(4) Her dem helake soyarlar Köroğlu´nun koçakları Nere ne olsa duyarlar Köroğlu´nun koçakları -Ulan dedi. Köroğlu gebereli kaç gün oldu. Senin başka söyleyeceğin yok mu? Tabi cemiyet orada toplanmıştı. Dediler ki: -Yahu! Köroğlu dediğin adam ün yapmış, nam kazanmış bir adam. Yiğidin türküsü söylenir. Değme söylesin arkadaş. Aldı bakalım Esebeyli: Arar izini bulurlar Er geç hayfını alırlar Onlar hasmını bilirler Belde Aydın bıçakları Ahmet Bey yine bunu tersledi. -Ulan oğlum! Bırak külhanbeyliğini, derebeyliğini de türkünü söyle. Yine sağdan soldan dediler ki -Yahu! Dokunma adam ne diyecekse, desin. Aldı bakalım Esebeyli son beyitte ne söyledi? Esebeyli bulup gelsin Düşmandan hayfını alsın Çamlıbel virane kalsın Solsun elvan çiçekleri Ahmet Bey, etrafındakilerden çekindi, bir şey yapamadı. Neyse sofralar kuruldu, yemeğe oturdular. Fakat Ahmet Bey´in içerisi alıp alıp veriyor; ?Demek ki Köroğlu´nun adamları gelmiş, bir şeyler yapacaklar.? diye. Döne Hanım, eline tepsi verip hizmetçisini Ahmet Bey´e göndermişti, altın bardakları getirsin, diye. Bu sırada, kapının arkasında Esebeyli´nin söylediği türküleri dinledi. Köroğlu´nun ismini anınca Ahmet Bey´in kızdığını, onu azarladığını duydu. Tepsileri almadan tekrar geri gitti. Döne Hanım dedi: -Ne yaptın tepsileri? -Sorma hanım, dedi. Nişanlınız Ahmet Bey´in yanına bir âşık gelmiş. Meclis huzurunda çalıp çağırıyordu, güzel türkü söylüyordu. Ancak ?Köroğlu´nun hayfını almaya geldim.? dedikçe Ahmet Bey tersleyip durdu. Kalabalık da onu ikaz etti. Ben de adamın yiğitliğine hayran kaldım. Sana olup biteni haber vermek için tepsileri vermeyi unuttum, buraya geldim. Döne Hanım, bir mektup yazdı Ahmet Bey´e. ?Altın bardaklar ile makamınıza gelen aşığı gönder biraz da bizi eğlendirsin.? Esebeyli adlı âşığı kendisine göndermesini istedi. Hizmetçi doğruca Ahmet Bey´in yanına gidip mektubu verdi. Ahmet Bey, mektubu okudu. Esebeyli´ye kalk oradan deyip bunu hizmetçinin yanına verdi. Bunlar kalkıp Döne Hanım´ın yanına geldiler. Geldi ki Döne Hanım ayın on dördü gibi parlıyor. Vefakâr, cefakâr, her şeyden anlayan tesettürlü bir hanım? Esebeyli de Köroğlu gibi bir zatın yanın da yetişmiş nice cenklere girmiş nice muharebelere girmiş; o da oturmasını, kalkmasını, konuşmasını biliyor. Gerekli şekilde içeri girdikten sonra hoş-beş, izzet ü ikramda bulundu. Dedi ki: -Âşık biraz çal çağır. Bakalım nerden geliyor nereye gidiyorsun? Dedi ki: -Benim bir yitiğim var, ben onu arıyorum. -Kim senin yitiğin? -Çardaklı Çamlıbel´de Koç Köroğlu, bizim babamız var idi. Bolu´ya geldiğini söylediler. Sora sora buraya kadar geldim. Beni Ahmet Bey diye birinin yanına götürdüler. Orada çaldım çağırdım. Huzurda, Köroğlu´nun ismini söyleyince bana gazap etti. Oradakiler, onu teskin ettiler. Sizin hizmetçiniz de gördü. Beni de buraya kerhen gönderdi. -Sen neyisin Köroğlu´nun, dedi Döne Hanım. -Ben Köroğlu´nun koçağıyım. 500 tene koçağı var, bir koçağı da benim, dedi. -Peki dedi. Sen şimdi yorgunsun, hele biraz dinlen, seninle sonra konuşuruz. Yediler, içtiler, efendime söyleyim, yattılar. Akşam oldu, sabah. Döne Hanım, Esebeyli´ye; -Buraya neyle geldin, dedi. -Falanca handa, atım var, onunla. Dedi ki: DEVAMI YARIN Nere ne olsa duyarlar Köroğlu´nun koçakları -Ulan dedi. Köroğlu gebereli kaç gün oldu. Senin başka söyleyeceğin yok mu? DEVAM YARIN