(6)
Döner yâda meyil verir mi yar yar**
deyip kesiyor. Bakıyor ki, seher yelinden de haber yoktur, yola devam. Yürüyor, yürüyor gidiyor ama Karaman’a varıyor, onlara yetişiyor. Karaman dağından, Kanlı Mağara’dan geçecek. Kız tılsımlı. Mahmud’u görünce kılıcını çekiyor.
-Mahmut Mahmut! Yol ver gideceğim, iki biçerim diyor.
Şaka ediyor belliyor Mahmut. Kız diyor ki:
-Mahmut, yemin ettim, Gence’den içeri gireceğim.
Kılıcı çekiyor. Mahmud’un kulağından aşağı çalıyor. Cadı karı bir yandan tılsım veriyor… Kıza hiç bir şey kâr etmiyor. Fakat Mahmud’un kanı akınca tılsım bozuluyor. Atından aşağı iniyor, yağlığını çıkarıyor Mahmud’un kanlarını siliyor. Mahmut öyle boylu boyunca yatıyor. Mahbup Sultan’ın içi bulgur kazanı gibi kaynıyor. Alıyor bakalım orada Mahmud’a ne söylüyor.
Dağlar al giyinmiş deryalar kara
Vücudum sağ değil sinem hep yara
Taze pek civandın kıyamam yare
Dilim tutmaz öldü demem Mahmut oy
Şu dağlar olmasaydı
Çiçeği solmasaydı
Ölüm Allah `ın emri
Ayrılık olmasaydı

Ben de bildim Mahmut gitti ölüme
Ateş düştü bu şanıma gülüme
Kanlı perçemini alam elime
Gün doğanda gün batana Mahmut oy
Kunduram üçtür
Ucu gümüştür
Neye el atsam
Ellerim boştur

MAHBUBÎ’yem çok ağladım gülmedim
Akıttım da didem yaşı silmedim
Canım çıksın yar kadrini bilmedim
Dilim tutmaz öldü demem Mahmut oy
Üzümü bağlardan al
Gözyaşın çağlardan al
Ben ölürüm ölmeye
Haberi sağlardan al yar***
deyip umudunu kesiyor, yamçıyı üstüne çekiyor. Parmağındaki yüzüğü çıkarıp Mahmud’un parmağına geçiriyor. Babası onu bir devletten haraç yerine almış. Onun yüzüğünü de kendisi takıyor. Atına binip doğru gidiyor. Gence’den içeri varıyor. Tabiki Cadı karısı kendisinden önce oraya varıyor. Kızın geldiğini görünce;
-Mahpup Hanım kurbanın olayım geldin mi, diyor.
-Geldim ya nine, diyor kız. Ben yere inmem, senin kucağına ineceğim.
-Yavrum in bakalım kızım, diyor.
Mahbup Sultan atından inerken hemen hançerini çekip, 
-Bana sebep oldun bari başkasına sebep olma, 
deyip Cadı karısını orada gebertiyor.
Biz haberi verelim Mahmut’tan...
Evvelden şehirden şehre mal götürüp satan bezirgânlar varmış. Bunlar oğlanın yaralandığı mağaranın önünden geçerken burada konaklamak istiyorlar. Bezirgânbaşı birini gönderiyor.
-Git, bir yokla bakalım hele, mağarada harami var mı? Eğerki birileri varsa, biz başka yerde konaklayalım. 
Adam gidip bakıyor ki, boylu boyunca birisi yatıyor, bir delikanlı, bıyıklı, babayiğit.
-Bunu diyor, dost yakalasa bu hale düşürmez. Ne haldir Ya Rabbi! Allah Allah bunda bir hin oğlu hinlik var. 
Bakıyorlar ki oğlan sağ. Hemen devenin birinin yükünü boşaltıyorlar, bir ata yüklüyorlar. Devenin üstüne güzelce bir yer hazırlıyorlar, oğlanı yatırıyorlar. Haydi bakalım, yola devam..
O kervancının da bir kızı varmış, Gülben isminde. Bakıyor ki, babasının katırı geliyor. Hemen bunları karşılıyor. Devenin üstünde yatan oğlanı görüyor. Oğlanı görüyor ama aklı başından gidiyor. “Bu benim nasibim.” diyor içinden, bunu alıp götürüyor evinin üst katına yatırıyor. Soruyor, amma cevap alamıyor oğlandan. Bezirgân yükleri indiriyor, kızının yanına geliyor. 
-Kızım diyor, konuğu ne yaptın?
-Konuk rahat baba diyor. Doktor getirdim yaralarını sardırdım, rahat, diyor.
 DEVAMI YARIN
*Çukurova makamıyla okunmuştur.
*Derbeder makamıyla okunmuştur.