Hz. Peygamber (sav) ve gençlik? Çok sıcak ve güzel iki ifade? Peygamber sevgisinden yoksun bir gençliği düşünmek bile kocaman bir kayıp aslında. İmansız bir yüreğin sinede yük olduğu gibi? Gençlik tasavvurumuzun zihnimizde canlanabilmesi için İslam´ın bir güneş gibi doğduğu günden asrımıza uzanan uzun bir yolculuğa çıkmamız gerekiyor.
Bu yolculukta ilk olarak karşımıza Dar´ul Erkam Gençliği ve Genç Sahabiler çıkıyor. Kâinatın Efendisi (sav) kendisine gelen teklifler üzerine, ?Bir elime güneşi koysalar diğer elime ayı yine de davamdan dönmem.? dediğinde Dar´ul Erkam Gençliği hep yanındaydı. Bu güzel insanlar Hz. Peygamber (sav)´in kutlu mücadelesinde ona hep destek oldular. Hiç tereddüt etmediler, geri dönmediler, ümitsizliğe kapılmadılar. İşkenceler gördüler, horlandılar, aşağılandılar, hicret etmek zorunda kaldılar? Ama yine de yılmadılar. Medine´den kutsal belde Mekke´ye tekbirlerle geri döndüklerinde haklı bir dava uğruna mücadele etmenin sevincini yaşıyorlardı. Nihayetinde üstün olanlar inananlardı. Öyle de oldu. Peygamber sevgisi ile doluydu gönülleri bu Genç Sahabilerin ?
Halifeler, Emeviler ve Abbasiler döneminde de yine peygamber sevdalısı gençler İslam´ın yayılmasına kanlarıyla, canlarıyla destek olmuşlardır. İslam´ın bir nur gibi parlaması için büyük bir gayretle ve imanla diyardan diyara koşturmuşlardır.
Hz. Peygamber ve gençlik tasavvurunu tam manasıyla kavrayabilmemiz için İslam´a hizmetleriyle Selçuklu´yu ve Osmanlı´yı çok iyi öğrenmemiz gerekiyor. Anadolu´nun kapılarını dualarla açan Sultan Alparslan ´ın yiğitliğini bilmemiz gerekiyor. İstanbul surlarına dayanan Sultan Fatih ´in ?Ya İstanbul beni alır, ya da ben İstanbul´u!? diyebilme cesaretini nereden aldığını öğrenmemiz gerekiyor.
?Asım´ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek. / İşte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek.? diyen Akif´imizi ve onun Asım´ın Nesli hayalini bilmemiz ve hayata geçirmemiz gerekiyor.
?Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik? ?Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!´ şuurunda bir gençlik.? tasavvur eden Necip Fazıl´ı ve Büyük Doğu Gençliği´ni tanımamız gerekiyor.
Hz. Peygamber ve gençlik derken yine Sezai Karakoç ve Diriliş Nesli´ni , Yedi Güzel Adam ve Mavera Gençliği´ni , Nurettin Topçu ve Hareket Gençliği´ni öğrenmemiz gerekiyor. Milli Türk Talebe Birliği ve Akıncı Gençliği´ni hatırlamamız gerekiyor.
?Önce ahlak ve maneviyat.? diyen Erbakan Hoca´mızı ve MGV Gençliği´ni , ?Bir elinde Kur´an, diğer elinde bilgisayar olan bir gençlik.? tasarlayan Muhsin Başkan´ı ve Nizam-ı Âlem Gençliği´ni idrak etmemiz gerekiyor.
Hz. Peygamber ve gençlik derken Aliya İzzet Begoviç ve Bosna Hersek gençliğini, Ahmet Yasin ve Filistin gençliğini, Cahar Dudayev ve Çeçenistan gençliğini, Türkmendağı ´ndaki mücahitleri ve haklı mücadelelerini hissetmemiz gerekiyor. Mavi Marmara şehidi Furkan Doğan´ın yüzündeki tebessümü görmemiz gerekiyor. Memleketin her köşesindeki, özellikle güneydoğusundaki kahraman askerlerimizi, yiğit polislerimizi dualarımızda hatırlamamız gerekiyor.
Sezai Karakoç´un ?Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır.? ifadeleriyle seslenen Reis-i Cumhurumuz Recep Tayyip Erdoğan´ın Dindar Gençlik hayalini Hz. Peygamber sevgisi ve gençlik tasavvurumuzun en başlarına bir yerlere yerleştirmemiz gerekiyor.
Bütün bu gençlik tasavvurlarımızın üç ortak noktası bulunuyor aslında. Bunlar Rabbimiz Allah(cc)´tır, Rehberimiz Kur´an´dır, Önderimiz Hz. Peygamber(sav)´dir. İşte bu prensipler doğrultusundan hareket eden gençler tarihin her aşamasında millî ve manevî değerlerini koruyup kollamışlar, ?vatan sevgisi imandandır? şuuruyla memleketlerine sahip çıkmışlar, hep önde olmuşlar, hep öncü olmuşlardır.
Bize düşen Allah-u Teala´nın Kur´an-ı Kerim´de ifade buyurduğu şekliyle ?Andolsun ki sizin için; Allah´a ve ahiret gününe ulaşmayı dileyen ve Allah´ı çok zikredenler için Allah´ın Resûlü´nde güzel bir örnek vardır.?(Ahzâb-21 ) ilahi mesajını kavramalı, anlamalı ve Hz. Peygamber´i kendimize örnek almalıyız. Hayatımızın her aşamasında Muhammedî bir şuurla hareket etmeli, millî ve manevi değerlerimize sahip çıkarak gençliğimizi Allah(cc), Kur´an ve Hz. Peygamber(sav) yolunda değerlendirmeli, geleceğe de her daim umutla bakmalıyız.
Ne diyordu teslimiyet kokan ifadelerinde Üstad Necip Fazıl:
?Kurtarıcım, müjdecim, efendim, peygamberim;
Sana uymayan ölçü hayat olsa teperim!?