Esebeyli, geriye döndü baktı ki yıldızda sayı var, gelen atlıda sayı yok. İçinden ocağın yana Köroğlu, dedi. Şimdi bunlar bizi leş kargası hepimizi bir yerde bitirirler, dedi.?
Köroğlu dedi ki;
-Oğlum Esebeyli! Bu Döne Hanım senin namuzatın. Şimdi sen nişanlını al atının terkisine, şu dereye in. Ben şunları bir karşılayım, bakalım.
Esebeyli, Döne Hanım´ı atın terkisine aldı, indi dereye, ama Esebeyli´nin içi gidip gidip geliyor.
Ahmet Bey de Alapaça´yla öyle bir geliyor ki, öbür atlardan en az bir- bir buçuk kilometre ilerde geliyor. Tam ok menziline gelince, Köroğlu;
-Heey arkadaş! Kalleşlik olmasın, ben Köroğlu´yum kimseye ihanet yapmam, koç gibi vuruşacağız. Atın kolanı çözülmüş, kolanı bekit, dedi.
Ahmet Bey de çok cengâvermiş. Hiç attan inmeden, atın kolanını düzeltmek için eğildi. Köroğlu, o eğilir eğilmez okunu çekip Ahmet Bey´i tam omuzundan vurup yere serdi.
Hemen attan indi. Ahmet Bey´i atın üzerine ters bağladı. Alapaça´yı gönderdi gelen atlara karşı iki kırbaç attı. Ala paça öyle bir gidiyor ki Allah inandırsın, tozu dumana katıyor.
Atlılar da sandı ki, Ahmet Bey Köroğlu´nu haklamış, Döne Hanım´ı da almış geliyor. Aslan Ahmet Bey! Alapaça, geldi, yıldırım gibi atların içine daldı. Baktılar ki Ahmet Bey omzundan oku yemiş, çoktan ölmüş, Orada millet birbirine girdi.
-Biz demedik mi yahu! Köroğlu´nu bu haklayamaz. Kalleşlikle yakalayıp getirmiş. Köroğlu dünyaya nam vermiş 500 tane keleşi var. Ahmet Bey, 500 sene sürse, yine onu harcayamaz.
-Harcar.
-Harcayamaz.
Bunlar, birbiriyle ileri geri ettiler. Kimi dedi,
-Ahmet Bey, nişanlısı için bu hala düştü. Bizden buraya kadar, daha bir şeye karışmayız.
Dönüp gittiler. Köroğlu, Esebeyli´ye seslendi.
-Esebeyli, dedi.
-Buyur.
-Haydi gidiyoruz.
Bu üçü yola tekrar revan oldular. Biz haberi kimden verelim Ayvaz´dan...
Ayvaz, Çardaklı Çamlıbel´de günlerdir elinde dürbünle yol gözlüyordu.
Bir de baktı ki uzaktan üç kişi geliyor. İkisini tanıda Köroğlu´yla Esebeyli. Üçüncüsü bir hanımdı. Hemen koçaklara haber verdi. Bunlar hazırlandılar, atlara binip karşı çıktılar.
Atlılar yaklaşınca Döne Hanım merak etti. Hani Esebeyli kuyunun başındayken Köroğlu;
Geldin mi imdada Koç Esebeyli
Ayvaz´ın sevdası serinde gerek
demişti ya, Döne hanım Ayvaz´ı merak etmişti. Koçaklar yaklaşınca; Döne Hanım sordu;
-Esebeyli! Ayvaz hangisi?
Esebeyli de Köroğlu´ndan çekindi cevap vermedi. Bu bir daha sordu. O vakit Köroğlu duydu. Sazı dalından indirdi dedi ki
-Ben buna birkaç tene söyleyim.
Aldı bakalım Köroğlu Döne Hanım´a ne dedi:
Yağız atın üstündedir
Bizim Ayvaz balıyınan
Yalın kılıç destindedir
Bizim Ayvaz balıyınan
dedi. Ayvaz´ın başında poşu bağlı. Orta boylu, gökçek delikanlı.
Köroğlu aldı bir daha:
Mevlâ´m bizi yoldaş etti
Ali´yinen Veli´yinen
Açlar doyar susuz kanar
Leblerinin balıyınan
Yani Köroğlu demek istedi ki güzelsin, güzelliğin kerametini bil. Son olarak tekrar aldı Köroğlu:
Köroğlu ´m der sözüm haktır
Hakk´ın kerameti çoktur
Doğruya zevalım yoktur
Herkes getsin yoluyunan
deyip kesti. Uzatmayalım bunlar hep bir oldular, Çamlıbel´e revan oldular. Esebeyli´yle Döne Hanım´ın düğünü oldu. Bunlar orada 40 gün 40 gece çaldılar, oynadılar, eğlendiler. Onlar erdi muradına sizler de muradınıza erin.
Kelimeler
güvermek: Bırakmak, salıvermek.
eylenmek: Alay etmek.
dal: Sırt.
deyişin: deyince.
poşu: Baş örtüsü.
adını çekmeyince: Adından söz etmek, zikretmek,
SON