Sivasspor’da sezon “vefa” olarak belirlense ve başlasa da “çile” şeklinde devam etti.

En sonunda da “cefa” olarak son buldu.

Öyle kafama işlemiş ki nerde bir “vefa” yazısı görsem, eski Başkan Gökhan Karagöl aklıma geliyor.

Nasıl da vefalı bir duruş gösterdi ve birden kayboldu ortalıktan.

Ne olduğunu bile anlamadık!

Şimdi lig bitti ve kongre sürecine girdik.

Sakın ha, seçilecek olan başkan yeni sezona bir isim bulmasın!

Neme lazım, gider mider…

Sezonun tamamlanmasına bir hafta kala Iğdırspor maçının ardından, Başkan Burak Özçoban bir basın açıklaması ile kongre kararı aldığını ifade etti.

Hatta kendisinin de aday olmayacağını kamuoyuyla paylaştı.

Aday olmama kararı doğru mu yanlış mı? bunu zaman içerisinde tartışırız.

Başkan Burak Özçoban yaptığı açıklamada ayrıca, kulübün borcunun 320 milyon Tl olduğunu da belirtti.

Çıktı, sayın başkan şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaştı.

Borç budur ve ben yokum!

Benim en çok merak ettiğin konuların başından, transfer tahtasının açıldığı gün Başkan Burak Özçoban “FİFA’da dosyaların olduğunu ve ileriki günlerde bunlarla da ilgili transfer yasakları gelebilir.” şeklinde bir söylemde bulunmuştu.

Bu konu da şuan hangi durumdayız?

Tahta tekrar kapanır mı?

Yada, kimin ne kadar alacağı vardır?

Asıl soru, bu kulübü kim, nasıl borçlandırmıştır?

Alacağımız vereceğimiz nedir?

Vanspor karşılaşması sonrası teknik direktör Osman Zeki Korkmaz’ın dediği gibi “transfer bütçesi bana söylenenden daha az ayrılmıştı. Bırakıp gitmeyi düşündüm ama sportif direktör Yakup Ateş beni ikna etti. Konuştuğumuz rakam ve bana transfer için sunulan rakam farklıydı. Bütçemiz doğrultsun da kendi takımımı kuramadım.” söylemlerini hepimiz hatırlıyoruz.

Sivasspor’da yapılan transferler ve kurulan takımın sorumluluğunu üzerine almadı.

Kısacası, takımın bu hale gelmesinden eski Başkan Gökhan Karagöl ve yönetim kurulunu suçladı.

Kimse, yoğurdum ekşi demedi!

Bu ve buna benzer konuların, tekrar tekrar yaşanmaması için Sivasspor camiası şeffaf bir yönetim bekliyor.

Karar verildi ve genel kurul kapıda…

Öncelikle reklam peşinde koşan değil!

Futbolun gerçeklerini bilen, gerektiğinde elini cebine atabilecek, uzun soluklu bu takıma hizmet verebilecek bir vitrin yönetim seçelim.

Artık, işi bitince ne kulübün ne de stadyumun önünden geçmeyen, hatta beleş bilet için “yöneticilik yapan” yöneticilerin devri kapansın!

En azından 5-10 yıllık uzun vadeli planlamalar yapalım.

Teknik Direktör İsmet Taşdemir ile yola devam edilir mi bilmem. Yine de fikrimi söyleyeyim “öncelikle iyi bir teknik adam gelsin” takımın başına.

Verelim yetkiyi kendisine 5-10 yıl her ne ise haddini bilen bir takım kurulsun.

Şu son dönemde takıma emek veren 3-5 sezonluk futbolculara teşekkür edilsin.

Borçlar ödensin. Sonrası mı? Çok kolay…

Kalın sağlıcakla…