Rabbin huzuruna her vardığında,  dünyevî her türlü emelden arınıp başını öne eğerek elleri semaya kaldırabilmek ne güzel... Ve ne güzel kibirden uzak yaşamak? Geçmişi şöyle bir hatırlayıp, yapılan yanlışlar münasebetiyle pişmanlık duyarak şanı yüce, en büyük ve hiçbir ortağı olmayan Allah(cc)´tan af dileyenlere ne mutlu?  
 
       Sadece Ramazan ayında, kandillerde, bayramlarda değil de nefes aldığı her gün O´nun varlığı, birliği ve dirliği doğrultusunda hareket edebilenlere ne mutlu? Sevgisinin yerine O´nun sevgisini koyabilenlere, sevdiklerini O´nun adına sevip, sevmediklerini O´nun için sevmeyenlere ne mutlu?
 
       Ekmeğini, aşını ihtiyaç sahibi olanlarla paylaşabilenlere, soğuktan tir tir titreyen çocukları hatırlayabilenlere ne mutlu? Yetimi sevindirebilenlere, yaşlılara tebessüm ettirebilenlere, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını giderebilenlere ne mutlu?
 
       Gönül almayı bilenlere, insanlarla barışık yaşayanlara ne mutlu? Kalp kırmayanlara, gözyaşı döktürmeyenlere, hüzünlendirmeyenlere ne mutlu? ?Müjdeleyenlere, nefret ettirmeyenlere; kolaylaştıranlara, zorlaştırmayanlara´ ne mutlu? ?Müslüman kardeşini yardımsız bırakmayanlara´ onlarla ?bir vücudun azaları gibi´ olanlara ne mutlu?
 
       Yaralı bir güvercini gördüğünde yüreği cız edenlere, yoldan geçerken yerde dolaşan karıncaları ezmemeye çalışanlara ne mutlu? Hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmadan Allah´ın rahmetinin ve yardımının mutlaka olacağına inananlara ne mutlu...
 
       Her yokuşun ardında bir iniş, her karanlığın sonunda bir aydınlık, her bulanıklığın akabinde bir berraklık olduğuna inananlara ne mutlu? Bütün bu güzelliklerin, hoşlukların, mutlulukların, iyiliklerin, doğrulukların üzerine yarım, yanlış, eksik, sorunlu, noksan, hatalı, kırıcı, kötülükten yana her şeye estağfurullah diyebilenlere ne mutlu...
 
       Dünden ders çıkarabilenlere, bugünü heba etmeyenlere, yarından ümidini kesmeyenlere ne mutlu? Ve ne mutlu, insanlıktan uzak dünyada insan olarak kalabilenlere?