13 Ocak 2026
weather
-5°
43,1602 %0.1
50,2840 %-0.1
6.400,87 % 0,52
Ara

SINIRLAR ÇİZİLİRKEN, SİNİRLERİMİZLE OYNANIRKEN!..

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un 2026’ya girerken okuduğu o mektup… Bir çocuğun masum dileği: yılbaşı hediyesi olarak bir dünya küresi. Lavrov’un verdiği cevap ise soğuk, keskin ve ürkütücü: “Sınırlar belli olsun, ondan sonra hediye ederiz.” 

Belki planlanmamıştı, belki bir espri olarak düşünüldü. Ama bazı cümleler vardır ki söylendiği an, çağın ruhunu ele verir. Bu söz bana, felaket yıllarının başladığını anlatan gayri ihtiyari bir itiraf gibi geldi.

Çünkü artık dünya küresi, çocukların odasında dönen renkli bir oyuncak değil. Üzerindeki sınırlar kanla, savaşla, yaptırımlarla ve zorla yeniden çizilmek istenen bir harita. Lavrov’un cümlesi, 2026’ya girerken dünyayı bekleyen temel gerçeği özetliyor: Önce güç konuşacak, sonra hukuk; önce sınırlar zorlanacak, sonra masumiyet hatırlanacak.

Aslında işaretler yeni değil. Bundan sekiz yıl önce “Dayan Venezuela!” demiştim. O gün de sahnede aynı aktör vardı: ABD. Ekonomik baskılar, ambargolar, iç karışıklıklar… Şimdi ise Venezuela liderinin bir ABD operasyonuyla kaçırıldı. Bir ülkenin devlet başkanının kaderi bile küresel güç oyunlarının bir hamlesi haline geldiyse, artık hiçbir coğrafya güvende değildir.

Ortadoğu’nun halini anlatmaya gerek var mı? Haritalar orada da fiilen değişti, değişiyor. Devletler zayıfladı, sınırlar anlamsızlaştı, halklar yerinden edildi. Rusya ise Ukrayna’da, hem sahada hem masada büyük bir hesaplaşmanın içinde. Batı ile Doğu arasındaki gerilim, artık diplomatik cümlelerin arkasına saklanmıyor; silahların dili daha yüksek çıkıyor.

Ve Türkiye…

Türkiye tam anlamıyla bir ateş çemberinin ortasında. Güneyimiz karışık, doğumuz hassas, kuzeyimizde savaş, batımızda siyasi baskılar. Sadece sınırlarımız değil, sinirlerimiz de zorlanıyor. Ekonomik dalgalanmalar, göç baskısı, güvenlik tehditleri ve küresel güçlerin bitmeyen hesapları… Hepsi aynı anda kapımıza dayanıyor.

Lavrov’un o cümlesi bu yüzden ürkütücü. Çünkü bir çocuğa söylenmiş olsa da, muhatabı aslında bütün insanlık. “Önce sınırlar belli olsun” demek, önce kimin nerede duracağını, kimin nereden sürüleceğini, kimin ayakta kalacağını görelim demektir. Hediyeler, barış, refah… Onlar sonra gelir. Belki de hiç gelmez.

2026’ya girerken dünya, yeniden paylaşım döneminin eşiğinde. Güçlü olanın kural koyduğu, zayıf olanın haritadan silindiği yıllar kapıda. Bu yüzden artık saf olma lüksümüz yok. O masum dünya küresi talebi, bize şunu hatırlatıyor: Eğer sınırlar masa başında adaletle çizilmezse, sahada zorla çizilir. Ve bunun bedelini her zaman çocuklar öder.

Felaket yılları işte böyle başlar. Bir cümleyle. Bir tebessümle. Ve kimse “ben bilmiyordum, ben aldatıldım” diyemez.

Vesselam…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *