SON DARBE KİMİN?
Yağmur damlalarının hiçbiri, oluşacak selde suçu kabul etmezmiş. Her biri masumdur kendi başına. Ama bir araya geldiklerinde şehirleri yutan felakete dönüşürler. Taşa her vurulan darbeden sonra son vuruşu yapan “Ben kırdım” dermiş; oysa taşı parçalayan, tek bir balyoz değil, ona kadar gelen her darbenin birikimidir. Hayat da böyledir aslında. Sonucu konuşuruz, süreci unuturuz.
Futbolda golü atan manşet olur. O golün pasını veren, koşu yapan, rakibi üzerine çeken, savunmada ter döken pek anılmaz. Kollektif bir oyundur futbol ama alkışı birey toplar. Lokantada masaya güler yüzle servis yapan garson övgü alır; mutfakta sıcağın, bıçağın, yağın içinde mücadele veren ustaların adı çoğu zaman bilinmez. Hayat vitrini sever; arka planı görmezden gelir.
Bu yüzden çalışanın hikâyesi çoğu zaman yazılmaz. Emek vardır ama görünmezdir. Ter vardır ama değeri yoktur. Alın teri kutsaldır denir; fakat o kutsallık, maaş bordrosuna yansımaz. Çalışan, bu düzenin taşıyıcı kolonu gibidir: Herkes yaslanır ama kimse teşekkür etmez.
Asgari ücretli bu ülkenin bel kemiğidir. Sabahın köründe yollara düşer, akşam karanlığında evine döner. Üretir, taşır, satar, temizler, onarır. Şehirler onun emeğiyle ayakta durur. Ama geçimi “asgari” görülür. Hayatı da, hayalleri de, beklentileri de asgariye indirgenir. Çalışır asgari ücretli; didinir. Emeği büyüktür ama karşılığı küçüktür.
Sorun yalnızca ücret değildir. Sorun, emeğin değersizleştirilmesi, görünmez kılınmasıdır. Sorun, “şükret” cümlesinin bir teselliye dönüştürülmesidir. Oysa kimse lütuf istemez; hakkını ister. Kimse alkış beklemez; adalet ister.
Sel, tek bir damlayla oluşmaz. Taş, tek bir darbeyle kırılmaz. Bugün yaşadığımız eşitsizlikler de bir günde ortaya çıkmadı. Görmezden gelinen her emek, ötelenen her hak, susturulan her ses bu sonuca katkı sundu. Ve şimdi herkes son darbeyi konuşuyor; kimse önceki darbeleri hatırlamıyor.
Belki de artık vitrinden biraz geri çekilip mutfağa bakma zamanıdır. Gol sevincinin yanında pasın kıymetini de alkışlama zamanıdır. En önemlisi, bu ülkenin bel kemiği olan asgari ücretlinin yükünü hafifletme zamanıdır. Çünkü bir gün o bel kemiği yorulursa, usandırılırsa, kızdırılırsa bu yükü taşıyacak başka kimse kalmaz.
Vesselam…