?Dedim ya, Eylül´dü. Savruluşu bundandı kimsesizliğimin?- Cemal Süreyya
Ne çok söz söylenmiş Eylül üzerine biz bunca koşturmaya inat, hoş geldin Eylül! ?Dünya işi bitmez!? sözünü işittiğimde daha çocuktum, bunu bir söylemden ibaret sandım ama bir gerçekmiş. Arkasını alamadığınız sonunu göremediğiniz işler, hayatın rutinini sürdürmek için bitmeyen koşuşturma. Bazen hep aynı seyirde ilerler gibi gelir hayat, aslında bunun içinde özel bir şükür lazım. Demek oluyor ki can sıkıcı bir durum olmamış. Her şey yolunda o zaman şikâyet etmeyelim her şey seyrinde demek ki.
Denize düştünüz yüzmekten başka çareniz yok. ?Benim canım sıkkın kulaç atmayayım bir kenarda olanı biteni izliyeyim? diyemezsin, boğulursun, kimsenin attığı kulacın sana faydası da olmaz. Aslında çevrendekilere bu bağlamda kızamazsın, onlarda denizin ortasında ve kendi yaşamları için kulaç atmak zorundalar...
Yaşamda bunun gibi rutini sımsıkı elinde götürürken bir yandan ebedi diyara çalışacaksın, altından ırmaklar akan cennet için çalışmaya değmez mi? Bu dünyanın tozlu topraklı evleri için ne emekler harcar iken, Kevser ırmağından içmeye talip olmak gerekmez mi?
Ruhun bir karma planı var. Bu dünyaya sadece yaşamak amacıyla gelmiyoruz. Ancak o kadar dünyasal şartlanmalara tabi oluyoruz ki karma kısmını unutuyoruz. Hayat bir sınav ve hepimizin vermesi gereken sınavlar var. Bu sınavları biz burada yaşayarak öğreniyoruz ve biz, bu dünyada neyi anlamışsak, öte âleme de o oranda bir kavrayış götüreceğiz.
Cennet hep ´´yaz´´. Dünya dört mevsim. Kışın kurduğun hayalleri, bahara sonra yaza taşıyacaksın. Hayal kurmadan dünyanın yükünü omuzlanmak zor, güle söyleye gerçekleştirdiğin hayallerinin üstüne hiç susmadan ağlayacaksın, bu dünyaya dertsiz gamsız olmaz. Sonra tekrar silkeleneceksin kaldığın yerden kurduğun hayallere devam edeceksin. Fani olduğunu unuttuğun zamanlarda olacak, yalan dünya aldatmaya devam edecek.
Şubatta kurduğun hayaller Mayıs da can bulacak, belli ki ömründe ki hiçbir Ağustos bu kadar canını acıtmadı. Tüm duaların şükürlerin avuçlarında ´´ALLAHIM hayırlısı ile sına´´. Sınanmadan sınav olmadan cennet yok! Tüm açılan eller yaratana beni benden iyi bilene. ´´Beni kimseler anlamaz öp anlımdan sen öp seccadem´´. Bizim sağ ve selametimiz için şükür secdesi sevdiklerimizden imtihan olursun bilmediğin yerden, dünya dedikleri bu olsa gerek...
Sınanmak ve yaşamak arasında ince bir çizgi bıçak sırtı kabilinden, sınanacaksın ertesi gün kalkıp yaşayacaksın.
Geçenlerde bir sohbet esnasında şöyle söylemiştim: Evli isen depresyona girme lüksün yok, seni bekleyen, işler, sorumluluklar öyle çok ki bir kulaç kendin için bir kulaçta aile efradı için atmak zorundasın, o yüzden en babasından çok mu canın sıkıldı, üç gün depresyon sürer. Sonra yığılan çamaşırlarla depresyona veda.
Ey bekarlar! Girecekseniz depresyona. Şimdi bir ara girin evlenince bekleyen ütü hiç müsaade etmiyor. Buna şaka bir yana yaşamak için kulaç atmaya devam.
Hoş geldin EYLÜL!
Yazın telaşından, sanki yorulduk. Bizi sar sarmala, tekrar tekrar doğalım tam yorulduğumuz yerde, liman ol bize sende sukuta erelim. Tekrar hayal kurmaktan korkan bize fısılda ´´hayalsiz dünyanın yükü taşınmaz de´´ biz doğalım Eylül de bir daha.
Hoş geldin EYLÜL! Yaprakları sarartacak Ekim gelmeden bize iyi gel hoş, selametle gel.