?Mahkeme kararına saygı duymuyorum!? deme hakkımız yok mu? Bence var; hem de yeryüzünün bütün adlî kararlarına? Zorla saygı duymamız için baskı yapılıyorsa, hukukun üstünlüğü değil, baskınlığı söz konusudur. Saygı duymamamız ise infazı engellemez, sadece tavrımızı ve tarafımızı belirler.
Allah´ın karşılığını ötede göreceğimiz yargısı dışında verilen hiçbir karar hakkın tecellisi anlamına gelmez. Bu dünyada adaleti tesis etme görevi insana verilmiştir. İnsanları birbirinin zararına karşı korumak için devlet vardır ve devlet adına hukuku yürüten bir de kurum.
En başındakinden en sonundakine kadar ülkemizin tekmil yargı kurumunun geçmişi bizzat hukuksuzluklarla doludur. Darbeleri meşrulaştırması yetmemiş gibi, nahak yere idam cezası veren mahkemelerin hükmünü zaman zaman sürdürdüğü bir ülkeyiz. Gördüğümüz kadarıyla aynı hukuksuzluklar, cemaatle organik bağı olan hâkim ve savcılar tarafından şu an bile sürdürülmektedir. Bu kadarına da razıyız ama hukuksuzluğunu ilan edercesine bir siyasetçi gibi kararına saygı göstermeyenlere cevap yetiştiren yargıcılarımız hamdolsun(!) hâlâ var. Siyasî davalarda mahkemeye çıkmadan, daha savcının iddianamesinde hukukçunun taraf olup olmadığını anlamak için derin bir hukuk bilgisi gerekmez.
Hukukçuların, mahkeme dışında ve muhakemesiz karar verebildiği bir vasatta yargıç hükmüne saygı duymamayı insanlık ve yurttaşlık görevi bilirim. Yargıç hükmü, fikir tartışmasına açık bir nitelik taşımaz ki ?Fikrinize katılmıyorum ama size saygı duyuyorum!? diyelim. Adı üzerinde fikir değil, hükümdür. Yargıcın verdiği karar mutlak adalete işaret etmez ama kararı mutlaka uygulanır. Bu yüzden cüppeli meslekler olarak bilinen mesleklere sahip olan insanlarda hak duygusunun çok ileri düzeyde olması şarttır. Bu meslekler insan yetiştirdiği, çığır açtığı için kast-ı mahsusa ile hüküm veremez. Veriyorsa nefsini yahut nefsinin efendisi mevkisine koyduğu birini tanrılaştırmıştır.
Bence ülkemizde demokrasiye geçildiği günden beri tartışılan hukukî uygulama ve kararlar, genel ahlakî yapımızın kurumsallaşmış göstergeleridir. Hukuk kuralına değil, hukukçunun sübjektif özelliklerine göre verilen kararların adalete vesile olması şansa kalmıştır.Her devirde alenen siyasî tavra sahip kurumun şahıs kadrosunda yapılan değişmeler de bir şey ifade etmiyor. Daha vahimi ise darbecilerden yana olma geleneğini büyük oranda taşıyanların etkili ve yetkili konumlarda olmaları.
?Hukuk herkese lazım!? diye bir söz vardır ama en başta da yargı kurumuna lazımdır.