İnsanın iç huzur yoksa nereye giderse gitsin bohçasında hep onlar, iç huzur eşittir hep mutlu olmak mı? Cevap tabiki hayır. Biz de memleket kadar iyiyiz, duyarsız olmamız mümkün mü? Sadece bizim mutluluğumuza endeksli bir yaşam bizi narsist yapar, biz herkes iyiyse iyiyiz.

Lakin Doğan cüceloğlu der ki ; ''Sen hüzünlüsün diye dünya sana durup yol verecek değil.'' Bu söze benimle olan yolculuğu kısa bıraktığı iz çok büyük olan dostum demekten haz aldığım Özge'ye gönderdim. Akabinde nefes almanın yollarını arıyorum yazdım. ''Tanıştığın herkesin senin hayatında belli bir amacı vardır'' ve belli bir süre nasibi vardır o yüzden gidene üzülmemek lazım. Yenilerle yeni yolculuklara çıkmak için kapı aralamak lazım.

Bende şu an  size kardeşimin evinden yazıyorum ait olma hissini yaşayarak. Rahat ediyorum. Bahçesinde gülleri misafir etmiş kardeşimin evi. Balkondan manzarayla meşk ediyorum elimde pembe güllü bir fincan içerisine tomurcuk güllü bir nar çiçeği çayı, belli ki nar çiçeği rengini gülden emanet almış. Uzaklaşmak lazım da hani bazen hayatındaki tüm olan bitenden.

Sonra seyretmek dış göz olabilmek kendine,

Bahçede bir kaç gül kalmış Ekime nispet edercesine, yanından biri hışımla geçiyor ve tüm yaprakları yerde. Taman belki onunda direnmeye gücü kalmadı çabuk pes edip döküldü, lakin Gül'e hürmet ecdadın hali değilmiydi. Gül kokulu nebi hürmetine gül'e nasıl bir saygı hürmet vardı. Koparmak için el uzatıldığında şayet ilk hamlede kopmadıysa ecdad şöyle derdi ''belli ki razılığı yok'' der. El uzatmazdı. Gülden razılık alan bir medeniyetik. Çok mu incitiyoruz bazen bilerek bazen bilmeyerek. Sözün kokusu var, bazı sözler tıpkı gül gibi bazısı sanarsın yabani ot. Gülden razılık alan insandan gönül alan, iyiler buyursun evlerimize iyilerle hasbihal evin neşesine neşe katar.

Ecdad gülü gül ile tartmış, huzur mekanda değil manada bulmuş. Gül cemaliniz hep gülsün.

Gülden terazi yaparlar

Gül alırlar gül satarlar....

Gittiğiniz evlerde neşe katın huzur verin .

Bir sonraki yazıda buluşmak duası ile.