İlk emir ?ikra!? ?Oku!? İnsanın muhatap olduğu ilk ayet, ayetin tesiri ile irkilen Nebi ?ben okuma bilmem? ve Cebrail ?seni yaratan rabbini adı ile oku!?
Mevsim Sonbahar, ilk baharı okuduk, yazı okuduk. Sonbaharı okuyoruz, kelime kelime, hece hece. Yere düşen sarı yaprağın çıtırtısını dinledikten sonra, başımız gök kubbede semanın kararsızlığını okuyoruz. Bir güneş açıyor onca günahın üstüne, Rahim tecellisi ile. Ardından yağmur yağıyor, setrediyor sanki tüm günahları, hataları.
Her yerde Esmadan bir tecelli, dağları okuyorum yol kenarında giderken bu yüzden yolculuğu seviyorum uzun uzun dağları okumak için.  Haluk Dursun  Hocanın sözleri geliyor aklıma: ´´Yol kenarında durup sırtını yasladığı henüz yeşermeye durmuş yayla çimenleri, çiçekleri, biraz daha ötede, fotoğrafın tüm arkasını tutan yalçın dağın önünde, ayakta dimdik duruyor... Dağa bakıyorum, Süphan olabilir mi, Munzur mu... Dağları çok severim. Üzerinde karlar henüz erimemiş, mayıs mı, haziran mı, yamaçlar yemyeşil, kim bilir kaç çeşit şelale çağlamaktadır bağrında, kaç çeşit, servi, kayın, meşe, kolkola o dağları beklemektedir... Yerlerde çoban yastıkları, kevgenler, kına otları...´´
Belli ki kâinatı çok okuyor Haluk Dursun hoca...
 
Sonra bir bakıyorsun çimenlerde otlayan bir koyunun kuzusuna merhameti, aynı anne şefkati. Annelerin şefkatini okumaya başlıyorsun,´´ikra´´ emri ile böyle bir merhametin karşısında gözlerin doluyor. Tüm anneleri merhamet sahibi biliyorsun ta ki biri iki, biri dört yaşındaki iki kız kardeşi görene denk. Oyun oynuyorlar. Onları bir müddet izledikten sonra babaanneleri ile konuşuyorum başlıyor anlatmaya:
Küçük bilmiyor annesini, gittiğinin bile farkında değil, ama büyük her gün anne diye ağlıyor. Yüreğim daralıyor. Ve bir avuç şeker veriyorum büyük kızın avucuna, bir avuç şeker annesizliğin acısını dindirir mi? Sonra hüznü de okuyorum adı büyük kendi küçük kızın gözlerinden.
Tüm merhametsizlikten merhametin sahibine ulaşmak için bir hadis okuyorum İKRA emri ile:  ?Allah rahmeti yüz parça yaratmış, doksan dokuzunu kendi nezdinde tutmuş, yeryüzüne bir parçasını indirmiştir. İşte mahlukat bu bir parçadan dolayı birbirlerine merhamet ederler.
Rahman ve Rahim olan ALLAHIN merhametini okuduktan sonra devam ediyorum okumaya: İnsanı alak dan yaratmıştır. Oku! Kalemle (yazmayı) öğreten, (böylece) insana bilmediğini bildiren Rabbin sonsuz kerem sahibidir.
Kalemle yazmayı nasip eden, Allaha şükür, hak ve hakikati yazdırması için, hep dua ediyorum.
Bir ömrün içine ne sığarsa niyet ediyorum okumaya, Ayet oku, Hadis oku, Siyer oku, Fıkıh oku, Kâinatı oku, insanı oku. Kitap oku, güneşi, ayı, yıldızı, yağmur damlasını oku, toprağı, tohumu oku. Kendini tamamlamış, hissine hiçbir zaman kapılmadan her şeyi oku...
Sonra ALAK süresine tekrar dönüyorum 6,7ci ayetleri okuyorum.
Hayır, insan kendini yeterli gördüğü için mutlaka azgınlık eder.
İlk emir oku olan bir surenin devamı ´´kendini yeterli görme ´´...
Oldum diye ´´kibire´´ kapılmadan kastedilen meseleyi okumak duası ve niyetiyle.