Hantal ve bir işin nasıl yapılacağını değil neden yapılamayacağını açıklamakla yetinen bir bürokrasi var.
Bürokratlar, haksızlığa uğrayana yardım etmek yerine savsaklıyor. Çünkü elde ettikleri makamlara layık değiller.
Bürokratlar, kendi liyakatleri ile değil de, partinin yalakası kartvizitiyle sahip oldukları makamdan sadece nemalanıyorlar...
Ak Parti döneminde olduğu kadar kayırılmış ama tabansız ve yüreksiz bürokrat kadrosu hiç bir dönemde yoktu.
Müdür olan genel müdür olmak için masanın altına saklanıyor, kimseye ve bilinçli olarak yardım etmiyor, amirinin kuşunu kaldırarak genel müdür olma yolları arıyor.
Bunlarla birinci dereceden aynı mayaya sahip üniversite kadroları da aynıdır. Daha vahimi, hattâ iğrenci; yüzlerine bakmadıkları dertli insanların kendilerine yönelik bir eleştirisi olduğunda, "Bu bizim partili değil, yahut iktidarımıza düşman..." demek gibi bir karaktersizliğe de düşüyorlar. Cevval ve kişilikli adam çok az.
Çok yükselişler ve düşüşler gördük...
Düşerlerse, şu an başkalarına reva gördükleri her şey inanın aynıyla başlarına gelir. Bize rüzgâra göre değil, icabında fırtınaya karşı da adam gibi adam kalanlar gerek. Onları da görememekteyiz.
Ne dersin sayın ve icabında pek de möhterem Genel müdürüm, yine hükümetinize ve iktidarınıza çakmış mı oldum? Çakmışsam da çakmışımdır, dert değil.
Al eline telefonu jurnallemeye başla...
Ben bu neviden kadroların Paralel Yapı ile mücadele ettiklerine de inanmıyorum…
Başaracaklarına da itimadım yoktur.