Adamın birisi ruhsal açıdan kötüler. Ümidini, coşkusunu yitirir. Karanlık, kendi içine dönük bir kişiliğe bürünür. Çevresindekiler yardım etmek isterlerse de bir şey gelmez.
Adamı hekimlere götürürler. Yapılacak bir şey yoktur, çünkü konuşmamaktadır. Çaresiz kalan hekimler sorunla uğraşırlarken birdenbire hastanın gözlerini odanın duvarında asılı duran bir tablodan ayırmadığını fark ederler. Sürekli olarak aynı noktaya bakmaktadır. Uğraşır, didinirler ve anlarlar sorunu. Karlarla kaplı bir küçük köy manzarası olan resim adamın geçmişini bıraktığı köyüne benzemektedir. Bunu kendisine söyler ve oraya gitmesi salık verirler; kapıdan çıkarken de kulağına hastalığının adını fısıldarlar:
Nostalji. Ünlü Şair Cemal Süreya nostaljiyi böyle tanımlar.
NOSTALJİ NİN SESI
Biz ailecek eskiyi ve nostaljiyi severiz. Babamla fırsat buldukça eski plakları takar 1960-1970-1980’lere gideriz. Anılar plakta tazelik verir.
Nostaljik plaklarla geçmişe dalıp gideriz. Eski 45 ve 33’lük plaklarımızla yanık, içli, bazen hareketli türkü ve şarkılar dünyasına yolculuk bizi anılara götürür.
Plaktan çıkan hafif hışırtılı ses bizi duygu kervanına taşır.
Plak hışırtısı bana göre NOSTALJİ NİN SESİDİR
Muhlis Akarsu, Aşık Veysel, Halit Arapoğlu, Bedia Akartürk, Esengül, Gülcan Opel, Neşet Ertaş, Muazzez Abacı, Mustafa Sağyaşar, Zeki Müren, Ela altın, Aşık Daimi, Gönül Akkor, ve günümüzde adı unutulan onlarca sanatçı bizim plaklarımızda ve gönlümüzde hala yaşıyor.
Bu arada zaman zaman gözümüzün dolduğu da olur. Babam ağlar. Babam plak cızırtısında gençliğine gider. Şimdi benden Zaralı Halil ve Nizipli Deli Mehmet’in plağını bulmamı istedi. Bulacağız artık.
Babam Gürün’de gençlik yıllarında gece bahçemiz Çencik bağında eniştesi Nihat Caymaz’la gramofon çaldıkları günleri anlatır.
Bendeki plak, gramofon ve eski Radyo tutkusu sanırım babadan geliyor. 2000 plaklık koleksiyonumuz var. Plak çalar da bizde maziye dalarız. Babam gençliğine ben de çocukluğuma giderim.