Eğitim camiasının yılmaz neferi muallimlerimiz açısından, 2017 Yılı Haziran mesleki çalışma ve seminer döneminin bombası elbette Resmi Gazetede yayımlanan ?Öğretmen Strateji Belgesi? oldu. Belgenin daha sunuş bölümünde; biz bakanlık olarak her şeyi yaptık fakat ?en kritik faktör? öğretmenlerdir, denmek isteniyor. İfade aynen şöyle: ?Bütün ülkelerde eğitimle ilgili değişim çabalarının uygulamaya geçirilmesinde anahtar rolün öğretmenlerde olduğu, öğretmenlerin içselleştirmediği ve benimsemediği hiçbir reform girişiminin başarılı olmadığı ve sınıf ortamına yansımadığı görülmektedir.? Bakanlık bu bilgiye sahipken; ?Öğretmen Strateji Belgesi? içeriğinin, öğretmenler tarafından içselleştirileceğini ve benimseneceğini zannetmeleri de neyin nesidir anlayamadık? MEB´in yayımladığı bu belge 2017-2023 yılları arasında öğretmen yetiştirme ve geliştirme sürecinde, yapılacak eylemleri açıklar nitelikte. Belgede 3 ana amaç altında 8 hedef ve bu hedefleri gerçekleştirebilmek için 35 eyleme yer veriliyor. Belge toplam 32 sayfa yani bir köşe yazısına sığmayacak kadar uzun. Önce belgenin adından başlayalım. Burada bir savaş terimi olan ?strateji? dikkatimizi çekiyor. Tıpkı dört yılda bir okul yönetimlerine yaptırılan ?stratejik plan? gibi. Maarif davamızı dillendirirken bile ?milli? olmayan bir kavram kullanılmasını sevmedim, sevmiyorum. ?Talebeden öğrenciye, muallimden öğretmene, maariften eğitime kesin ve keskin dümen kırışımızın kendi hikâyemiz içerisinde yarattığı kırılma ve travmalarla yüzleşebilmiş değiliz henüz.?(1) Yayımlanan belgedeki amaçlardan birinde; ?Yüksek nitelikli, iyi yetişmiş ve mesleğe uygun bireylerin öğretmen olarak istihdamını sağlamak? deniyor. Bizde keşkeee, istemeyenin gözü çıksın diyoruz. Öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimini sürekli kılmak için, öğretmenlerin gelişim ihtiyacını tespit için periyodik olarak yapılacak bir performans değerlendirme sisteminin hayata geçirileceğinden bahsediliyor ki makuldür bence. İyi çalışan ve iyi çalışmayan belirlenmeli ve aralarında bir fark elbette olmalı. Adaylık sürecinden itibaren öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişim faaliyetlerinin niteliğinin arttırılması da bir başka amaç. Böylece; öğretmenlik mesleğine yönelik algıyı iyileştirmek ve mesleğin statüsünü güçlendirmekten bahsediliyor. Bu amaçla ilişkili olarak; -Öğretmenlik mesleğinin statüsünü güçlendirmek. -Öğretmenlerin çalışma şartlarını iyileştirmek. -Kurumlar ve bölgeler arası farklılıklara göre iyileştirici tedbirler almak, -Kariyer ve ödüllendirme sistemini geliştirmek gibi hedefler belirlenmiş. Bu hedeflerin benzerleri Milli Eğitim Eski Bakanlarından Hüseyin Çelik zamanında da dillendirilmiş fakat bir arpa boyu yol alınamamıştı. Kestirmeden söylemek gerekirse; öğretmenlerin çalışmak istemediği bölgelerdeki maaşlara aylık beş yüz lira fark verirsiniz olur biter. Çözüm sözleşmeli öğretmen istihdamına gidilmesi değildir. Hele hele öğretmenlerin alımında mülakat uygulaması hiç değildir. Maalsef ?mülakat? demek; halkımızın gözünde torpil demektir. Öğretmen Strateji Belgesindeki müspet uygulamalar gerçekleşirse, öğretmen adayını bir de mülakata almaya zaten hacet kalmaz bence. ?Eğitimde başarılı olmak için öğretmen yetiştirme sisteminin, öğretmen niteliğinin, çalışma koşullarının ve öğretmen motivasyonunun bütünsel bir anlayışla ele alınması gerekir. Bu kapsamda öğretmen, öğrenci, okul ve çevre arasındaki dinamik ilişkinin sistem bütünlüğü içinde tesis edilmesi önemlidir.? Bu ifadenin altına imza atmayacak muallim pek çıkmaz. İyi de bu motivasyonu, öğretmeni her dört yılda bir sınava alarak, sürekli ?sen yetersizsin, git kendini geliştir? diyerek, ?sizin beğenmediğiniz maaşın yarısına çalışmak isteyen, dışarıda binlerce öğretmen adayı var? diyerek mi yapacaksınız? ?İçinde yaşadığımız köklü değişim süreci içerisinde öğretmenlerin görev yapacakları uzun yıllar boyunca kendilerini geliştirmeksizin sadece lisans eğitiminde elde ettikleri yeterliklerle mesleklerini sürdürmeleri etkili bir eğitim öğretim yapmalarına engel teşkil edecektir.? İfade içerisindeki ?suçlama? çok net. Oysa böyle bir tespiti olan bakanlığımızın bunun gereği olarak hizmetiçi eğitim faaliyetleri düzenlemesi gerekirdi. Eğitimcilerimizin kahir ekseriyetinin, aldığı bir diploma ile, üzerine bir şey koymadan otuz yıl çalıştığına dair sağlam deliller var mıdır, ya da bu durum sadece öğretmenler için mi geçerlidir, tüm kamu çalışanlarında durum nedir? keşke bu konularda da bilgilendirme yapılsa, ?ülkenin beyin takımı olan öğretmen ve akademisyenleri? toptan zan altında bırakılmasaydı? DEVAM EDECEK? (1)Ali AYDIN, milatgazetesi.com/boyle-ogretmen-strateji-belgesi-olmaz-makale-115741