İran´da devrimin reklam tarafı: Irkçı olmayışı, ümmetin haklarını savunuyor oluşu, İsrail´e karşı oluşu, ABD´ye büyük şeytan demesiydi. Bu reklamlarla Türkiye´de de radikalizmi hem besledi, hem de umut verdi? Kendi adıma, İran´ı sadece anti-amerikancı oluşundan dolayı destekledim; çünkü ABD dünyanın en büyük terör örgütüdür. Şia´nın ?takıyye? inancının sınırsızlığını ve ?kutsallaştırılmış acı? üzerine inşa ettikleri ve din yerine koydukları mezhebe dayalı uygulamalarını ise sadece siyasî bir fırka olarak gördüm. Neyin siyasetini güttüklerini, ise reklam bitip film başlayınca anladık. Aslında anlaşılır bir şey değil, İslam adına en gayr-ı islamî yollara başvurabilen bir devletten standart beklenemez. İran İslam Cumhuriyeti´nin bir standardı yoktur; menfaatine nasıl gelirse öyle davranan ?Ayetullah yönetimi?nin anlaşılması gereken tek yönü budur.
Reklam bitti, film başladı. İran ?Baasçı? yani ?Arap ırkçısı? Suriye´nin sadık dostu, tek müşterek tarafı ise Esedizmin Nusayrî inancına sahip oluşundan ibarettir. İran´ın Ayetullahlarının ehl-i sünnet karşısında o daha sıcak duruşlarının, sırf ?acem? oyunu ve ?taraftar? devşirmeye yönelik olduğu açığa çıktı. Şu an İran Halkı´nın bu yönetimin altında yönlendirildiğini ve asil bulduğum Fars kültürünün sahtekârca Ayetullahların maniplasyon aracı edildiğini düşünüyorum. Resmi İran televizyonları, İran halkına DEAŞ´ın katliamlarını sansürsüz seyrettirerek, gece gündüz halkı Sünnilere karşı kışkırtmayı görev saymaktadır. Haşdi Şabi terör örgütünün ve katliamlarının tek sorumlusu İran Devleti´dir.
Irkçılığa karşıydı değil mi İran? Baas ırkçıydı değil mi, peki? İran etkisindeki İslamcı zevatın TC´ye karşı İslamcı takılıp yerden yere vururken; Esedizm konusunda tek İslamî değerlendirmesinin olmayışını acem aynasında nasıl görüyorsunuz? Mahcubiyet midir, acem casusluğu mu? Esed ailesi başından beri zalim ve despottu. İslam ırkçılığa karşıydı elbette ama bu sadece Türkiye için geçerliydi, Baasçı Nusayrîlere serbestti... Şu "devletçilik" üzerinden Esedizmi savunan İranlıların ve alaturka İrancıların en yalan tarafı bence "İslamcılık"tır. Binbirsuratlı bir islamcılık, hem bütün İslam ülkeleri, hem de İran halkı için belâdır.
İran, ümmetçi takılıyordu değil mi? Emperyal düşünceleri hortladı ve Şiiliğin ?tek mezhep de değil, din? olduğunu savunmaya başladı. Bu aslında ?siyasî ümmetçilik?lerin, batılı oyunu olduğunun göstergesidir. Batıyla da arası çok iyişu anda, ABD ile de. Bu dünyanın bütün namussuz güçlerinin, Türkiye´ye cephe alırken, terörle vururken; İran´ı öpmelerinin başka bir anlamı olamaz.
İran İsrail´e düşmandı değil mi? İran, Kudüs´ü kurtarmak için, devrimin ta başından beri harekete geçmişti güya. Kudüs için ayrı bir ordu besliyordu, İsrail´in çanına ot tıkayacaktı. Baştan ayağa yalan ve bu yalanlar İran´a gönül verenler tarafından ballandıra ballandıra yıllarca anlatıldı. Şu an İsrail devleti kadar ırkçı ve Siyonistlerden takıyyeci bir İran İslam Cumhuriyeti, Ortadoğu´da yayılmacılık peşindedir. Bu uzun vadede kesinlikle ayağına dolanacaktır.
TC laik bir cumhuriyet, geçmişinde laiklikle din arasındaki gerginliklerini de adım adım aşmaktadır. Kendi görüşümü de söyleyeyim: Dine müdahale etmeyen ve eşit mesafeli bir laiklik esastır. Bu da belli bir olgunluk ister. Şu ise gerçek: Türkiye, adının başında İslam olan mollalar rejimiyle mukayese edilemez derecede samimi ve vakur bir müslüman duruş sergilemektedir. Beynelmilel terör karşısında, ?Terörün her çeşidine karşıyız!? diyen başka bir devlet neredeyse yok gibidir. Terörün her çeşidine hedef olan tek halk da Türk Milleti´dir. Buna rağmen, hukuk içerisinde ve nizamî ordusuyla mücadeleden taviz verilmemektedir. Bir terör örgütüne karşı, başka bir terör örgütü ile mücadele eden ABD´nin ahlaksızlığı ile İran´ın ahlaksızlığı aynıdır. DEAŞ´a karşı PKK´yı besleyip Türk katletmek ile HAŞDİ ŞABİ beslemek ve Suriye´de Sünni katletmek arasında bir fark yoktur.
İran halkı ile biz Türklerin her hangi bir derdi olamaz ve ?hayat tarzımız?ın derinden derine birbirine benzemektedir. Ancak, mevcut İran yönetimi, Şah yönetimini aratmaktadır.