Geçen yazıda Öze dönüş ile devam edeceğimi söylemiştim. Düşünüyorum da insanın ''Özü'' ile ilgili ne kadar çok tavsiye var. Yazılan çizilen şeyler var. Öz saygı, Öz şefkat. İ nsanın en uzun yolculuğu kendi ile olan yolculuğudur!

Kendi yolculuğuna çıkamayan, kimsenin yolculuğuna şahitlik edemez. Öz benliği fark etmek, tüm sosyal kimlikleri bir yana bıraktığın zaman geriye kalan öz benlik bu insanın en yalın hali. Öz şefkat insanın kendisini sarıp sarmalama hali. Sürekli eleştirel bir sesle kendimize seslenirsek, kendimize en büyük haksızlığı yapmış oluruz. Kişi başkaları tarafından yapılan hataları affederken, bazen kendi hataları ile kavga eder. Biz insanız kusursuz olan sadece Rabbi Rahim olan Allah arada kendi sırtımızı da sıvazlamamız lazım.

İnsan her gün duygularla dans etmekte ve hissettiği hiç bir duyguyu bastırmadan yaşamanın yolunu bulmalı. Öz şefkati başarabilen insan artık daha huzurlu çünkü insanın kendisinin de sevgiye şefkate ihtiyacı var. Kendini onaylayan insan, zihin hapishanesinden kurtulacak. Öze dönen insan güzel ilişkiler de kurmayı başaracak, önce eşi ile kurduğu ilişki düzelecek sevgi, saygı dolu, birbirinden enerji çalmadan, acı ile geçmişin yükleri ile beslenmeden bir ilişki. Geçmiş dönemlerde ''Evdeki Adem ile anlaşamayan alemle anlaşamaz'' diye bir yazı yazmıştım. O yazıya atıfta bulunayım. Yazının başlığı ve içeri benim için önemini korumakta. Çünkü belki de en hassas olan ilişki eş ile kurulan ilişki, makamınız, mevkiniz ne olursa olsun erkek olsun kadın olsun eşinizin yanında sadece eşsiniz bu kadar. Önce kendinizle kurduğunuz dil ve eşinize kullandığınız dil, sonra çocuklarınızla aranızdaki dil, daha sonra anne, baba, kardeşinizle kurduğunuz dil aslında sizi tanımlıyor. Öz diliniz bu. Sosyal hayatta kısa süreliğine birlikte olduğunuz insanlarla kurduğunuz dil en kolayı. Dışarıda tiyatral yaşam insanı yorar, duygulardan kaçmadan sadece el iyisi değil ev iyisi bununla da yetmez, kendine de iyi olmak lazım hiç şüphesiz.

O zaman!

Kendi kuyusunun derinliğini fark edip, aynı zamanda dışarıdan gelen ip ne kadar uzun olursa olsun, ipe sarılan kuyudan kurtulur. Bunun bilincinde olmak lazım. Kendimizi iyimizle kötümüzle kabullenip, kendi yolculuğumuz için bir adım atalım. Kendine inananlar başardı, kendini sevenler başkasını da sevebilir. Ağaçlar her mevsim çiçek açmaz! Çiçek açar, yeşillenir, meyveye durur, yaprak döker hepsi ağaç için yaşama dahil hallerdir. O zaman yeniden, her konu da kendimize inanalım ve özümüzle ilgili her şeyi kabullenelim.

Ve bizimde şefkate ihtiyacımız olduğunu kabul edelim .

Bir sonra ki yazı da buluşmak niyeti ve duası ile .