İktisat alanında araştırmaları olan aynı zamanda hem dostluğu hem de başarıları ile tanıdığım iki değerli iktisatçı, Zeynep ÖZEL  ve Fahrettin ŞEN ile ´´ irrasyonalite ve iktisat´´üzerine konuştuk kendilerine bu verimli  sohbet için teşekkür ediyorum .
PSİKOLOJİ VE İKTİSAT BİLİMİNİN ORTAK NOKTALARINDAN BAHSEDER MİSİNİZ?.
İktisat sosyal bir bilim dalı olmasının yanı sıra, zamanla diğer bilimlerin yöntemlerini de kullanmıştır. Klasik İktisat döneminde İktisadi alanlarda araştırma yapmış bilim insanları insan davranışlarına da önem vermişlerdir. Fakat Neo Klasik dönemlerde A.Marshall, J.Keynes gibi iktisatçılar iktisatta matematiksel modelleri kullanmışlardır ve insan davranışları ikinci plana itilmiştir. Bu durum iktisat bilimindeki çalışmalarda psikolojik faktörlerin ihmal edildiğini gösterir. İnsanların iktisadi tercihleri ve davranışları matematiksel modellerle açıklanamayacak kadar komplekstir. İktisat ve psikoloji bilimlerinin ilgilendiği konuların temelinde insan vardır. Bunun sonucunda insanı temel alan diğer bilim dallarının teorilerinden de etkilenilerek yeni bir bilim dalı olan Davranışsal İktisat ortaya çıkmıştır.
ZEYNEP HANIM İKTİSAT BİLİMİNİN İÇİNDE İRRASYONALİTE NEDİR?.VE İRRASYONALİTE BU BİLİMİN NERESİNDEDİR?
Gülşah Hanım cevabıma öncelikle ekonominin kısa tanımıyla başlamak istiyorum. Ekonomi genel anlamda, insanların sonsuz olan ihtiyaçlarını var olan kıt kaynaklarla karşılamasıdır. Ekonomi rasyonel bir bilimdir ve ekonomik birimler sürekli olarak kendi çıkarlarının peşinde koşan rasyonel varlıklar olarak kabul edilmektedir. Rasyonel bir şekilde davranan ekonomik birimler yaşadıkları çevrenin çıkarlarını da düşünerek kişisel hazlarını maksimize edecek şekilde davranmaları iktisadi davranış olarak tanımlanmaktadır. Birey kısıtlı olan geliriyle kendi zevk ve tercihlerine göre kendisine en çok faydayı sağlayan veya karını maksimize edecek olan malı veya hizmeti almaya yönelecektir. Örneğin; elimizde bulunan 10 Milyon dolar ile çok şey yapılabilir. Ev, araba almak veya bir iş yeri açmak gibi. Bunların hepsi birer davranış olsa da rasyonel insanın iktisadi bir hareketi göstermesi göz önünde bulundurularak kendini en fazla mutlu eden ve en yüksek hazzı sağlayan davranışlarda bulunması beklenmektedir. Bireyin amacına ulaşmak için en düşük bedel ödeyerek ulaştığı yol en rasyonel yoldur. Bireyin inançları, değerleri, hayata bakış açısı ve kişilik özellikleri gibi durumlar rasyonel davranıp davranmaması konusunda belirleyici rol oynamaktadır. Neo Klasik İktisat´ın temel varsayımı olan bireylerin hep rasyonel davrandığı varsayımının gerçek hayattan uzak olduğu da görülmektedir. Çünkü bazı durumlarda insan gelenek ve alışkanlıklarına bağlı olarak rasyonel olmayan (irrasyonel) davranışlar gösterebilmektedir. Klasik iktisadın öncüsü Adam Smith´in de açıkladığı üzere ekonomik hayat toplumsal hayatın içinde derin bir şekilde yer almaktadır. Toplumun geleneklerinden, değerlerinden ve adaletinden ayrı anlaşılamamaktadır. Kısaca ekonomik hayat irrasyonel değerlerden bağımsız olmamaktadır.
Sizlerinde faydalanması temennisiyle bir daha ki yazıda görüşmek üzere .