Sivas’ta saat tamirciliği mesleğini sürdüren Tahir Altan, zanaatına henüz 7 yaşındayken dayısının yanında çırak olarak adım attı. Askerlik çağına kadar tezgah başında mesleğin inceliklerini öğrenen emektar usta, vatani görevini tamamladıktan sonra 1980 yılında kendi iş yerini açtı. Tam 46 yıldır aynı heyecanla saatlerin mekanizmalarına hayat veren Altan, değişen zamana rağmen mesleğini tutkuyla sürdürmeye devam ediyor.

Genç Kuşağın Aile Yadigârı Merakı

Gelişen dijital çağa ve akıllı saatlerin yaygınlaşmasına rağmen eski eşyalara olan ilginin azalmadığını vurgulayan Altan, özellikle genç neslin nostaljik ürünlere yoğun bir yönelim gösterdiğini belirtiyor. Gençlerin; anne, baba, dede ve anneannelerinden kalan hatıra değeri yüksek kurmalı veya otomatik kol ve duvar saatlerini tamir ettirmek için sık sık dükkânına getirdiğini ifade eden Altan, bu durumun geçmişe duyulan saygının bir göstergesi olduğunu dile getiriyor.

Avrupa’ya Uzanan Nostalji Talebi

Mekanik saatlerin yalnızca kentte değil, yurt dışında da büyük talep gördüğüne dikkat çeken saat ustası, özellikle gurbetçi vatandaşların Sivas ziyaretlerinde kurmalı saatler satın alıp Almanya’ya götürdüklerini aktarıyor. Avrupa’da bu tür saatlerin artık pek bulunmadığını, oradaki insanların bu ürünleri ya hediye etmek ya da meraklılarına satmak için yoğun ilgi gösterdiğini söylüyor.

Divriği Mahir Eller Kadın Kooperatifi, kültürü geleceğe taşıyor
Divriği Mahir Eller Kadın Kooperatifi, kültürü geleceğe taşıyor
İçeriği Görüntüle

Çırak Yetişmiyor Ama Meslek Bitmez

Mekanik saatlerin sökülüp onarılabildiğini ancak yeni nesil saatlerin bozulduğunda çöpe gittiğini belirten usta, en büyük sorunun çırak yetişmemesi olduğunu kaydediyor. Kendi dönemlerinde bu işi maddiyat için değil meslek aşkıyla öğrendiklerini hatırlatan Altan, günümüzde gelenlerin doğrudan ücret sorduğunu dile getiriyor. Ustalık sürecinin birkaç aylık kurslarla kazanılamayacak kadar derin bir tecrübe gerektirdiğini aktaran zanaatkâr, tüm zorluklara rağmen mesleğin tamamen yok olmayacağına inanıyor.

Muhabir: Selim Çetinkaya