Bohçayı aldı eline, çıktı. Amma Esmehan´ın gözleri karıyı arıyor, öldürecek karıyı. Karı gizlenmiş bir yere, duruma seyrediyor. Esmehan çıktı gitti.
-Eyvah!. Molla hata etti, dedi karı.